416 yıl önce Kayseri'de yaşandı! Meryem'in mahkemeye gitme nedeni şaşırttı
Murat Cahid Cıngı, Kayseri'nin 400 yılı aşkın geçmişe sahip kadı sicillerinden dikkat çeken kayıtları paylaştı. 1610'da Meryem isimli bir kadının mahkemeye taşıdığı 'kara pekmez' meselesi ise öne çıktı.
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Kayseri’nin kadı sicillerinden dikkat çeken bir örneği gündeme taşıdı. 1610 yılında mahkemeye başvuran Meryem isimli bir kadının hikayesini anlatan Cıngı, dönemin Kayseri’sinde kadınların mehirden nafakaya, mirastan mülkiyete kadar birçok konuda haklarını mahkemede arayabildiğine dikkat çekti.
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Kayseri’nin geçmişine ilişkin paylaşımlarına bir yenisini ekledi. Bu kez yaklaşık 400 yıl önce Kayseri’de yaşayan kadınların hukuki haklarını nasıl aradığını ele alan Cıngı, Osmanlı dönemine ait kadı sicillerinde yer alan dikkat çekici kayıtları aktardı.
Kayseri’nin yazılı hukuk hafızasının Kültepe Kaniş/Karum’a kadar uzandığına işaret eden Cıngı, yüzyıllar sonra Osmanlı döneminde tutulan kadı sicillerinin de şehirdeki gündelik yaşam ve hukuki ilişkiler hakkında önemli bilgiler verdiğini belirtti.
1610 yılında mahkemeye giden Meryem
Cıngı’nın paylaşımında en dikkat çeken örneklerden biri 6 Mart 1610 tarihli mahkeme kaydı oldu.
Aktarılan bilgilere göre Meryem isimli kadın, yedi aylık hamileyken eşi Abdullah ikinci kez evlendi. Meryem’in mahkemeye gitme nedeni ise eşinin ikinci evliliği değil, doğum yaptıktan sonra kendisiyle yeterince ilgilenmediğini ve kendisine kara pekmez içirmediğini düşünmesiydi.
Cıngı, dört asır sonra sıradan bir aile içi anlaşmazlık gibi görülebilecek bu kaydın, dönemin toplumsal hayatına ilişkin önemli bir ayrıntıyı ortaya koyduğunu belirtti. Meryem’in evinin içindeki bir meseleyi kadı huzuruna taşıyabilmesi ve şikayetini resmi kayda geçirebilmesi, Cıngı’nın paylaşımında öne çıkardığı noktalardan biri oldu.
Mehir, nafaka ve miras için mahkemeye gidiyorlardı
Meryem’in tek örnek olmadığını belirten Cıngı, dönemin Kayseri’sinde kadınların mehir ve nafaka alacakları, miras anlaşmazlıkları, mülkiyet meseleleri, darp vakaları ve ekonomik uyuşmazlıklar nedeniyle mahkemeye başvurabildiğini aktardı.
Paylaşımda yer alan bilgilere göre kadınlar kendilerine ait ev, bağ, bahçe ve diğer mallar üzerinde tasarrufta bulunabiliyor; bunları satabiliyor, kiralayabiliyor veya hibe edebiliyordu. Mallarına rızaları dışında müdahale edilmesi halinde ise mahkemeye başvurarak haklarını arayabiliyorlardı.
Kadınların gerektiğinde eşlerinin karşısına davacı olarak çıkabildiğini de aktaran Cıngı, gayrimüslim kadınların da mülkiyet, borç ve çeşitli uyuşmazlıklar konusunda kadı mahkemelerine başvurabildiğini ifade etti.
‘Kara pekmezini dahi mahkemeye taşıyan Meryem’
Cıngı, Kayseri sicillerinin dönemin şehir hayatına ilişkin farklı kadın hikayelerini bugüne taşıdığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
‘Bir sayfada mirasını isteyen bir kadın, diğerinde malını koruyan bir ev sahibi, başka bir kayıtta kara pekmezini dahi mahkemeye taşıyan Meryem beliriyor.’
Cıngı, söz konusu kayıtların yalnızca hukuki belgeler olarak değil, Kayseri’nin yüzyıllar önceki toplumsal yaşamına ilişkin birer tanıklık olarak da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Paylaşımını kadınların sicillerdeki konumuna dikkat çekerek tamamlayan Cıngı, ‘O sicillerde kadın, tarihin kenarında duran bir figür olarak değil, mülkünün sahibi, sözünün muhatabı ve hakkının takipçisi olarak karşımıza çıkar’ ifadelerini kullandı.
