Cıngı anlattı: Kayseri bir dönem Anadolu'nun karar merkeziymiş!
Murat Cahid Cıngı, Kayseri'nin 14. yüzyıldaki dikkat çeken konumunu anlattı. Yönetim merkezinin Kayseri'ye taşındığı dönemde şehre verilen unvan ve alınan kararlar dikkat çekiyor.
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Kayseri’nin 14. yüzyılda Anadolu siyasetindeki konumuna ilişkin dikkat çeken bilgiler paylaştı. İlhanlı Anadolu Genel Valisi Demirtaş’ın yönetim merkezini Sivas’tan Kayseri’ye taşıdığını belirten Cıngı, dönemin kaynaklarında şehrin ‘Darü’s-Saltana’, yani ‘saltanat merkezi’ olarak anıldığını aktardı.
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Kayseri tarihine ilişkin paylaşımlarına devam etti. ‘Anadolu’nun Siyasi Merkezi Kayseri: Dârü’s-Saltana’ başlıklı paylaşımında Cıngı, Anadolu Selçuklu Devleti’nin ardından yaşanan siyasi değişimde Kayseri’nin üstlendiği rolü anlattı.
14. yüzyılın başlarında İlhanlı hâkimiyetinin Anadolu’da doğrudan hissedilmeye başladığını belirten Cıngı, dönemin Anadolu genel valilerinin geniş bir coğrafyayı yönettiğine dikkat çekti.
Yönetim merkezi Sivas’tan Kayseri’ye taşındı
İlhanlı hükümdarı Emir Çoban’ın oğlu Demirtaş’ın Anadolu’nun başına geçmesiyle Kayseri açısından önemli bir değişimin yaşandığını ifade eden Cıngı, şu bilgileri paylaştı:
‘Önceki vali İrencin idaresini Sivas’tan yürütüyordu. İlhanlı hükümdarı Emir Çoban’ın oğlu Demirtaş Anadolu’nun başına geçtiğinde ise çok önemli bir tercih yaptı ve genel valiliğin merkezini Kayseri’ye taşıdı. Kayseri artık yalnız önemli bir şehir olarak anılmıyor, Anadolu’daki İlhanlı siyasetinin karar merkezlerinden biri hâline geliyordu.’
Kayseri’nin tercih edilmesinde coğrafi konumunun etkili olduğunu belirten Cıngı, ‘Kayseri, Sivas ve Konya arasındaki Anadolu ekseninin ortasında bulunuyor, doğudan batıya uzanan yolları güneye açılan güzergâhlarla buluşturuyordu. Konya’daki Türkmen hareketlerine, Orta Anadolu’daki beyliklere ve Kilikya istikametine aynı merkezden müdahale edilebiliyordu’ ifadelerini kullandı.
Kayseri’den Anadolu’ya uzanan güç
Demirtaş’ın Kayseri’den yönettiği siyasi ve askerî gücün kısa sürede genişlediğini aktaran Cıngı, ‘Karamanoğullarının elindeki Konya’yı geri aldı, Eşrefoğulları ve Hamidoğulları üzerine yürüdü, Kilikya Ermeni Krallığı’na sefer düzenledi’ dedi.
Demirtaş döneminin sert uygulamalara da sahne olduğunu belirten Cıngı, Beyşehir’in yağmalanması ve Eşrefoğlu Süleyman Şah’ın öldürülmesini bu dönemin dikkat çeken olayları arasında gösterdi.
Kayseri’de kendi adına hutbe okuttu, sikke kestirdi
Cıngı’nın paylaşımında öne çıkan bir başka ayrıntı ise 1322 yılında yaşanan gelişmeler oldu.
Cıngı, ‘1322’de Demirtaş kendi adına hutbe okuttu, sikke kestirdi ve İlhanlı merkezine gönderilen vergileri durdurdu. Bir başka ifadeyle Kayseri’de oturan bir İlhanlı valisi, sahip olduğu Anadolu gücünü bağımsız bir siyasi otoriteye dönüştürmeye kalkışmıştı’ ifadelerini kullandı.
Demirtaş’ın girişiminin babası Emir Çoban’ın müdahalesiyle sona erdiğini belirten Cıngı, Demirtaş’ın affedilerek yeniden görevine döndüğünü, 1327 yılında İlhanlı sarayındaki dengelerin değişmesi üzerine ise Anadolu’dan ayrılarak Mısır’a kaçtığını aktardı.
Demirtaş’ın yerine bıraktığı ismin Alâeddin Eretna olduğunu hatırlatan Cıngı, Eretna’nın kısa süre sonra Kayseri ve çevresinde kendi devletini kurduğuna dikkat çekti.
Kayseri ‘Dârü’s-Saltana’ olarak anıldı
Kayseri’nin dönemdeki öneminin yalnızca askerî gelişmelerle sınırlı olmadığını belirten Cıngı, şehrin coğrafya eserlerinde ‘Dârü’s-Saltana’, yani saltanat merkezi olarak anıldığını ifade etti.
Cıngı, ‘1323’te devrin önemli tarihî eserlerinden Müsâmeretü’l-Ahbâr Kayseri’de bulunan Demirtaş’a sunuluyor. 1339 tarihli kayıtta ise şehrin 140 bin dinarlık vergi kapasitesine sahip olduğu ve Anadolu’da Konya ile Sivas’ın ardından en yüksek vergi veren şehirler arasında bulunduğu görülüyor’ ifadelerini kullandı.
Demirtaş’ın ardından Eretna döneminde de Kayseri’nin yönetim merkezi olma özelliğinin tamamen kaybolmadığını belirten Cıngı, paylaşımını şu sözlerle tamamladı:
‘Böylece XIV. yüzyılın büyük siyasi karmaşası içinde orduların sevk edildiği, vergilerin toplandığı, tarih eserlerinin sunulduğu, hutbenin ve sikkenin siyasi anlam kazandığı şehir Kayseri olmuştu. Erciyes’in eteğinde alınan kararlar, bir dönem Anadolu’nun siyasi istikametini belirliyordu.’