Yaz geliyor, ‘Bu sıcakta durulmuyor’ diyoruz.
Kış geliyor, ‘Bu soğukta yaşanır mı?’ diye söyleniyoruz.
Ne zaman bir mevsim tam anlamıyla kapımızı çalsa, hemen bir kusur buluyoruz. Sanki hayat bize hep ideal şartları sunmak zorundaymış gibi.
Aslında şikayet ettiğimiz ne sıcak, ne soğuk…
Şikayet etmeyi alışkanlık haline getirmiş olmamız.
Klimalar var ama yaz yine problem.
Kombiler yanıyor ama kış hâlâ dert.
Her şeyimiz yerli yerinde; ama memnuniyet bir türlü yerini bulamıyor. Çünkü mesele konforumuz değil, beklentilerimiz. Hayatı hep biraz daha kolay, biraz daha keyifli, biraz daha sorunsuz yaşamak istiyoruz.
Belki de sorun şu:
Elimizdekine alışıyoruz, alıştığımız şeyi de değersizleştiriyoruz. Bugün serin bir gölge sıradan geliyor, yarın aradığımız şeye dönüşüyor. Soğuk günlerde yazı özlüyoruz, yaz gelince kışı arıyoruz. Hep bir başka zaman daha iyi olacakmış gibi yaşıyoruz.
Şükür meselesi de tam burada karşımıza çıkıyor. Şükür, sadece ‘daha kötüsü de olabilirdi’ demek değil. Şükür; yaşadığın anın farkına varabilmek. Bugün güneşliyse tadını çıkarabilmek, soğuksa onun da geçici olduğunu bilmek.
Biz ise anı yaşamayı değil, anı eleştirmeyi seçiyoruz. Hava bir derece fazla sıcak olsa gündem oluyor, bir gün fazla soğuk olsa yine konuşuluyor. Hayat akıyor ama biz sürekli şikayet modundayız.
Belki de biraz durmamız gerekiyor.
Her mevsimi olduğu gibi kabul etmeyi, her günü tüketmeden yaşamayı denememiz gerekiyor. Çünkü hayat, bizim memnuniyetimize göre şekillenmiyor. Ama biz hayata nasıl baktığımızı değiştirebiliriz.
Belki de biraz susmayı, her şeyi yorumlamak zorunda olmadığımızı kabullenmeliyiz. Her anı düzeltmeye çalışmak yerine, olduğu haliyle yaşamayı denemeliyiz. Çünkü sürekli şikayet eden bir zihin, en güzel günlerde bile huzur bulamıyor. Memnuniyetsizlik bir alışkanlığa dönüştüğünde, mutluluk da ertelenmiş bir ihtimale dönüşüyor. Ve insan, en çok da elindeyken fark etmediği şeylerin yokluğunda anlıyor kıymetini.
Mevsimler değişiyor, dünya dönüyor, hayat devam ediyor.
Değişmeyen tek şey, bizim ‘bir türlü beğenememe’ halimiz.
Belki de asıl sorgulamamız gereken tam olarak bu.