Kemal Gönen

Maduro Olayı

Kemal Gönen

Dünya’da savaşları bitirdiğini, barışı sağladığını ve bu yüzden kendisine Nobel Barış Ödülü verilmesi gerektiğini söyleyen A.B.D’nin çılgın başkanı Donald Trump uzun süredir kafayı Venezuela lideri Nicholas Maduro’ya takmıştı. 

Uyuşturucu kartellerini yönettiğini iddia ettiği Venezuela devlet başkanına teslim olması, bırakması gerektiğini söylüyor aksi takdirde sonuçlarına katlanacağını tüm dünyanın gözü önünde haykırırken, yakın coğrafyasında uyuşturucu mevzusu filmlere konu olmuş ülkelere ne hikmetse tek kelime etmiyor. 

Ve beklenen sonuç gerçekleşti. Amerika bütün pervasızlığı ile uluslararası hukuku, demokrasiyi, insan haklarını, birleşmiş milletleri hiçe sayarak başka bir devlete askeri müdahale gerçekleştirdi. İki saat içerisinde devlet başkanını paketleyerek kendi ülkesinde cezaevine götürdü. 

Dünyada artık hukuk tanımayan, istediği ülkeyi veya yönetimini kendine tehdit gösterip müdahale eden, Birleşmiş Milletler, Nato gibi kurumları yok sayan, adeta eşkıya gibi hareket eden iki devlet var. Biri malum olduğu üzere A.B.D., diğeri ise onun coğrafyamızda kanla beslenen kuklası İsrail. 
Maduro yanlış bir isim olabilir. Ülkesine halkına zulmediyor olabilir. Ülkesinde hukuku yok etmiş olabilir. Trump’ın iddia ettiği gibi uyuşturucu kartellerini yönetiyor olabilir. Bunlar tartışılabilir fakat bu sebeplerin hiçbiri bir başka devlete bu kadar pervasız bir müdahaleyi haklı göstermez. 

Trump’ın bu müdahaleden önce söylediklerinden çok müdahaleden sonra söylediklerine bakmak lazım ; Başkan yardımcısı durumdan çok memnun ve minnettar diyor ( maduroyu ve ülkesini o sattı, memurumuz demek istiyor ) 

Venezuela’yı kimin yöneteceğini belirliyoruz, yakında açıklayacağız diyor. ( sorsanız demokrasi derler, uyuşturucu kartellerini artık bizim atayacağımız memurlar yönetecek demek istiyor ) 
Dev petrol şirketlerini devreye sokacağız. Venezuela petrolünü biz çıkaracağız harcadığımız parayı geri alacağız diyor. ( tam bir tüccar devlet zihniyeti ile masrafımı ve haracımı alırım diyor ) 
A.B.D. çıkar on binlerce kilometre mesafedeki ülkelere demokrasi götürdüğünü iddia ederek müdahale eder, darbelere zemin hazırlar, yardım eder, savaşlar çıkarır. Bunu yaparken ülkesinin güvenliğini gerekçe gösterir. Böyle bir gerekçe veya zemin yoksa da kendisi bu gerekçeyi ortaya çıkarır. 

Tek bir derdi var bunları yaparken. Tek kutuplu dünya düzeni. Amerikan çıkarları ve buna hizmet etmesi gereken dünya ülkeleri ve insanları. 

Amerika çıkarlarına hizmet etmeyen, petrol veya diğer gelirlerden haracını vermeyen, onlardan istediği miktarda silah almayan bütün devletlere kendi güvenliğini veya coğrafyasının güvenliğini gerekçe göstererek istediği gibi, pervasızca ve uluslararası hukuku hiçe sayarak istediği müdahaleyi gerçekleştirebilir duruma gelmiştir maalesef. 

