Bir ara herkesin elindeydi. Sosyal medyada görmeyen kalmamıştı. Kutu açan açana… ‘‘Bakın bunu denedim’‘ diyen mi ararsın, ‘‘efsane bir şey’‘ diye abartan mı…
Sonra ne oldu?
Hiç.
Bir anda ortadan kayboldu. Şu an kimse konuşmuyor. Kimse aramıyor. Kimse ‘‘ya şu Dubai çikolatası ne güzeldi’‘ demiyor. Çünkü açık konuşalım… ortada unutulmaz bir tat falan yoktu.
Zaten mesele çikolata değildi.Mesele o çikolatayı alıp paylaşmaktı.
Biz son yıllarda tam olarak bunu yaşıyoruz. Bir şeyi sevmeden önce tüketiyoruz. Hatta çoğu zaman gerçekten tükettiğimizi bile sanmıyorum. Sadece ‘‘denedim’‘ demiş oluyoruz. Bir ürün alınıyor, iki fotoğraf çekiliyor, story atılıyor… sonra hayatımızdan çıkıyor.
Dubai çikolatası bunun en net örneği oldu.Çünkü normalde kimse çikolataya bu kadar anlam yüklemez.
Ama bir anda yüklediler. Sosyal medya yükledi, reklamlar yükledi, trend kültürü yükledi. Biz de balıklama atladık işte.
Bu işin biraz da tüketim toplumu tarafı var.Eskiden ürünler ‘‘buna ihtiyacın var’‘ diye satılırdı. Şimdi ihtiyaç falan aranmıyor. Sistem direkt şunu söylüyor:
‘‘Herkes aldı, sen hâlâ almadın mı?’‘ Bence bu çağın en güçlü cümlesi bu.
Çünkü insan artık yoksun kalmaktan değil, geri kalmaktan korkuyor. Konuşulan şeyin dışında kalmaktan korkuyor. Moda neyse onun dışında kalmaktan korkuyor.Kimse ‘‘benim ihtiyacım yok’‘ diyemiyor. Çünkü ihtiyaç önemli değil artık. Önemli olan gündemde kalmak.
Dubai çikolatası da burada devreye girdi zaten. Bir anda ‘‘lüks’‘ simgesine dönüştürüldü. ‘‘Dubai’‘ kelimesi bile yetti. İnsanlar çikolatayı tat için değil, his için aldı.
O çikolata aslında şunu satıyordu: ‘‘Ben de bu dünyanın içindeyim.’‘
Ama o his, kutu açılana kadar sürüyor.Sonra gerçek geliyor. Tadına bakıyorsun… iyi mi? Eh. Çok mu farklı? Değil. Bir daha alır mısın? Büyük ihtimalle hayır.Çünkü aslında sen onu almak istemedin. Sen sadece trendin içinde kalmak istedin.Bunu kabul etmek zor ama durum bu.
Dubai çikolatasının birkaç ayda unutulması da bunu gösteriyor zaten. Gerçekten sevilen şeyler bu kadar hızlı kaybolmaz. İnsan alışkanlık edinir, tekrar alır, başkasına önerir.
Ama burada öyle olmadı.Çünkü ürün kalıcı değildi, parlatma geçiciydi.Kapitalizm zaten böyle çalışıyor.Bir ürünü uzun süre sevdirmek istemiyor. Çünkü insanlar bir şeye alışırsa, yetinmeye başlarsa piyasa durur. Sistem bunu sevmez. Sürekli yeni bir şey çıkarması lazım.Sürekli ‘‘şunu da dene, bunu da al’‘ demesi lazım.
Tüketim bitince çark duruyor çünkü.O yüzden Dubai çikolatası bitti. Yerine başka bir şey gelecek. Belki bir içecek, belki başka bir tatlı. Belki bir kahve. Belki saç trendi. Belki bir ayakkabı.
İsim değişiyor ama hikaye aynı.
Biz de aynı şeyi tekrar tekrar yaşıyoruz. Gerçekten sevdiğimiz şeyleri değil, bize sevdirilen şeyleri tüketiyoruz. Sonra birkaç hafta geçiyor, yeni bir trend çıkıyor, eskisini unutuyoruz.
Dubai çikolatası gitti.Ama asıl soru duruyor:
Biz ne zaman gerçekten canımızın çektiği şeyleri yapmaya döneceğiz?
Ne zaman ‘‘herkes aldı’‘ diye değil de ‘‘ben istedim’‘ diye bir şey alacağız?