Geçen gün üniversiteli bir gençle sohbet ediyorum. Konu dönüp dolaşıp yaşadığı şehre geliyor ve bir anda şu cümleyi kuruyor, “Burada nefes alamıyorum…”
Bu cümle ilk duyulduğunda ekonomik bir sıkıntıyı çağrıştırabilir. Aslında mesele para değil. Mesele psikolojik… Daha doğrusu kendini gerçekleştirme meselesi!
Bugün birçok şehir hızla büyüyor. Yeni yollar açılıyor, AVM’ler yükseliyor, organize sanayi genişliyor ve nüfus artıyor.
Her şey hareket halinde ve mükemmel bir uyum içinde gibi görünüyor. Ancak şehir büyürken vizyon aynı hızda gelişmiyorsa ortaya görünmeyen bir boşluk çıkıyor. Beton yükseliyor ama zihinsel alan genişlemiyorsa, gençler o şehirde kendine yer bulamıyor.
İşte tam bu noktada İç Anadolu’nun çok konuşulmayan gerçeği başlıyor.
Bir şehir kültürel olarak dönüşemediğinde, gençler için görünmez bir duvar oluşuyor. Fikirlerinin, yaşam tarzının ve üretme biçimlerinin daraldığını hisseden biri için yaşadığı yer artık bir konfor alanı olmaktan çıkıyor, yerini sıkışmışlık hissi alıyor. Ve ardından o tanıdık düşünce geliyor: “Gitmem lazım…”
Ekonomik gücü olan İstanbul’a, İzmir’e, Ankara’ya yöneliyor. Gücü yetmeyen ise “Batı’da bir şehir” hayali kuruyor. Bu yalnızca fiziksel bir göç değil; çoğu zaman ruhsal bir kaçış. Çünkü insan sadece yaşamak istemez, asıl istediği ruhsal doyuma ulaşmak yani nefes almaktır.
Burada yanlış anlaşılmaması gereken şey şu, bu şehirler gelişmiyor demek değil. Tam tersine büyüme var. Ama büyümenin yalnızca betonla ölçülmesi, insanın gelişimini geri planda bırakıyor. Ve belki de en büyük risk burada başlıyor. Bu sistemle, şehirler, en çok vizyon isteyen gençlerini kaybediyor.
Sonra herkes aynı soruyu soruyor, “Gençler neden gidiyor?”Cevap aslında oldukça yalın. Kendi ihtimalinin peşinden gidiyor.
Gerçek kalkınma yalnızca bina yükseltmek ya da yol yapmak değildir. Asıl kalkınma, insanın ufkunu genişletebildiğimiz yerde başlar. Kültürel alanlar, kütüphaneler, üretim ve sanat ortamları, gençlerin kendini ifade edebileceği alanlar… Bunlar bir şehrin gerçek nefes borularıdır.
Çünkü şehirler büyüyebilir. Ama içinde yaşayan insanlar nefes alamıyorsa, o büyümenin pek bir anlamı kalmaz.