Kayseri'den Kâbe'ye ne gönderiliyordu? Cıngı dikkat çeken detayları paylaştı

AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Osmanlı döneminde Kayseri'den Mekke ve Medine'ye gönderilen hediyelere ilişkin dikkat çekici bilgiler paylaştı.

AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Osmanlı döneminde Kayseri'den Mekke ve Medine'ye gönderilen hediyelere ilişkin dikkat çekici bilgiler paylaştı. Cıngı, Kayserili zanaatkârların hazırladığı el emeği ürünlerin, her yıl Kutsal Topraklara ulaşan Sürre Alayı'nın önemli parçalarından biri olduğunu belirtti.

Osmanlı'nın manevi kervanı

Osmanlı Devleti'nde Ramazan ayı yaklaşırken İstanbul'da Sürre Alayı için hazırlıklar yapıldığını hatırlatan Cıngı, bu kafilelerin Mekke ve Medine'ye para keseleri, kıymetli kumaşlar ve çeşitli hediyeler taşıdığını ifade etti.

‘Sürre Alayı, yalnızca maddi yardımların ulaştırıldığı bir organizasyon değildi’ diyen Cıngı, ‘Bu kafileler aynı zamanda Osmanlı coğrafyasındaki manevi bağların da bir göstergesiydi’ ifadelerini kullandı.

Kayseri'den özel hediyeler gönderildi

Cıngı'nın paylaştığı bilgilere göre 18 ve 19'uncu yüzyıla ait bazı kayıtlar ile vakıf listelerinde Kayseri'den gönderilen hediyelere ilişkin dikkat çekici bilgiler yer alıyor.

Bu kayıtlarda özellikle deri işlemeli seccadeler, altın iplikli takkeler, urgaçlar, nakışlı bohçalar ve küçük kese torbalarının öne çıktığını belirten Cıngı, söz konusu ürünlerin şehrin farklı zanaat kollarında faaliyet gösteren ustalar tarafından hazırlandığını söyledi.

Kayseri'nin ustaları emek verdi

Kayseri'deki saraç ve deri ustalarının deri işlemeli seccadeler hazırladığını aktaran Cıngı, ‘Talas ve Germir'deki kadın nakkaşlar ise altın iplikli takkeler ve ince işlemeli ürünler ortaya koyuyordu’ dedi.
Şehir merkezindeki dokuma ustaları ile bedesten çevresindeki kumaşçıların da nakışlı bohçalar ve kese torbaları hazırladığını belirten Cıngı, bu ürünlerin Kutsal Topraklara gönderilen hediyeler arasında yer aldığını ifade etti.

‘Her Sürre Alayı'nda bir parça Kayseri vardı’

Gönderilen hediyelerin yalnızca maddi değeri olan eşyalar olmadığını vurgulayan Cıngı, ‘Bu ürünlerin her biri bir ustanın emeğini, niyetini ve duasını taşıyordu’ dedi.

Kayserili zanaatkârların yaptıkları işi aynı zamanda manevi bir hizmet olarak gördüğünü ifade eden Cıngı, ‘Bir saraç deriyi işlerken, bir nakkaş kumaşa motif işlerken ya da bir dokumacı tezgâh başında çalışırken bunu kutsal bir hizmet olarak görüyordu’ değerlendirmesinde bulundu.

Cıngı, ‘Her Sürre Alayı'nda aslında bir parça Kayseri vardı. Bu hediyeler, Kayseri sanatının ve zanaatının Kâbe'ye uzanan izleriydi’ ifadelerini kullandı.

Kayseri'nin asırlardır süregelen zanaatkârlık geleneğinin yalnız Anadolu'da değil, Kutsal Topraklara uzanan manevi bir yolculuğun da parçası olduğu görülüyor. Cıngı'nın paylaştığı bilgiler, şehrin ticaret ve üretim gücünün yanı sıra Osmanlı'nın dini ve kültürel hayatındaki yerini de gözler önüne seriyor.