AB KONUSUNDA 81 MİLYONUN KARARINA BAKMALI

TRT World Forum'a katılarak gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Avrupa Birliği ne kadar güçlü olursa biz de o kadar güçlü oluruz. Bizim Avrupa Birliği'ne katacağımız çok şey var, onların da bize katacağı çok şey olabilir. Ama böyle giderse, bu mantıkla giderse bize düşen de herhalde 81 milyona gitmek, 81 milyon ne karar veriyor ona bakmak' dedi.

AB KONUSUNDA 81 MİLYONUN KARARINA BAKMALI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  TRT World Forum’un "Parçalanmış Bir Dünyada Barış ve Güvenliği Yeniden Düşünmek" başlıklı kapanış oturumuna katıldı. Swiss Hotel The Bosphorus'ta, "Parçalanmış Bir Dünyada Adaleti Aramak” başlığıyla gerçekleştirilen kapanış oturumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT World’ün Haber Program ve Görsel Direktörü Fatih Er'in sorularını cevaplayarak gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
“BM ADALET ARAYIŞINA HÂLÂ BİR CEVAP OLUŞTURAMADI”
 
Yöneltilen bir soru üzerine, Birleşmiş Milletler’in (BM) 2. Dünya Savaşı sonrasında adalet tesisi arayışının bir ürünü olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün gelinen noktada BM'nin bu adalet arayışına hâlâ bir cevap oluşturamadığını söyledi. Bu arayış kapsamında kurumun dünyanın değişik yerlerinde gayretlerinin olduğuna ve BM Güvenlik Konseyi'nden pek çok kararın çıktığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, çıkan kararlarda da alınan bir neticenin olmadığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Afganistan'ın hâli ortada, güneyimizde Suriye'nin, Yemen'in hâli ortada. Arakan, Rohingya ortada. Bütün bunlara rağmen şu an itibarıyla BM maalesef herhangi bir şey yapamıyor. Hepsinde öte Kıbrıs ortada. Sene 1974, 2018. Kıbrıs çözülebildi mi, çözülemedi” diye konuştu.
 
BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan'la bu konuda çok yoğun çalışmalarının olduğunu; ancak herhangi bir netice alınamadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, varılan kararın tam aksi bir netice çıkmasına rağmen Güney Kıbrıs’ın kararlarının tam tersine referandum neticesi verdiğini, almayacağız denmesine rağmen Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliğine (AB) alındığını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların adalete aykırı girişimler ve hamleler olduğunu dile getirerek BM'nin de itibarının kaybına neden olduğunu vurguladı.
 
“BM GÜVENLİK KONSEYİ’NDE DEĞİŞİME GİDİLMELİ”
 
Adalet sisteminin çökmesi dolayısıyla aynı durumun Suriye, Afganistan, Yemen’deki sorunlarda da yaşandığını,  İsrail’in aleyhinde alınmış onca kararın uygulanmadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Niye? İsrail kabul etmedikten sonra, ona uymadıktan sonra burada bir şey söylemiyor veya söyleyemiyor. Niye? beş tane daimi üye var, bu beş tane daimi üyenin bir tanesi hayır diyorsa mesele bitmiştir. Şimdi İsrail’le ilgili olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail’in aleyhine olan bir karara evet demesi mümkün mü? Değil. Demeyeceği için de netice ne oluyor? Gene onların lehine oluyor.”
 
Beş ülkenin temsil edildiği BM Güvenlik Konseyi’nin İkinci Dünya Savaşı’nın şartlarında oluşturulduğunu; ancak bugün bu şartların yaşanmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni bir dönüşüme, yeni bir değişime gitme zamanının geldiğini belirtti. BM üyesi 193 üye ülkenin de yer alacağı ve dönüşümlü olarak daimi üye sıfatını kazanacağı bir BM Güvenlik Konseyi’nin oluşturulması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, beş tane üyenin dudakları arasında bu dünyada adaletin tesis edilmesinin mümkün olmadığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onun için de ben diyorum ki, dünya 5’ten büyüktür. Hele hele birden kesinlikle büyüktür” ifadelerini kullandı.
 
“DÜNYA ARTIK İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN DÜNYASI DEĞİL”
 
Bu sorunun, BM Genel Kurulu’nda gündeme gelerek tartışılması gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada bunu artık tamamen akıllara yerleştirmemiz lazım, bütün algı çalışmalarını yapmamız lazım, ona göre de adımı atmamız lazım. Çünkü artık dünya Birinci Dünya Savaşı’nın dünyası değil, İkinci Dünya Savaşı’nın dünyası da değil” değerlendirmesinde bulundu.
 
