- Haberler
- Güncel
- Kayseri'den Türkiye gündemine dair sert açıklamalar! Arıkan erken seçim sinyalini verdi
Kayseri'den Türkiye gündemine dair sert açıklamalar! Arıkan erken seçim sinyalini verdi
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan Kayseri Gazeteciler Cemiyeti ziyaretinde ekonomiden erken seçim ihtimaline, sistem tartışmalarından dış politikaya kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Arıkan ayrıca Kayseri'nin ülke ekonomisine önemli katkı sağladığını ancak hak ettiği değeri görmediğini de açıkladı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti. Cemiyet Başkanı ve basın mensuplarıyla bir araya gelen Arıkan, Türkiye’nin ve Kayseri’nin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Genel başkanlığı döneminde Türkiye’yi karış karış gezdiğini belirten Arıkan, yaklaşık iki yıllık süreçte Ankara’da kaldığı gün sayısının şehir dışında geçirdiği gün sayısından daha az olduğunu ifade etti. Arıkan, 81 ili ziyaret ettiğini ve bu süreçte 200’den fazla il ziyareti gerçekleştirdiğini söyledi. Son olarak Erzurum, Ardahan, Kars ve Iğdır’ı ziyaret ettiğini belirten Arıkan, Iğdır’dan Kayseri’ye geldiğini ve Doğu Anadolu’daki vatandaşların ve basın mensuplarının mesajlarını Kayseri’ye taşıdığını ifade etti.
Memleketin fotoğrafı iyi değil
Türkiye’nin farklı bölgelerinde vatandaşlarla bir araya geldiğini anlatan Arıkan, Zonguldak’ta madene indiğini, Konya’da biçerdöver kullandığını, Karadeniz’de zirai don olayından etkilenen fındık bahçelerini ziyaret ettiğini söyledi.
Kahvelerde emeklilerle, kafelerde gençlerle, sokaklarda kadınlarla görüştüğünü belirten Arıkan, Adana’da karpuz tarlalarını, Malatya’da ise kayısı bahçelerini ziyaret ettiğini aktardı. Arıkan, bu ziyaretler sonucunda Türkiye’nin farklı bölgelerindeki sorunları doğrudan gözlemlediğini belirterek, ‘Cebimizde memleketin manzaraları var, memleketin fotoğrafları var. Fotoğraf çok net değil, fotoğraf iyi değil’ diye konuştu.
Doğu Anadolu’da hayvancılığın önemli bir geçim kaynağı olduğunu ifade eden Arıkan, bölgede hayvancılıkla uğraşan vatandaşların ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Kars’ta sabah 06.30’da hayvan pazarını ziyaret ettiğini belirten Arıkan, hayvan üreticilerinin gergin ve mutsuz olduğunu ifade etti. Üreticilere neden bu kadar gergin olduklarını sorduğunu aktaran Arıkan, kendisine; ‘Bugün ne satarsak, hangi hayvanı satarsak içindeki bir kuruşa bile dokunmadan parayı alıp bankaya götüreceğiz. Bankalara yetişemiyoruz. Aldığımız kredilerin altından kalkamıyoruz. Girdi fiyatlarına yetişemiyoruz’ ifadelerini kullandı. Mazot fiyatının 80 liraya, bir torba yemin ise yaklaşık 1000 liraya ulaştığını ifade eden Arıkan, geçen yıl aynı yem çuvalının 650 lira olduğunu belirtti. Arıkan, Türkiye’de enflasyonun yüzde 30-32 seviyelerinde açıklandığını ancak yem fiyatlarındaki artışın yüzde 50’yi geçtiğini söyledi.
‘Kayseri ülkenin nimetlerinden yeterince faydalanamıyor’
Kayseri’nin diğer illeri ziyaret ettikçe değerini daha iyi gördüğünü belirten Arıkan, şehrin üretim ve ihracat konusunda önemli bir noktada bulunduğunu söyledi. Kayseri’ye bugüne kadar hizmet eden isimlere teşekkür eden Arıkan, kentin üretim yaptığını, ihracat gerçekleştirdiğini ve önemli hizmetler ortaya koyduğunu ifade etti. Kayseri’nin 2026 yılının ilk altı ayında 1,93 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirten Arıkan, özellikle haziran ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21’lik ihracat artışı sağlandığını aktardı. Arıkan, Kayseri’nin ülke ekonomisine önemli katkı sağladığını ancak bunun karşılığında ülkenin nimetlerinden yeterince yararlanamadığının altını çizdi. Kayseri’nin 10 milletvekili bulunduğunu, belediye başkanlarının, seçilmiş yöneticilerin ve Ankara’da çok sayıda üst düzey bürokratın görev yaptığını belirten Arıkan, buna rağmen Kayserili vatandaşların iş bulabilmek için uzun süre beklediğini de ekledi.
