Kayseri'nin deprem riski masaya yatırıldı: Kritik uyarılar geldi

Kayseri'de düzenlenen deprem çalıştayında kentin olası afetlere karşı hazırlığı ele alındı. Akademisyenler ve yetkililer, özellikle yapı güvenliği ve zemin koşullarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından Kayseri’de ‘Kayseri Deprem Paneli ve Çalıştayı’ düzenlendi. Çalıştayda konuşan TMMOB Kayseri İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şube Başkanı Süleyman Varol, ‘Hedefimiz yalnızca deprem sırasında yıkılmayan bir Kayseri değil, depremden sonra da yaşanabilen, üretebilen ve yeniden ayağa kalkabilen bir Kayseri olmalıdır’ dedi.

Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya Vali Yardımcısı Ömer Tekeş, Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, TMMOB Kayseri İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şube Başkanı Süleyman Varol, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Süleyman Varol, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu ve Kayseri’nin de bu gerçeğin dışında olmadığını belirtti. Deprem olmadan önce bilimsel verilerin ortaya konulması, risklerin belirlenmesi ve çözüm üretilmesi gerektiğini ifade eden Varol, ‘Depremi konuşmak için depremin olmasını bekleyemeyiz. Deprem olduğunda artık konuşma değil, müdahale zamanı gelmiş demektir. Bizim sorumluluğumuz deprem olmadan önce bilimsel verileri ortaya koymak, riskleri belirlemek ve çözüm üretmektir’ dedi.

Kayseri'nin deprem riski masaya yatırıldı: Kritik uyarılar geldi

6 Şubat 2023 depremlerinin önemli dersler içerdiğini belirten Varol, depremin yalnızca doğal bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Zemin koşulları, yapı kalitesi, mühendislik hizmetleri, yapı denetimi, kent planlaması, altyapı ve afet hazırlığının depremin sonuçlarını belirlediğini kaydeden Varol, ‘Deprem bir doğa olayıdır ancak yıkımın boyutu hesaplanamaz değildir. Bu nedenle bizim mücadelemiz depremle değil, deprem karşısındaki kırılganlığımızla olmalıdır’ ifadelerini kullandı.

TMMOB Kayseri İl Koordinasyon Kurulu olarak 6 Şubat depremlerinin ardından Kayseri’nin deprem riskini değerlendirmeye yönelik çalışmalar yaptıklarını anlatan Varol, farklı mühendislik disiplinlerinin katkılarıyla hazırlanan Kayseri deprem raporunun 15 Mart 2023’te kamuoyuyla paylaşıldığını belirtti. Raporda faylardan zemin özelliklerine, yapılaşmadan yapı güvenliğine ve alınması gereken önlemlere kadar birçok konunun ele alındığını ifade eden Varol, düzenlenen panel ve çalıştayın da bu çalışmaların devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

Kayseri’nin deprem riskinin yalnızca fayların varlığı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Varol, fayların yanı sıra zemin koşulları, yapı stoku ve kentleşme biçiminin de birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti. Zemin büyümesi, sıvılaşma, zemin-yapı etkileşimi ve mikro bölgeleme çalışmalarının önemine dikkat çeken Varol, kentteki yapı stokunun durumunun belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

Varol, hangi binaların incelenmesi gerektiğinin, hangi bölgelerin öncelikli olduğunun ve hangi yapıların güçlendirilerek hangilerinin yenilenmesi gerektiğinin kapsamlı yapı envanteri ve bilimsel performans değerlendirmeleriyle ortaya konulabileceğini belirtti. Kentsel dönüşümün yalnızca eski binaların yıkılıp yerlerine yenilerinin yapılmasından ibaret olmadığını dile getiren Varol, ulaşım, altyapı, sosyal donatılar ve afet sonrasında yaşamın sürdürülebilirliğinin de planlamaya dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

Bir kentin depreme dayanıklılığının yalnızca binaların ayakta kalmasıyla ölçülemeyeceğini belirten Varol, hastanelerin ve okulların kullanılabilir durumda olması, su, enerji ve iletişim hizmetlerinin devam etmesi, ulaşım yollarının açık kalması ve sanayi üretiminin sürdürülebilmesinin de önemli olduğunu kaydetti. Kayseri’nin sanayi ve üretim kapasitesine dikkat çeken Varol, organize sanayi bölgelerinin, enerji ve ulaşım altyapısının, lojistik sistemlerin ve üretim kapasitesinin afetlere karşı dayanıklı hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Varol, ‘Hedefimiz yalnızca deprem sırasında yıkılmayan bir Kayseri değil, depremden sonra da yaşanabilen, üretebilen ve yeniden ayağa kalkabilen bir Kayseri olmalıdır’ diye konuştu.

Altun: Deprem Gerçeği Tek Bir Meslekle Ele Alınamaz

Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun da deprem konusunun farklı mühendislik disiplinlerinin katkısıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Jeoloji, jeofizik, inşaat ve makine mühendisliği alanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Altun, ‘Deprem gerçeği sadece bir mesleğe mal edilemez. Onun bir bütün olarak ele alınması lazım’ dedi.

