'Herkes işine geleni yapıyor'

Kayseri Anadolu Haber olarak döviz kurlarının düşmesi sonrası, market ürünlerine yansımayan indirim hakkında sokağın nabzını tuttuk. Kurların ani düşüşüyle marketlerde beklenen indirimi göremeyen vatandaşlar 'Herkes işine geleni yapıyor', 'Ekonomi böyle düzelmez', 'Bunlar seçim politikası' diyerek duruma tepkilerini dile getirdiler.

'Herkes işine geleni yapıyor'

“Bunlar seçim politikası”

İktidarın oy kaygısı olduğunu dile getiren 15 yaşındaki Metehan isimli öğrenci, “Klasik Türk hareketleri bence. Kendi milletimizi kazıklamak sanki kanımızda var gibi bir şey. Yanlış yani. Bana göre bu durum tamamen seçim politikasıyla bağlantılı. Büyük ihtimal seçimde daha fazla oy kaybetmemek için çünkü bu fiyatlar daha çok yükselirse belli yüksek bir oranda oy kaybı olacak.” dedi.

“Bir yediğimiz kuru ekmek o da 2 lira oldu”

Marketten temel ihtiyaçlarını bile alamadıklarını söyleyen bir vatandaş ise, “Döviz düşüyor düşmeye de geçim zor. Yani asgari ücret 4 bin ama yiyecekler de on misli katladı. Yani bir maaş, bir evi geçindirmiyor, düşün.  Elektriği, suyu, doğalgazı, kiracı olanı derken hiç geçinemiyoruz. Ben kiracıyım mesela. Ben artık konuşamıyorum. Gerisini siz düşünün. İnşallah düşer. Bir yediğimiz kuru ekmek. O da 2 lira oldu. Hesabını biç. Kahvaltıya zeytin, peyniri alamaz olduk 70 lira en kötü peynirin kilosu. Ekmekten pay biçin ya ekmekten. Yiyeceği bırak zaten başını almış gidiyor. Bir ekmek yani onu da alamazsak halimiz harap. Bizim şu Türkiye Suriye'ye gitsin sınırdan koymaz. Ama biz onları burada barındırıyoruz. Onların yüzünden biz hiçbir yardımdan faydalanamıyoruz. Ne yiyecek, ne yakacak, ne maddi, ne manevi. Gözümüz görüyor. Poşet poşet yardım yerlerine gidiyorlar. Geçtiğimiz gün hastaneye gittik. Adam bunu iteliyor önden girmeye uğraşıyorsun sigortam olduğu halde faydalanamıyorum. Öyle de yüzsüzleştirdik bunları. Önce doları bahane ediyorlardı, Euro’yu bahane ediyorlardı.  O da düştü. Ama aynı fiyat devam ediyor. Asgari ücret de yeterli değil ayrıca. Daha elimize geçmeden bitti. Alana kadar zaten yiyeceğe gidiyor. Aynı yani bir farkı yok.” diye konuştu.

“Herkes işine geldiği gibi”

Fiyatların düşmesinin imkansız olduğunu dile getiren ev hanımı olan Özge T. ise, “Kur farkı ne kadar düştüyse bir o kadar da market fiyatlarında indirim olmasını isterim şahsen. Daha doğrusu düşüş isterim. Çünkü bir asgari ücretle şu anki asgari ücretle çalışabilen bir insan şu an ya tahminimce marketlerde vesaire 130 lira civarı tahmin ettiğime göre. Faturalardır atıyorum, market alışverişidir, çocukların ki; bu aileler en az beş haneli oluyor. O yüzden hani bir indirim olması lazım ki çocuklar ona imrenecek, buna imrenecek.  Bu şartlarda bir ailenin geçimi mümkün değil, kesinlikle indirim olması lazım. İnsanlar istediği her şeyi bir nebze de olsun yapabilsin veya alabilsinler. Şu anda hiç zincir marketleri sesi çıkmıyor. Hiçbirinin işine gelmiyor yani. Çünkü böyle daha fazla kâr ediyorlar. Kârdan zarara düşecekler. Onun mantığıyla da yani ben bir satıcı olsam şahsen düşürmezdim. Evet. Ya satıcı gözüyle bakarsan niye kârdan zarar edeyim? Kârdan kâr yapmak var neden zarar edeyim yani? Mantığı budur bence. Asgari ücrete gelecek olursak da önceki rakamlara göre evet tatmin edici bir rakam gibi gözüküyor ama öyle değil enflasyona göre hiç değil. Dediğim gibi. Ne kadar arttırırlarsa enflasyon o kadar artıyor. Zaten hani atıyorum beşken beş alabiliyorsan yine aynı mantık oluyor.” ifadelerini kullandı.

“Ekonomi düzelmez bunlar gösteriş”

Tüm düzenlerinin bozulduğunu kaydeden biri işsiz diğeri geri dönüşüm işçisi vatandaşlar ise, “Beklentimiz düşmesi yönünde tabii. Tabii ki düşerse iyi olur. Garibanı var, fakiri var. Yani olanı var, olmayanı var. Zenginlerin hayatını yaşıyor, gariban çöktü. Ya ekonomimiz bozuldu zaten. Düzenimiz bozuldu. Yani bundan sonra düzeleceğini de zannetmiyorum. Ha düşse de düzelmez. Ha düzelecek mi diyeceksin ki? Hayır düzelmez. Niye düzelmez? Adam almış mesela düşüreyim dese alırken farklı aldı. Malzemeyi farklı aldı. Elindeki malzemeyi nasıl düşüverecek? Bu sefer mal sahibi ziyana girecek, zarara girecek. Olur mu? Peki, elindekileri çıkardıktan sonra o zaman o zaman bayağı bir zaman geçmesi lazım. Güven ortamı oluşması lazım. Mesela ben aldım. Atayım yurt dışına hemen dolar üzerinden ayakkabı aldım. Nasıl ben ucuza vereceğim onu? Yani çok zor. Gariban hep eziliyor. Asgari ücret de çok az enflasyona göre. Çünkü günlük zam geliyor her şeye. Kirasını veriyor 1 milyar. Elektrik, su parası zaten başını almış gitmiş. Ondan sonra bu adam zaten yani bin 500, 2 bin lirasını zaten hallettiriyor. Suyu, kirasıydı, şusuydu busuydu, gitti.  Adama kalıyor iki bin lira para. Adam iki bin lirayla ne alacak evine? Zaten ortalık pahalı. Yani çok az bu. Asgari ücret çok az para. Aynen öyle. Siz ne iş yapıyorsunuz peki? Ben kaynakçıydım.  Bazı olaylardan dolayı işten çıktım. Şimdi ben babama bakıma bakım aile alıyorum. Babama bakıyorum. Tek gelirimiz bu. Ayrıca da kiracıyız. En az asgari ücret beş bin lira olması gerekirdi. Ya yeterli değil yani. Arabaya bir yakıt alıyoruz binemiyoruz. 10 km gittin mi tekrardan yakıt alıyorsun. Yirmi liralık yakıt alıyorsun, iki litre yakıt. Hadi iki litre yakıt ile nereye gideceksin. Allah hepimize kolaylık versin.” şeklinde konuşarak tepkilerini dile getirdiler.

>>Selma Kösedağ