Çiftçilerin kredi borçlarını ödeyemediğini, organize sanayi bölgelerindeki firmaların ciddi sorunlar yaşadığını ve asgari ücretle vatandaşların geçinemediğini ifade eden Arıkan; ‘Kayseri bunu hak etmiyor. Kayseri çok daha iyilerine layık’ dedi.
Türkiye’nin en büyük krizi ekonomi, en derin kriz ise ahlak krizi
Türkiye’de herkesin ekonomi konuştuğunu belirten Arıkan, Saadet Partisi açısından ülkenin en büyük krizinin ahlak krizi olduğunu söyledi. Sokakta ve çarşıda ise vatandaşın karşı karşıya kaldığı en büyük problemin ekonomi olduğunu ifade eden Arıkan, ekonomik sorunları enflasyon, faiz ve vergilerden oluşan bir üçgen üzerinden değerlendirdi. Bu üçgenin merkezinde milletin bulunduğunu belirten Arıkan, 24 yılın sonunda enflasyon, faiz ve vergilerin hâlâ Türkiye’nin en büyük sorunları arasında yer aldığını söyledi. Enflasyonun vatandaş açısından son derece ağır bir noktaya geldiğini belirten Arıkan, çarşı ve pazar fiyatlarının açıklanan resmi enflasyon rakamlarından çok daha farklı olduğunu aktardı.
Türkiye’de maaş artışlarının yapılacağı dönemlerde enflasyonun düştüğünü, maaş artışlarının hemen ardından ise enflasyonun yeniden yükseldiğini ileri süren Arıkan, bunun vatandaşın gelirini erittiğini söyledi. Arıkan; ‘Emeklinin, asgari ücretlinin maaşını daha cebine girmeden gasp etmek, enflasyonla gasp etmek en büyük kul hakkıdır’ ifadelerini kullandı. 2026 yılı enflasyon hedefinin de tartışmalı olduğunu belirten Arıkan, daha önce yüzde 12 olarak açıklanan yıl sonu hedefinin yüzde 28’e yükseltildiğini söyledi. Resmi rakamlarla çarşı ve pazardaki fiyatların birbirinden farklı olduğunu savunan Arıkan, saha ziyaretlerinde yüzde 50’nin üzerinde hissedilen bir enflasyonla karşılaştıklarını dile getirdi.
24 yıl önce AK Parti iktidara çay simit hesabıyla geldi
Vergi sistemine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Arıkan şöyle dedi; ‘Geçtiğimiz haftalarda takip ettiniz. Kurumlar vergisinin rekortmenleri açıklandı. İlk 10 firmanın yedisi bankalar arkadaşlar. Bir ülkede en fazla kâr eden, en fazla kurumlar vergisi ödeyen firmalar içerisinde o ilk 10 firma içerisinde yedisi bankalardan oluşuyorsa o ülkenin organize sanayileri kalkınamaz. O ülkenin esnafları kalkınamaz. Organize'de, konkordato ilan eden firma sayısının bu yüzden arttığını görüyoruz zaten. Faiz illetinde de bu milleti kurtarmamız gerekiyor. Peki bu kadar faizi ödeyebilmek için ne yapmak lazım? Nereden bu parayı bulmak lazım? Vergi almak gerekiyor. Toplumun bütün kesiminden, düzeltiyorum, bütün kesiminden değil, alt tabakasından yüksek derecede vergi almamız gerekiyor. Bir araba almak için giriyorsunuz galericiye, bir arabayı kendinize alıyorsunuz, bir arabayı da devlete almak zorunda kalıyorsunuz. Bugün cep telefonu hepimizde var. Dört tane içerisinde vergi var ya, ödediğimiz cep telefonu faturasında dört tane vergiyle karşı karşıya kalıyoruz. Mutfak tüpü, en acil ihtiyacımız. Orada ÖTV ödemek zorunda kalıyorsunuz. İşte 1 Eylül'den itibaren benzin de tekrar ÖTV uygulamasına geçiyor. Tekrar yüksek zamlarla karşı karşıya kalacağız maalesef. Hani siz ÖTV'yi benzinden kaldırmıştınız? Hani vatandaşın yanında olacaktınız? Sadece bir ay dayanabildiniz. 