TÜRK-İŞ Mayıs ayı verilerini açıkladı - İşte açlık ve yoksulluk sınırında yeni rakamlar!

TÜRK-İŞ Mayıs ayı verilerini açıkladı. Açlık sınırı 35 bin TL'yi, yoksulluk sınırı ise 114 bin TL'yi aştı. İşte Türk-    İş'in açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçları…

TÜRK-İŞ Konfederasyonu her ay düzenli olarak yayımladığı açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının Mayıs ayı sonuçlarını açıkladı.

TÜRK-İŞ Konfederasyonu çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişimlerinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay düzenli olarak açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını yayımlıyor. Mayıs ayı verilerini yayımlayan TÜRK-İŞ açlık sınırının 35 bin TL’yi, yoksulluk sınırının ise 114 bin TL’yi aştığını duyurdu.

İşte yayımlanan veriler

2026 Mayıs ayı açlık ve yoksulluk sınırı verilerinin sonuçları şöyle;

  • Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı olarak ifade edilen açlık sınırı 35 bin 174,85 TL’ye, yükseldi.
  • Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı olan yoksulluk sınırı ise 114 bin 576,10 TL’ye yükseldi.
  • Bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 45 bin 488,25 TL’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ tarafından yapılan açıklamada, ‘TÜRK-İŞ tarafından yapılan hesaplamalara göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gerekli aylık gıda harcaması son bir ayda 588 TL artmıştır. Aylık artışların birikimli etkisi sonucunda, yılın ilk beş aylık döneminde aile bütçelerine yansıyan ilave mutfak harcaması 3.950 TL’ye ulaşmıştır. Temel ihtiyaçların karşılanmasını giderek zorlaştıran bu gelişmeler, ücretli çalışanlar ile emeklilerin geçim koşullarının daha da ağırlaşmasına yol açmaktadır. Bu çerçevede, ücret gelirlerinin yalnızca gerçekleşen enflasyon oranı dikkate alınarak belirlenmesi yeterli olmamaktadır. Çalışanların ve emeklilerin satın alma gücünün korunması, gelir dağılımındaki bozulmanın önlenmesi ve yoksulluğun azaltılmasına katkı sağlanabilmesi için ücret politikalarının daha geniş bir sosyal ve ekonomik çerçevede ele alınması gerekmektedir’ ifadelerine yer verildi.