Kayseri'nin deprem riski masaya yatırıldı: Kritik uyarılar geldi
Zemin koşullarından depremin meydana geldiği noktalara kadar birçok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Altun, inşaat mühendislerinin temel hedefinin deprem sırasında can kaybını önleyecek güvenli yapılar tasarlamak olduğunu söyledi. Altun, ‘Amacımız belli. Muhtemel depremde insanların can kaybına izin vermeyecek şekilde hasar oluşmaması, ancak ekstrem büyük yıkıcı depremlerde de insanların burnu kanamadan tahliye edilme imkanını sağlayacak tasarımın ortaya konulması bizim hedef tasarım sürecimizdir’ ifadelerini kullandı.
Dünyanın farklı deprem kuşaklarında yer aldığını belirten Altun, faylarda biriken enerjinin belirli zamanlarda ciddi deprem hareketlerine neden olabildiğini söyledi. Deprem gerçeğinin bilimsel çalışmalarla ele alınması ve çözüm önerilerinin ortaya konulması gerektiğini kaydeden Altun, Kayseri’nin depremselliğinin dikkate alınarak gerekli hesaplamaların yapılmasının önem taşıdığını ifade etti.

Dirençli şehirler oluşturmanın yalnızca bina inşa etmekle sınırlı olmadığını vurgulayan Altun, zemin koşullarına ilişkin çalışmaların yeni yapılacak binalara ve mevcut yapı stokuna yansıtılması gerektiğini belirtti. Mevcut yapıların da incelenmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyleyen Altun, olası yıkıcı bir deprem karşısında zamanın sınırlı olacağına dikkat çekti.

6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen çalışmalara da değinen Altun, kısa sürede şehirlerin yeniden ayağa kaldırılmasının kolay olmadığını ifade etti. Altun, depremden etkilenen bölgelerde yürütülen çalışmalar nedeniyle devletin gösterdiği çabanın önemli olduğunu belirterek, ‘Bu kadar kısa bir zaman diliminde böyle dirençli şehirleri tekrardan oluşturabilmek her ülkenin yapacağı, her toplumun yapacağı bir çalışma süreci değildir. Burada devletimize biz ne kadar teşekkür etsek azdır’ dedi.

Tekeş: Deprem Olmadan Önce Önlem Alınmalı

Vali Yardımcısı Ömer Tekeş ise meslek hayatı boyunca Elazığ ve İzmir depremleri ile Manavgat yangını ve Kastamonu, Bartın ve Sinop’taki sel afetlerinde görev yaptığını belirtti. Son olarak Kahramanmaraş merkezli depremlerde görev aldığını anlatan Tekeş, afetlerde müdahale kapasitesinin yanı sıra afet öncesinde alınacak önlemlerin de büyük önem taşıdığını söyledi.

Afet sonrasında çadır kentlerin ve konteyner kentlerin kurulması, altyapının hazırlanması, yardımların ulaştırılması ve personel görevlendirilmesi için ciddi kaynak ayrıldığını belirten Tekeş, bu çalışmaların afet öncesinde alınacak önlemlerin önemini ortaya koyduğunu ifade etti.

Elazığ depremi sonrasında yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarına değinen Tekeş, bazı bölgelerde zemin sıvılaşması ve zemin sorunları nedeniyle yıkılması planlanan yapı sayısından daha fazla binanın yıkıldığını anlattı. Tekeş, ‘Bizim burada yıkılması gereken bağımsız bölüm normalde 18 bin. Ama biz 30 bine yakın bağımsız bölümü yıkıyoruz. Niye? Çünkü bazı yerlerde zemin sıvılaşması olan, zeminde sıkıntı olan yerler var. Biz buraları temizleyelim, Elazığ tertemiz olsun’ sözlerini aktardı.

Türkiye’nin aynı dönemde farklı afetlerle karşı karşıya kalabildiğini belirten Tekeş, bu nedenle risklerin önceden doğru tespit edilmesi ve buna göre hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Elazığ’da 2020 yılında meydana gelen depremin ardından yapılan yatırımların önemine dikkat çeken Tekeş, bu çalışmaların sonraki depremlerde olası zararların azaltılmasına katkı sağladığını ifade etti.

Yapıların güvenliğinin sağlanmasında mevzuatın yanı sıra uygulamanın da önemli olduğunu vurgulayan Tekeş, yapı denetim süreçlerinin doğru yürütülmesi ve mühendislerin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini kaydetti. Tekeş, ‘Normal şartlarda kanunlara, kurallara uysak hiçbir şekilde depremde ya da yangında bir sıkıntıyla karşı karşıya kalmayız. Yapı denetimcimiz bu işi doğru takip etse, mühendislerimiz bu konuda elini vicdanına koysa bundan sonra ülke olarak hiçbir sıkıntı yaşamayız. O yüzden bugünkü çalıştay çok önemli’ dedi.