Türkiye’nin bu noktada hangi girişimlerde bulunabileceği, kendi bölgesinden başlayarak bu talepleri küresel anlamda yayıp yaşamayacağı yönündeki soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emperyal, sömürgeci bir mantıkla mücadele verenlere karşı, Türkiye küresel güçleri yanına toplamak suretiyle bir adım atmanın gayreti içerisinde, biz bunu yapıyoruz” diye cevap verdi.
 
Küresel güçlerin bu adaletsizliği kabullendiğini, buna karşı mücadele içinde olan ülkelerin de Türkiye’nin bu yaklaşımına olumlu baktığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikili görüşmelerde, müzakerelerde, uluslararası panel ve sempozyumlarda kendisinin haklı olduğunu teyit ettiklerini aktardı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, verdiği cevabın devamında şunları ekledi: “Ediyorlar da, adımı atma noktasında acaba nereye varacağız, mesele orada; bunun için de çalışacağız. Tabi bu yollar öyle kolay alınmıyor, biraz mücadele gerekiyor, biraz zaman istiyor. Onun için de tabi bütün bu adımları atarken dünyadaki özellikle de bu beş üye içerisinde durumu nereye taşırız, bunlar önemli. Yoksa geçici üyelerin Birleşmiş Milletler’de kıymeti harbiyesi var mı? Yok. Geçici üyeler sadece daimi üyelerin işaretine göre elini kaldırır, indirir, yaptığı iş budur. Bir de, geçici üye seçilebilmek için de ellerinden geldiği kadar çırpınırlar. Hâlbuki geçici üye olsan ne yazar, olmasan ne yazar, hiçbir kıymet harbiyesi yok.”
 
SOÇİ MUTABAKATI
 
İdlib ile ilgili bir soru üzerine, sağlanan Soçi mutabakatı kapsamında Türkiye’nin bölgedeki gözlem noktalarını güçlendirdiğini, bunun sonucunda da İdlib halkına bir öz güven geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, radikal grupların bölgeden çıkarılması konusunda bugüne kadar bir sorunun yaşanmadığını, bölgeye 70-80 bin civarında Suriyelinin döndüğünü açıkladı ve “İdlib halkına da bir öz güven geldi. Ama bu radikal gruplar bu adımlar atıldıktan sonra onlar da bizim şu anda onlarla görüşmeleri yürüten ekiplerimizle beraber şu ana kadar herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Temennimiz odur ki, biz devamlılığını sağlayalım, bunu sağlamanın gayreti içerisindeyiz” diye ekledi.
 
Suriye krizi ile ilgili olarak, Rusya, Fransa ve Almanya ile birlikte dörtlü bir İstanbul Zirvesi’ni Ekim ayı sonu ya da Kasım ayı başında gerçekleştireceklerini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu zirveden de olumlu sonuç almayı umduklarını söyledi. Suriye konusu ile ilgili olarak ABD tarafından oluşturulan “Small Grup” içinde Rusya’nın ve Suriye’nin bulunmadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani bizim şimdi 911 kilometre kuzeyde sınırımız var, 115 kilometre de batıda sınırımız var, burada Türkiye yok; bunu anlatmak artık bize zor gelmeye başladı” şeklinde konuştu.
 
“RUSYA’YI SURİYE REJİMİ, TÜRKİYE’Yİ SURİYE HALKI YARDIMA ÇAĞIRDI”
 
Forumda ele alınan, terör örgütlerinin bazı büyük ülkeler tarafından desteklendiği konusu ile ilgili olarak ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde terör örgütleri YPG-PYD’ye 19 bin tır silah ve mühimmat verdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Lafa geldiği zaman Suriye’nin toprak bütünlüğü diyeceksin, öbür taraftan getirip 22 tane üssü oraya kuracaksın. Öbür taraftan Deyrizor petrollerini kim paylaşacak, nasıl paylaşacak, bunların hesabını yapacaksın. Öbür taraftan ‘Suriye fakirlik, garip-gureba, böyle bir durumun içerisinde’ diyeceksin, ondan sonra bize siz burayı terk etmeniz lazım diyeceksin. Hayır, biz orayı terk etmeyeceğiz. Ne zaman ki Suriye halkı seçimlerini yapar, seçimlerini yaptıktan sonra biz Suriye’yi sahiplerine terk eder oradan ayrılırız.”
 
Rusya’yı Suriye rejiminin, Türkiye’yi Suriye halkının yardıma çağırdığını; ancak ABD’yi kimsenin davet etmediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “İdlib’de de İdlib halkı bizi davet etti, Afrin’de öyle, biz onların daveti üzere buralara gittik. Çünkü nerede bir mazlum varsa, biz elimizden geldiği kadarıyla oralara yardıma koştuk, koşmaya da devam edeceğiz” dedi.
 