Dün Irak’a demokrasi getiriyorum dedi Saddam’ı devirdi. Libya’da demokrasi dedi Kaddafi’yi devirdi. Arap Baharı dedi, Büyük Ortadoğu Projesi dedi. Şimdi İbrahim Anlaşmaları diyor. Fakat ortada bir sonuç var ; petrol, doğalgaz, kıymetli madenler, silah. Yani para ve ekonomi. 

Trump’ın herhangi bir konuda yaptığı basın toplantılarını oturup izleyin. Bu adam ne saçmalıyor diye düşünür izleyen herkes. Zaten oluşturmaya çalıştıkları sistem tutarlı söylemleri olan bir başkanla izah edilemez. 

Amerika bir yandan dünyada git gide problem haline gelen başta petrol, doğalgaz ve kıymetli madenlerden kendine hak gördüğü kısmına resmen bütün dünyanın gözü önünde çöküyor. 

Yeni dünya düzeni dedikleri sistemi kurmak için olmazsa olmaz olarak gördükleri üçüncü dünya savaşı için hem kendi arka bahçesinde hem coğrafyamızda İsrail eliyle temizlik yapıyor, kendince tehlikeleri ortadan kaldırıyor. 

Bir gün bakıyorsunuz terör hedef gösterilerek Libya vuruluyor, başka bir gün Lübnan. İran operasyonu herkesin malumu. Üst yönetim olarak baktığınızda kimin çıkarlarına hizmet ettiği belli olmayan İran’a Kasım Süleymani öldürülerek ve İsrail eliyle bir müdahale ile bir ayar çekildi. Venezuela’ya yapılan operasyonla eş zamanlı şekilde İran’da da  ayaklanmalar başladı. 

Ülkemiz açısından coğrafya bu kadar hareketli iken tehdit yok mu? Elbette olmalı. Terörsüz Türkiye sürecini baltalamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Türkiye’ye karşı Yunanistan, İsrail, Kıbrıs Rum Kesimi ittifakı konuşuluyor. Bir merkezden düğmeye basılmış gibi ortaya çıkan Deaş ve benzeri terör örgütü mensupları bir bir yakalanıyor. 

Zaten biz ülke olarak 12 Eylül darbesini, 15 Temmuz darbe teşebbüsü süreçlerini yaşadık. Bunların kime hizmet ettiğini, kimlerin buna zemin hazırladığını iyi biliyoruz. Fakat içimizdeki İrlandalılar hala çıkıp Amerika ve İsrail’in yaptıklarını savunabiliyor. 

Dünyada yaşanan olaylara baktığınızda artık Amerika kaba tabirle resmen zıvanadan çıkmış durumda. Ne zaman, nerede, ne yapacağı belli olmayan pimi çekilmiş bomba gibi. Kendi çıkarlarına hizmet etmeyen her devlet onlar için tehdit. 

Birleşmiş Milletler, Nato gibi kurumlar onlar için hikâyeden ibaret. Varsa yoksa Amerikan çıkarları. İnsanlar ölmüş, çocuklar ölmüş, açlık var, kıtlık var umurlarında değil. Yeter ki petrol alsınlar, maden alsınlar, silah satsınlar, para kazansınlar.   

Siz bu satırları gazetede okuduğunuz sırada muhtemelen Nicholas Maduro A.B.D. mahkemeleri önünde yargılanmaya başlamış olacak. Ne kadar hızlı demokrasi. Sözde ülkesine ve halkına eziyet etmekten, uyuşturucu kartellerinin liderliğini yapmaktan yargılanacak fakat asıl suçu Amerika menfaatlerine hizmet etmemek. 

Amerika artık tüm dünyaya şunu söylüyor; bana ve çıkarlarıma hizmet etmeyen, gelirlerinden hak ettiğim payı alamadığım bütün ülkelere bir gerekçe ile müdahale ederim. Hukuk tanımam, yasa tanımam. En büyük yasa paradır, silahtır, güçtür. 

İşte yeni dünya düzeni.  
 

Yazarın Diğer Yazıları