1 Eylül'den sonra tekrar ÖTV zamlarının geleceğini hepimiz görmüş olduk, değerli arkadaşlar. Neticede geçtiğimiz hafta yine çok şaşalı kutlamalar yapıldı. AK Parti iktidarının 25. kuruluş yıldönümü. Önemli. 25 sene iktidarda kalabilmek, ülkeyi yönetebilmek önemli bir başarı. Bununla alakalı da şaşalı kutlamalar yapmak en doğal haklar. Ama bir muhalefet partisi genel başkan olarak, Kayseri milletvekili olarak şunu sormam lazım. 2002'de AK Parti iktidara geldiğinde en yüksek enflasyon sıralamasında dünyada 5. sıradaydı. Aradan 24 yıl geçti. 24 yıl boyunca ülke yönettiniz. Bugün hâlâ dünyada en yüksek enflasyon sıralamasında beşinci sıradayız. Hani derler ya, kedi buradaysa ciğer nerede, ciğer buradaysa kedi nerede? 24 yıl önce AK Parti iktidara çay simit hesabıyla geldi, 24 yıl geçti, hâlâ çay simit hesabı yapmak zorunda kalıyoruz maalesef.’
‘Beş yılda 2,5 milyon gence istihdam’
Saadet Partisi’nin Türkiye’nin 81 ili için hangi yatırımların yapılacağını tek tek çalıştığını belirten Arıkan, iktidara gelmeleri halinde beş yıl içerisinde 2,5 milyon gence istihdam alanı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Gayrisafi milli hasılayı 528 milyar dolar artıracaklarını ifade eden Arıkan, cari açık veren değil, cari fazla veren bir Türkiye hedeflediklerini dile getirdi. Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokacaklarını savunan Arıkan, ülkenin hem yer altında hem de yer üstünde önemli zenginliklere sahip olduğunu belirtti. Sorunun kaynak eksikliği olmadığını savunan Arıkan, asıl problemin bu kaynakları yönetemeyen ve adil paylaşım sağlayamayan bir siyasi irade olduğunu söyledi.
Kayseri’ye faizsiz kalkınma bankası sözü verdi
Arıkan, Saadet Partisi iktidarında üretici ve sanayicilere yönelik faizsiz kalkınma bankası kuracaklarını açıkladı. Üretimin ve sanayinin kalbi olarak nitelendirdiği Kayseri’den bu konuda müjde veren Arıkan, kurulacak bankanın tek görevinin gerçek üretici ve gerçek sanayiciye faizsiz finansman sağlamak olacağını söyledi. Devlet Planlama Teşkilatı’nın kapatılmasını da eleştiren Arıkan, kurumun kapatılmasının ardından Türkiye’de yatırım planlamasının zayıfladığını aktardı. Saadet Partisi iktidarında yeni bir yatırım planlama teşkilatı kuracaklarını belirten Arıkan, Türkiye Kalkınma Planı kapsamında hangi bölgede, hangi sektörde, hangi ürün ve hangi yatırım alanında çalışma yapılacağının planlanacağını söyledi.
‘Lansmanlarla yönetilen Türkiye’den operasyonlarla yönetilen Türkiye’ye geçildi’
Türkiye’nin son 22-23 yıllık dönemde yoğun şekilde lansmanlarla yönetildiğini savunan Arıkan, neredeyse her hafta yeni bir proje veya müjdenin kamuoyuna sunulduğunu ifade etti. Türkiye’nin artık farklı bir döneme girdiğini belirten Arıkan; ‘Lansmanlarla yönetilen Türkiye’den operasyonlarla yönetilen bir ülke haline geldik’ dedi. Suç işleyen kişilerin elbette yargılanması ve suç varsa cezanın verilmesi gerektiğini ifade eden Arıkan, ancak devletin görevinin sürekli olağanüstülük üretmek olmadığını söyledi. Arıkan; ‘Devletin görevi olağan olan hayatı güvence altına alabilmektir’ ifadelerini kullandı.