“DEVLET DESTEKLİ TERÖR KARŞISINDA ULUSLARARASI BİR MEKANİZMA OLUŞTURMAK MÜMKÜN”
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devlet destekli terör karşısında uluslararası bir mekanizma oluşturmak mümkün mü?” sorusuna ise şöyle cevap verdi: “Şimdi buna mümkün değil denmez, mümkün tabii. Ama bunun da en önemli mekanizması neresi? Birleşmiş Milletler, şimdi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden alınacak kararlarla burada bu tür adımları atmak mümkün. Şimdi birçok yerde, mesela bizler geçmişten bugüne Somali’de, Kosova’da Türkiye’ye biliyorsunuz birçok görevler verildi ve bu görevler bize verildiği zaman da biz gittik görevlerimizi yaptık. Şimdi benzer bütün bu noktada devlet terörü estirenlere karşı da Birleşmiş Milletler’in alacağı kararlarla birçok adımlar atılabilir, bunun da bana göre ana mercii Birleşmiş Milletler’dir, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’dir.”
 
Türkiye’nin müracaatıyla BM’de Kudüs ile ilgili bir oylama yapıldığını, oylamada 127 oya karşılık ABD’nin yanında yedi ülke kaldığını ve Türkiye’nin talebi doğrultusunda BM’den karar çıktığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımış, taşı; bundan biz herhangi bir zarar görmeyiz, ama insanlık bunu çok iyi biliyor ve kaydediyor” ifadelerini kullandı.
 
“TÜRKİYE İLE İLGİLİ OLARAK AVRUPA BİRLİĞİ’NDE ÖNÜNÜN AÇIK OLDUĞUNA DAİR BİR EMARE YOK”
 
Foruma katılan pek çok konuşmacının, Avrupa Birliği’nin artık sona yaklaştı yönündü kanaat belirttiklerini hatırlatan moderatörün, “Sizce Avrupa Birliği’nin sonu geliyor mu?” sorusuna verdiği cevapta kendisinin de o yönde işaretler gördüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Bir an önce de yaklaşılsa da biz de istikametimizi çizsek diye düşünüyorum” diye konuştu.
 
Daha önce Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder döneminde AB zirvelerine kendisinin de katıldığına; ancak Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel dönemlerinde liderler zirvesinin kaldırıldığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peki, o zaman neyi biz konuşuyoruz, neyi müzakere edeceğiz, kim müzakere edecek? Ve o günden bugüne Türkiye’yle ilgili olarak Avrupa Birliği’nde önünün açık olduğuna dair bir emare yok” şeklinde konuştu.
 
AB’nin, Türkiye’yi üye yapmadan farklı bir uygulama önerdiğini, Türkiye olarak da kendilerinin bunu kabul etmediğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin bütünlüğünü korumaya dair bir önerisi var mı?” sorusunu ise şöyle cevapladı: “Niye olmasın canım, biz Avrupa Birliği’ni parçalamak için yaratılmadık ki. Avrupa Birliği ne kadar güçlü olursa biz de o kadar güçlü oluruz. Ama bizim Avrupa Birliği’ne katacağımız çok şey var, onların da bize katacağı çok şey olabilir. Ama böyle giderse, bu mantıkla giderse bize düşen de, yarın gazetelere iyi bir başlık olur, bize düşen de herhalde; 81 milyona gitmek, 81 milyon ne karar veriyor ona bakmak.”
 
“Son dönemde de İslam ve terörün yan yana getirilmesi, İslam karşıtlığının AB’yle birlikte ABD’de de hızla yükselmesi, bu tarihsel bir öfkeden mi geliyor, yoksa günümüzün şartları buraya mı taşıdı bu öfkeyi?” şeklinde soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii bu işin tarihi var, yok dersek kendimizi aldatırız. Tabii yaşadığım çok şeyler var da, bunları burada konuşmam doğru değil. Yani bize çok açık, net söylenenler var; ama burada bunu konuşmam. Çünkü her doğru her yerde biliyorsunuz konuşulmaz” sözleriyle cevap verdi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Şimdi öyle bir köşeye sıkıştırma gayreti içerisine giriyorlar ki söyledikleri çok enteresan; ‘nüfusunuzun çok olması sebebiyle almıyoruz.’ Hâlbuki doğru konuşmuyorlar, yalan. Bu kadar nüfusu çok olanlar var. Doğruyu söyleyin. Onu söyleyemiyorlar, onu biz biliyoruz. Ama bu doğruyu bir Fransız Dışişleri Bakanı söyledi, bana söyledi. Ama onu ben burada söyleyemeyeceğim. Şöyle bir vakti zamanı geldiğinde de onu açıklayacağım, çünkü onun da açıklanması lazım, işin aslı orada. Ne zaman? Referandumu yapalım ondan sonra.”
 
