Kayseri'den Başbakana yazılan o mektup gündem oldu! 61 yıllık sır ortaya çıktı
Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri'nde bulunan tek sayfalık bir belge, yıllar sonra yeniden gündeme geldi. Kayseri'den gönderilen mektup hem yazıldığı döneme hem de içeriğine ilişkin dikkat çeken ayrıntılar barındırıyor. Peki, 61 yıl sonra yeniden konuşulan o mektupta ne vardı?
Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri'nde bulunan bir belge, sosyal medyada yeniden paylaşılmasının ardından dikkatleri üzerine çekti. Yaklaşık 61 yıl önce Kayseri'den gönderilen mektup, içerdiği ifadeler ve taşıdığı anlam nedeniyle yeniden konuşulmaya başlandı. Tek sayfalık belge, aradan geçen uzun yıllara rağmen dönemin ruhunu yansıtan önemli kayıtlar arasında gösteriliyor.
Başbakana gönderildi
20 Aralık 1965 tarihini taşıyan mektubun, Kayseri Yatılı Kız İlköğretmen Okulu öğrencileri Mualla Kipeci, Münevver Saygın ve Ayten Çetinkale tarafından dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'e yazıldığı belirlendi. Belge, araştırmacı Kutlu Altay Kocaova'nın Kıbrıs meselesine ilişkin yaptığı arşiv incelemesi sırasında gün yüzüne çıktı. Sosyal medyada paylaşılmasının ardından ise kısa sürede yeniden ilgi odağı haline geldi.
Kıbrıs için kaleme alındı
Mektupta öğrenciler, Kıbrıs'ın Türkiye açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, adanın Yunanistan'a bırakılmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti. Dönemin gençleri olarak ülkenin yanında olduklarını vurgulayan öğrenciler, gerektiğinde üzerlerine düşen görevi yerine getirmeye hazır olduklarını da mektuplarında dile getirdi.
Belgede ayrıca, olası bir savaş durumunda cephede yaralanacak askerlerin bakımında görev almak istediklerini belirten öğrenciler, hemşire olarak hizmet vermeye hazır olduklarını ifade etti. Mektubun sonunda yer alan ‘Türk milleti ölür fakat asla esir edilemez.’ cümlesi ise en dikkat çeken ifadelerden biri oldu.
İmzalar da belgede yer alıyor
Arşiv belgesinde mektubu kaleme alan Mualla Kipeci, Münevver Saygın ve Ayten Çetinkale'nin isimleri de yer alıyor. Araştırmacı Kutlu Altay Kocaova, bugün hayatta olmaları halinde yaklaşık 75-80 yaşlarında olacak öğrencilerin evlilik nedeniyle soyadlarının değişmiş olabileceğini belirterek, kendilerini tanıyanların ulaşmasını istedi.
Bir dönemin tanığı oldu
Bir dönemin tanığı olan mektup, yeniden gündeme gelmesiyle birlikte hem arşivlerdeki tarihi belgelerin önemini hem de gençlerin ülke meselelerine bakışını bir kez daha gözler önüne serdi.