‘İsrail ordusunda görev yapan Türk vatandaşlarını vatandaşlıktan çıkarın’
Arıkan, İsrail ordusunda görev yapan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vatandaşlıktan çıkarılmasına ilişkin muhalefet tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan kanun teklifinin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Arıkan; ‘60 kilometrenizi bombaladılar. Dirayetli bir duruş ortaya koyun. Kınamanın ötesinde bir iş yapın’ dedi.
‘Çerçeve yasaya şartlı evet dedik’
Arıkan, yeni çerçeve yasa ve terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Sürecin ilk gündeme geldiği dönem olan 2024 yılının ekim ayında açıklama yapan ilk genel başkanlardan biri olduğunu belirten Arıkan; ‘Terörsüz Türkiye’ kavramının olumlu olduğunu ancak belirsizlik içerdiğini ifade etti. Arıkan, bunun yerine ‘Yaşanabilir Türkiye’ başlığı üzerinden bir süreç yürütülmesini önerdiğini söyledi. Tek bir isim veya tek bir siyasi partinin muhatap alınmasının doğru olmadığını belirten Arıkan, geniş katılımlı bir komisyon kurulması ve toplumun farklı kesimlerinin dinlenmesi gerektiğini aktardı.
Süreç kapsamında komisyon kurulmasının kendi önerileri doğrultusunda atılmış olumlu bir adım olduğunu belirten Arıkan, bir siyasi parti dışında diğer partilerin komisyona katılım sağladığını ve yaklaşık iki yıl boyunca değerlendirmelerin yapıldığını söyledi. Abdullah Öcalan’a statü verilmesine ilişkin tartışmalar sırasında da ilk açıklama yapan isimlerden biri olduğunu belirten Arıkan, terör meselesinin tek bir kişiye statü verilmesi üzerinden çözülmesinin eksik bir yaklaşım olacağını savundu. Gelen kanun teklifinde bazı itirazlarının karşılık bulduğunu belirten Arıkan, TBMM’de yapılan oylama öncesinde Saadet Partisi olarak ‘şartlı evet’ vereceklerini açıkladıklarını söyledi. Arıkan, şartlarını ise sürecin oy avcılığına dönüştürülmemesi, yeni ittifakların temelini oluşturmak için kullanılmaması, iktidarın bir dönem daha devam etmesi veya ortaklarının sayısını artırması amacıyla istismar edilmemesi olarak sıraladı. Terörün gerçekten bitirilmek istenmesi halinde her türlü desteği vereceklerini belirten Arıkan, bunun arkasında siyasi hesaplar bulunması halinde ise Saadet Partisi’nin en sert muhalefeti yapacağını söyledi.
‘Erken seçim ihtimali yüksek’
Erken seçim tartışmalarına da değinen Arıkan, seçimlerin her an yapılabileceğini söyledi. Anayasa değişikliği ve 400 milletvekili tartışmalarının gündemde olduğunu belirten Arıkan, 2027 yılının sonbaharının işaret edildiğini ancak siyasi gelişmelere bakıldığında iktidarın daha erken bir tarihte seçim kararı alma ihtimalinin yüksek olduğunu savundu. Saadet Partisi’nin son bir yıl içerisinde AK Parti’den sonra Türkiye’de en fazla üye kaydeden parti olduğunu ifade eden Arıkan, yaklaşık 130 bin kişinin Saadet Partisi’ne üye olduğunu söyledi. Bir muhalefet partisinin bir yıl içerisinde bu ölçekte üye kazanmasının önemli olduğunu belirten Arıkan, seçimlerde Saadet Partisi’nin tahminlerin üzerinde oy alacağını ve iktidar ortağı olacağının da altını çizdi.
İttifaklara açık kapı
İttifak çalışmalarıyla ilgili soruyu da yanıtlayan Arıkan, Saadet Partisi’nin ittifakları ilkeler ve prensipler üzerinden değerlendireceğini söyledi.
