Cuma hutbesinde barış ve huzura vurgu yapıldı: 'Kalp kırmayalım'

Bu haftaki cuma hutbesinde konu neydi? Neye vurgu yapıldı? Son Kayseri olaylarına atıfta mı bulunuldu? Detaylar Kayseri Anadolu Haber'de…

Cuma hutbesinde barış ve huzura vurgu yapıldı: 'Kalp kırmayalım'

Tüm ülke genelinde olduğu gibi Kayseri’de de cuma vakti camiler doldu taştı. 

Diyanet İşleri Başkanlığı bu haftaki cuma hutbesinde ‘zarûrât-ı hamseyi muhafaza edelim’ başlıklı konuyu ele aldı.
Hutbede, 'Sevgi, şefkat ve merhametle birbirimize muamele edelim. Kalp kırmayalım, gönül incitmeyelim. Birbirimizin hak ve hukukuna saygı gösterelim' denildi.

Cuma hutbesinde Yüce dinimiz İslam’ın gönderiliş hikmetlerinden biri de hak ve hakikatin, huzur ve barışın, adalet ve iyiliğin, merhamet ve muhabbetin hâkim olduğu erdemli ve güvenilir bir toplum inşa etmek olduğuna vurgu yapıldı. İslam dininin, böyle bir toplumu inşa etmenin yolunu insanlığa öğrettiği hatırlatılan hutbede, 'Bu yol; yaratılmışların en değerlisi olan insanın canını, dinini, malını, aklını veneslini korumaktan geçer. Zarûrât-ı hamse olarak adlandırılan bu beş temelhakka sahip çıkmak farz, hangi sebeple olursa olsun bunlara zarar vermek ise haramdır' ifadelerine yer verildi. 

Kayseri olaylarının ardından barışa, huzura vurgu yapılan hutbe şöyle devam etti:  'Değerli Müslümanlar! Yüce Rabbimizin gönderdiği bütün peygamberlerin ortak amacı; canın, dinin, malın, aklın ve neslin emniyetini sağlamaktır. Rahmet elçileri, hayatları boyunca gönüllerin imanla buluştuğu, zihinlerin ilimle donatıldığı, hiçbir cana kıyılmadığı, hiçbir mala zarar verilmediği, nesillerin ifsat edilmediği bir medeniyet inşa etmek için çalışmışlardır. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’inhayatı da böyle bir medeniyeti oluşturmakla geçmiştir. Allah Resûlü (s.a.s), güvenilir bir insan olmanın ve insanlarla güzel geçinmenin yollarını bizlere göstermiştir. Sevgi ve saygı, adalet ve merhamet, iyilik ve muhabbet, hoşgörü ve nezaket gibi değerleri her daim bizlere hatırlatmıştır. Çevremize huzur ve güven vermemizi, toplumu ifsat eden her türlü söz ve davranıştan uzak durmamızı tavsiye etmiştir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bu hususta bizleri şöyle uyarmıştır: ''Mümin, bal arısına benzer. Bal arısı gibi hep güzel, temiz, helal şeyler yer. Hep güzel şeyler üretir, hep iyiliklerin peşinden koşar. Hiçbir şeyi ne döker, ne kırar, ne de ifsat eder.''

Aziz Müslümanlar!

Bizler, zarûrât-ı hamseyi yani korunması gereken beş temel hakkımuhafaza ettiğimizde Rabbimizin rızasına nail oluruz. Dünyada huzur ve güven hâkim olur. Ahiretimiz ebedi mutluluk yurduna dönüşür. Bu haklara gerektiği gibi sahip çıkamaz isek toplumda kavga ve kargaşa, kin ve husumet ortaya çıkar. Hüzün ve keder, acı ve ıstırap etrafımızı kuşatır. Nitekim Yüce Rabbimiz bu konuda bizleri şöyle uyarır: 'Sadece zulmedenlere dokunmakla kalmayıp herkese sirayet edecek olan azaptan sakının.' O halde, insanın insana, komşunun komşuya, herkesin birbirine güvendiği bir toplum inşa etmenin gayretinde olalım. Sevgi, şefkat ve merhametle birbirimize muamele edelim. Kalp kırmayalım, gönül incitmeyelim. Birbirimizin hak ve hukukuna saygı gösterelim.'