Şenay Sarıaslan

Mantık mı, duygu mu? Asıl soru…?

Şenay Sarıaslan

‘‘Hayat mantıkla mı yaşanmalı, duygularla mı?’‘ Bu soru hep sorulur. Ve çoğu insan refleks olarak ‘‘mantıkla’‘ der. Çünkü mantık güvenlidir, saygındır, alkışlanır. Duygular ise biraz tehlikelidir. İnsan duygusuyla karar verince ‘‘zayıf’‘, mantığıyla karar verince ‘‘olgun’‘ sayılır.

Oysa hayat böyle basit bir denklem değildir. Çoğu insan ‘‘mantıklı’‘ oluğunu düşündüğü kararlar alarak hayatını yaşamaya çalışır. Sevmediği işte kalır, sırf düzeni bozulmasın diye.

Yürümeyen ilişkileri sürdürür, ‘‘en azından yalnız değilim’‘ diyerek. Gitmek istediği şehirleri, yapmak istediği işleri hep erteler. Ve bunların hepsine mantık! der.

Ama Tolstoy’un İvan İlyiç’in Ölümü tam da bunu anlatır. Her şeyi doğru yapan bir adamı… 

Topluma uygun yaşayan, doğru evlilik yapan, doğru kariyeri seçen bir adamı… Ve ölüm döşeğinde fark ettiği şey, hayatını doğru yaşamış(kime göre?) ama kendisi gibi yaşamamıştır.

Hiç düşündünüz mü, filmler de aynı soruyu sorar. Into the Wild’daki genç adam mesela… Toplumun çizdiği mantıklı hayatı reddeder. Para, kariyer, konfor… Hepsini bırakır. Duygusuyla yola çıkar. Özgürlük ister. Anlam ister. Onun hayatı için, sonu acıklıdır der birçok insan. Ama o şu notu düşmüştür tarihe, 'Mutlu bir hayat yaşadım ve bu yüzden Tanrı’ya müteşekkirim. Hoşça kalın, Tanrı hepinizi kutsasın.’

Bir de tam tersi karakterler vardır. Her şeyi ölçüp biçenler. Kalbini susturup hayatını kontrol etmeye çalışanlar. Âşık olmadan önce bile ‘‘mantıklı mı’‘ diye soranlar. Hayatlarını güvenli ama sessiz yaşayanlar.

Bence asıl sorun mantıkla yaşamak değil. Asıl sorun, korkuya mantık demektir. Bir ilişki bitirilir, ‘‘mantıklı değildi’‘ denir. Bir hayalden vazgeçilir, ‘‘şartlar uygun değildi’‘ denir. Bir yolculuk ertelenir, ‘‘zamanı değildi’‘ denir. Ama çoğu zaman mesele mantık değil, incinmemektir, kaybetmemektir, riski göze alamamaktır.

Jung’un meşhur sözü vardır, ‘‘Bilinçdışına ittiğin şey, kaderin olur.’‘ Yani bastırılan duygular bir gün başka bir yerden çıkar. Yok sayılan istekler, hayatın başka bir döneminde insanın karşısına dikiliverir.

Sadece mantıkla yaşanan hayatlar düzenlidir ama çoğu zaman eksiktir.

Sadece duyguyla yaşanan hayat ise coşkuludur ama savrulmaya açıktır.

Belki de mesele birini seçmek değildir. Mantık yönü göstersin, duygular da neden yola çıkıldığını hatırlatsın... Çünkü, mantık ‘‘nasıl yaşanacağını’‘ öğretir. Duygular ‘‘neden yaşandığını’‘…

En tehlikeli hayat, hatasız ama hissiz yaşanan hayattır bence, çünkü insan güvenle değil kendini hissettiği sürece yaşar.

Yazarın Diğer Yazıları