Kayseri'nin faylarında ne kadar enerji var? Bilim insanından kritik açıklama!
Kayseri'nin fay hatlarıyla ilgili çarpıcı bir bilinmezlik gündeme geldi! Geçmişte binlerce can alan depremlerden sonra yerin altında ne kadar enerji kaldı? Faylar yeniden kırılabilir mi? Deprem tehlikesi gerçekten geçti mi? İşte bilim insanının dikkat çeken açıklamaları...
Kayseri’de milyonlarca insanı ilgilendiren deprem tehlikesine ilişkin önemli bir soru yeniden günde geldi. Kentin geçmişinde yaşanan büyük felaketler, bugün hâlâ yanıtlanamayan bir bilinmezliği ve Kayseri için olası riski beraberinde getiriyor. Fay hatlarının ne kadar enerji biriktirdiği, geçmiş depremlerin bu enerjiyi ne ölçüde açığa çıkardığı ve olası bir sarsıntının hangi fay üzerinde meydana gelebileceği tartışılırken, deprem bilimci Prof. Dr. Hüsnü Serdar Akyüz’ün açıklamaları Kayseri açısından kritik ayrıntıları gözler önüne seriyor.
Kayseri’nin altında ne kadar enerji var?
Kayseri’nin deprem geçmişiyle ilgili yapılan bilimsel değerlendirmeler, özellikle Erciyes ve Erkilet fayları yeniden gündeme geldi. Ancak sorun, bu fayların şu an ne kadar hareketli olduğundan ziyade, geçmişte yaşanan büyük depremlerin geride ne bıraktığı.
Prof. Dr. Hüsnü Serdar Akyüz'ün açıklamalarına göre, Kayseri'de yüzlerce yıl önce meydana gelen iki büyük depremin hangi faylardan kaynaklandığı henüz kesin olarak belirlenemedi. Bu durum, söz konusu sarsıntıların faylarda biriken enerjiyi ne ölçüde açığa çıkardığı sorusunu da yanıtsız bırakıyor.
Binlerce can kaybı! Peki, hangi fay kırıldı?
Kayseri'nin deprem geçmişindeki en ağır felaketlerden biri 1717 yılında yaşandı. Tarihi kaynaklarda 5 bin ile 8 bin arasında kişinin hayatını kaybettiği aktarılırken Erkilet, Molu, Kızık, Saraycık ve Mancusun çevresinde büyük yıkım meydana geldiği ifade ediliyor.
Dönemin kayıtlarında Erkilet Fayı'nın kırıldığına ilişkin anlatımlar bulunuyor. Ancak aradan 309 yıl geçmesine rağmen bu büyük depremin kaynağı bilimsel olarak kesinleştirilemedi.
Üstelik Kayseri'nin deprem geçmişindeki tek büyük felaket bu değildi. 13 Ağustos 1835'te meydana gelen bir başka depremde de tarihi kayıtlara göre 600 ile 1064 arasında kişi hayatını kaybetti. Bu sarsıntının hangi fay üzerinde gerçekleştiği ve kırılmanın boyutu da belirsizliğini koruyor.
Erciyes ve Erkilet faylarında kritik ayrıntı!
Kayseri çevresindeki Erciyes ve Erkilet fayları, Orta Anadolu Fay Zonu içerisinde değerlendiriliyor. Prof. Dr. Akyüz'ün paylaştığı bilgilere göre bölgedeki fayların yıllık hareket hızı yaklaşık 1 milimetre. Bu rakam, Kuzey Anadolu Fayı'nın hareket hızının yaklaşık yirmide birine karşılık geliyor. Ancak hareket hızının düşük olması, fayların deprem üretmeyeceği anlamına gelmiyor.
Bu nedenle fayların geçmişte hangi aralıklarla kırıldığının ve büyük depremlerin hangi bölümleri etkilediğinin belirlenmesi önem taşıyor.
Kayseri için asıl kritik soru!
1717 ve 1835 yıllarında meydana gelen büyük depremler, faylarda biriken enerjinin tamamını açığa çıkardı mı yoksa bu sarsıntıların ardından gerilimini koruyan fay bölümleri bulunuyor mu? Prof. Dr. Akyüz'ün açıklamalarında öne çıkan en önemli belirsizlik bu noktada ortaya çıkıyor. Her iki depremde de fayların ne ölçüde kırıldığı bilinmediği için biriken enerjinin ne kadarının açığa çıktığı hesaplanamıyor.
Bu durum, Kayseri'de yakın zamanda büyük bir deprem meydana geleceği anlamına gelmiyor. Ancak geçmiş depremlerin faylar üzerindeki etkisi kesin olarak belirlenmeden deprem tehlikesinin ortadan kalktığı da söylenemiyor.
Akyüz, depremin zamanı ve büyüklüğüne ilişkin bilimsel temeli olmayan tahminlere tepki göstererek kişisel öngörülerin bilgi kirliliğine neden olduğunu vurguladı.