Saadet Partisi’nin geçmişte farklı siyasi partilerle koalisyon ve ittifaklar kurduğunu hatırlatan Arıkan, 1974’te Cumhuriyet Halk Partisi ile, 1977’de Alparslan Türkeş ve Süleyman Demirel ile, 1991’de Alparslan Türkeş ile, 1996’da ise Tansu Çiller ile yapılan siyasi birliktelikleri örnek gösterdi. 1974’teki koalisyonu, 1996’daki Refah-Yol hükümetini ve denk bütçe uygulamasını hatırlatan Arıkan, geçmişte siyasi görüş farklılıklarına rağmen ülkenin menfaati için ortak hareket edilebildiğini söyledi. Bugün Türkiye’nin ekonomik ve ahlaki bir girdaptan çıkarılması gerektiğini belirten Arıkan, siyasi partiler arasındaki ideolojik ayrışmaların önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti.
İktidara yakın kaynakların da sistem revizyonundan bahsetmeye başladığını belirten Arıkan, 2017 referandumu öncesinde sistem değişikliğine karşı uyarılarda bulunmuştu. O dönemde Kayseri’de görev yaptığını ifade eden Arıkan, yeterince düşünülmeden referanduma ‘evet’ denilmesi halinde sistemin sorunlarının görülemeyeceğini, daha ayrıntılı düşünüldüğünde ise ‘hayır’ denilmesi gerektiğini savunduğunu söyledi. O dönemde AK Parti mensuplarının kendisini sert şekilde eleştirdiğini ifade eden Arıkan, bugün sistem revizyonu tartışmalarının gündeme gelmesi hakkında şöyle dedi; ‘Son dönemin tartışmalarından biri sistem tartışmaları sağ olsun Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli iktidarın söylemediği şikayet etmediği şeyler diyelim, gündem yapıyor, Türkiye'nin gündemine getiriyor ve sistemle alakalı, seçim sistemiyle alakalı, siyasi partiyle alakalı bir problem olduğunu, bunun problemin çözülmesi gerektiğini ifade etti. Onun hemen akabinde iktidara yakın kaynaklar sistem revizyonundan bahsettiler. Değerli kardeşler, akıl bir işin sonu düşünmektir. 2017 referandumunda Kayseri'de görev yapıyordum o zaman. Dedim ki, Eğer bu referanduma düşünmeden cevap verecek olursak, evet deriz. Ama birazcık düşünürsek, sıkıntılarını, problemlerini görecek olursak, hayır deriz dediğimde AK Partili birçok isim çok sert eleştiriler yaptı. Vay siz başkanlık sistemine karşı çıkıyorsunuz, vay siz Erbakan Hoca'nın kemiklerini sızlatıyorsunuz dediler. Bugün nereye geldik? Sistemdeki revizyondan bahsediyorsunuz. Bu cümleyi kullanabilmek için 2017, 2018'de bizim yaptığımız tavsiyeleri dikkate almak için yedi, sekiz yıl kaybetmeye ne gerek vardı?’
‘Cumhurbaşkanlığı sistemine son verilmeli’
Arıkan son olarak şöyle dedi; ‘Bizim üç tane kırmızı çizgimiz var. Bunlardan bir tanesi partili cumhurbaşkanlığı sistemine son verilmeli. Ülkedeki çıkmazlardan birçoğunun sebebi bu, değerli arkadaşlar. Cumhurbaşkanı makamında oturan kişi sadece 50 artı 1'i değil, 86 milyonu kucaklayacak, 86 milyon insanın derdine derman olacak bir makam olmalı. İkincisi, kuvvetler ayrılığı ilkesi esastan temsil edilmeli. Sözde değil. Bugün kuvvetler ayrılığı değil, kuvvetler birliği şeklinde bir sorun yönetiliyor. Buna da dikkat edilmesi gerekiyor. Üçüncüsü, yargı bağımsızlığı kâğıt üzerinde değil, uygulamada sağlanmalı. Mahkemeler iktidarın kalkanı olmamalı. Mahkemeler, muhalefetin tepesinde giyotin gibi bekleyen kurum olmaktan çıkartılacağı bir sisteme getireceğiniz takdirde biz bunu sonuna kadar destekleyeceğiz. Bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ama yarın bir başkası Cumhurbaşkanı olacaktır. Bu memleket sonsuza kadar, bu devlet sonsuza kadar baki kalacaktır ama hükümetler geçicidir. Bu millet sonsuza kadar baki kalacak bir millettir.’
