Kayseri'de 'çocuk istismarı' konulu seminer düzenlendi

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Hülya Öztekin, Dünya Sağlık Örgütü'nün rakamlarına göre her yıl yaklaşık bir milyar çocuğun istismara ya da şiddete uğradığını söyledi.

Kayseri'de 'çocuk istismarı' konulu seminer düzenlendi

ERÜ İletişim Fakültesi ve Kayseri Gazeteciler Cemiyeti iş birliğiyle cemiyet binasında "Çocuk İstismarının Medyada Temsili ve Çocuk İstismarının Dijital Bileşenleri" semineri düzenlendi.

Doç. Dr. Hülya Öztekin, seminerde yaptığı konuşmada, "çocukların ekonomik istismarına" dikkati çekti.

Çocukların dilendirildiğini, mendil sattırıldığını, reklamlarda, sinema ve dizi filmlerde, sosyal mecralarda bir meta olarak kullanıldığını belirten Öztekin, "Özellikle son yıllarda sosyal medyada 'Instagram anneleri' diye bir kavram çıktı. Bunlar çocuklarının videoları, fotoğrafları, komik anları üzerinden takipçi toplamaya ve takipçiler vasıtasıyla da ekonomik kazanç elde etmeye başlıyor. Aslında bu da ekonomik sömürünün, istismarın ta kendisi. Toplumsal bir farkındalık olmadığı için hepimiz bu hesapları ilgiyle ve belki de merakla ya da gülümseyerek takip ediyoruz." diye konuştu.

Öztekin, dünyadaki verilere baktıkları zaman çocuk istismarıyla ilgili durumun çok vahim olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Dünya üzerinde, Dünya Sağlık Örgütü'nün rakamlarına göre her yıl yaklaşık bir milyar çocuk ya da her iki çocuktan biri istismara ya da şiddete uğruyor. Yine dünya üzerindeki 4 çocuktan 3'ü, ya da 2 ile 4 yaş arasındaki 300 milyon çocuk, bizzat ebeveynleri ya da onlara bakmakla sorumlu olan bakıcıları tarafından duygusal ya da fiziksel istismara uğruyor. Dünyada psikolojik ya da duygusal istismar çok yaygın görülüyor. Onun akabinde fiziksel, cinsel, ihmal ve ekonomik istismar diye sırayla gidiyor."

- "Travma ömür boyu sürüyor"

ERÜ İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Vahit İlhan da internetin çocukları hedef haline getirdiğini, bu noktada medyaya çok önemli görevler düştüğünü ifade etti.

Medyanın bu tür haberleri ele alırken çok hassas olması gerektiğini dile getiren İlhan, araştırmalarda, çocuk içerikli haberlerde, olayların belli yönlerinin ön plana çıkarıldığı, mağdur çocuğun gösterildiği, isminin zikredildiği ve adresinin verildiğini gördüklerini aktardı.

İlhan, yaptıkları görüşmelerde, o çocuğu devletin neredeyse kaybettiğini gördüklerine değinerek, şöyle devam etti:

"Aileler bu işin içindeyse aile başka şehre gidiyor. Yeni bir dünya kurmaya çalışıyorlar ama biz onu afişe ettiğimiz zaman ikinci darbeyi yemiş oluyor. O yüzden, o çocuğu, ismini, ailesini, adres bilgilerini paylaşmak, yaşadığı yeri tarif etmek, bu anlamdaki en temel sorunlardan biri. Biz onu afişe etmeyeceğiz. Bu, çocuğun fiziksel istismarı da cinsel istismarı da olsa fark etmiyor. O yüzden çocuk istismarı haberlerinde gerçekten dikkat etmemiz gerekiyor çünkü travma ömür boyu sürüyor. Bir insanın hayatından bahsediyoruz ve belki bizim bir dokunuşumuzla ikinci ağır darbeyi alarak toparlanamayacak."

En büyük yanlışın, tacizcinin veya tecavüzcünün dilinden haberi anlatmak olduğuna işaret eden İlhan, meydanın özellikle istismar konusuna prim vermemesi ve etik davranması gerektiğini belirterek, bunun üzerinden reyting almaya çalışmanın da doğru olmadığını sözlerine ekledi.

Bülten