“TÜRKİYE’NİN YENİ SİSTEMLE BİRLİKTE REFERANDUMLARA ALIŞMASI GEREK”
 
Moderatörün, “Çok kısa bir zamanda mı bu referandum?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şöyle arkadaşlarımla da bir masaya yatıralım, Parti Genel Başkanı olarak arkadaşlarımızla da yatırıp ondan sonra tamam denildiği anda hemen adımımızı atarız” ifadeleriyle cevap verdi. Türkiye’nin artık geçmişteki ülke olmadığını ifade ederek Avrupa’da yıl içinde iki referandum yapan ülkelerin olduğunu örnek gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yeni sistemle birlikte referandumlara alışması gerektiğini söyledi.
 
“EKONOMİK SAVAŞIN KARŞISINDA PES ETMEYECEĞİZ”
 
Gündemdeki ticaret savaşları ile ilgili bir soruya ABD’nin dayatmalarına karşı Çin ve Rusya’nın karşı tedbirler aldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu süreç içerisinde biz bu ekonomik savaşın karşısında pes etmeyeceğiz, mücadelemizi milletçe vereceğiz, ben milletime güveniyorum. Bu millet aç kalmıştır, susuz kalmıştır, ama bağımsızlığını hiçbir zaman kimseye kaptırmamıştır. Kaldı ki öyle bir durumumuz da yok, her ne kadar Kılıçdaroğlu önümüzdeki yıl Türkiye aç-maç diyorsa da, biz bir avuç ekmeği paylaşırız onunla” diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Çin olsun, Rusya olsun, bu arada Almanya, Fransa, İngiltere, tüm buralarla ilişkilerimiz olsun,  bu ilişkilerimizi şu anda artırarak devam ettiriyoruz. Ve ilgili bakan arkadaşlarım tüm bölgeyi, başta Katar olmak üzere oraları dolaştılar. Bunları devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Aynı şekilde birçok bölge ülkeleriyle bu görüşmelerimiz yine devam ediyor. Tabii çok daha ileri bir noktada malum bizim şu anda savunma sanayine yönelik adımlarımızın tırmanması, o da birilerini rahatsız ediyor. Mesela bizim nükleer enerjiye yönelik attığımız adımlar var. Bunun bir tanesi şu anda Rusya’yla yaptığımız nükleer enerjidir. Bir diğeri, inşallah şu anda Çin’le atacağımız bir adım var, olur ki Japonya’yla yaptığımız görüşmeler var, yılsonuna kadar kararını vereceğiz. Bunlar tabii nükleer enerjide bizim çok çok güçlü bir altyapıya, potansiyele sahip yatırımlardır.”
 
Son BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında BM’nin bir gençlik oluşumuna ihtiyacı olduğu ve bunun merkezinin de İstanbul olması gerektiği yönündeki teklifi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, teklifinin kabul edilmesi durumunda İstanbul’da bu merkez için yapılan bir binanın tahsis edilebileceğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gençliğin bakışını getirmesi bakımından buranın çok çok hayırlı adımlar atacağına inanıyorum. Çünkü benim de siyasette geçmişim gençlik kolları çalışmalarından gelmedir ve gençliğin bu noktadaki potansiyeline, gücüne inanıyorum” diye ekledi.
 
“İNSANLARIN ÖLÜMÜNE NEDEN OLUYORSA HANGİ ARAÇ OLURSA OLSUN SUÇ ALETİDİR”
 
Suriye örneğinden hareketle, konvansiyonel silahlarla yüzbinlerce insanın katledilmesine rağmen neden sadece kimyasal silahla gerçekleştirilen ölümlerde büyük devletlerin müdahale sinyali verdiği yönündeki soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi: “1915’in bir kararı bu. O zaman kalkmışlar kimyasal silahları bir suç olarak kayıtlara girmişler, o günden bugüne kimyasal silahlar dünyada bir suç aleti veya bir suç ürünü olarak kabul ediliyor. Ben de diyorum ki, eğer bir insanın ölümüne neden oluyorsa veya insanların ölümüne neden oluyorsa, o hangi araç olursa olsun o suç aletidir.”
 
Suriye’de 1 milyona yakın insanın konvansiyonel silahlarla öldürülmesine rağmen bunun hiç gündeme getirilmediğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu ne demek biliyor musunuz? Şu anda ben kapıyı kapattım, sen ne yaparsan yap. Neyle? Konvansiyonel silahlarla. Ve neyle vuruyorlar? Dikkat edin, konvansiyonel silahlarla vuruyorlar. Aldatmayın dünyayı. Biz de bunu BM’de de, her yerde de gündeme getiriyoruz; ama hâlâ herkesin ağzında kimyasal silah. Ben de diyorum ki; kimyasal silahla aldatmayın, konvansiyonel silahlarla insanlar öldürülüyor. Öldürülen insan olduktan sonra, öldüren neyse ben onun karşısındayım; mesele odur, bu kadar basit.” HABER-FOTO: CUMHURBAŞKANLIĞI BASIN MERKEZİ