İlhami Şekercioğlu

Türk Kültür Yapılanmaları

İlhami Şekercioğlu

Var olan, var olduğu düşünülen madde, mana- Allah inancı ve ruh dâhil hemen her şeyin gerek sözlü gerekse de yazılı olan bir anlatımı vardır. Biz bu anlatımlara o şeylerin kültürü ismini veriyoruz. Kültür anlayışı, inanç, sosyal yaşam, nesne-enerji ve Vahiy üzerinden şekillenir. Fıtratın bir ifadesi olan ulus kavramının da gerek kendisi gerekse de millet kültürlü bir anlatımı söz konusudur. Millet olmada kültür; inanç, mitoloji dâhil, asırlardır süzülüp gelen gelenek, görenek, giysi, beslenme vb. hayatın bütünsel bir anlatımıdır. İfade edildiği üzere, kültür somut ve devamıyla soyut kavramlar üzerinden şekillenir. 

Türk kültürü de Türk Milletinin hayat tarzını ortaya koyar. Tarihi süreç içerisinde birçok kültürle tanışmış olan Türk kültür yapılanmaları kendisini koruyarak Bozkır kültüründen günümüz kültürüne kadar gelişerek taşınmıştır. Türk kültürünü sadece bozkır kültürü üzerinden şekillendirerek anlatmaya çalışmak en azından Türk milletini iyi tanımamak olur. Türk Milleti süreklilik halinde kendi kültür değerlerini ilimle bilimle geliştirerek gelecek nesillere aktarmak durumundadır. 

Asya bozkırlarında devamıyla farklı coğrafyalarda aynı kültüre hatta aynı özelliklere sahip Türkçe konuşan insanların zamana özgü ayrı ayrı oluşturdukları farklı devletler kuruldu. Bu devletlerin genel amacı ulus-millet temelli bir anlatımla kendi birliklerini kültürlerini koruyabilmek düşmanlarına karşı savunmalar oluşturabilmek ve bozkır şartlarında (su-mera-iklim) ayakta kalabilmek düşüncesidir. 

Geçmişte konargöçer bir toplum yapısına sahip olan Türk Boylarının efsanevi halk hikâyeleri yerleşik hayata geçtikten sonra da devam etmiştir. Türkler bu şekilde sözlü olarak aktardıkları destanlar masallar, efsanevi halk hikâyeleri ile kendi yaşam tarzlarını, törelere gelecek kuşaklara aktarmayı başarmışlardır. Tam olarak bu noktada kültür aktarımı için en önemli aracın dil olması tarihi bir gerçektir. Yazının öncesi dilin canlılığı Türk toplumlarının kültür değerlerinin unutulmasına mani olmuştur. Yazının Türk yaşam tarihine girmesi ile sözlü olarak aktardıkları kültürel değerlerini zamanla yazılı olarak kayıt altına alınmıştır. 

Bu anlamda Türk kültürüne ait değerleri yazılı olarak bize aktaran Orhun (8.yy.) Abideleri ve Divan-ı Lügat-it Türk (1074,11 yy) günümüze ulaşmış en önemli kaynaklar arasındadır. Diğer önemli bir kaynak ise Yusuf has Hacib’in eseri olan (1070,11 yy.) Kutadgu Bilik’tir.    Türkler İslamiyet’i kabul etmeleriyle birlikte devlet yönetim anlayışı yavaş yavaş değişmeye başlamıştır. Bu üç temel eser aynı zamanda Türk Kültür yapılanmasını günümüze kadar taşımıştır. 

Türklerde hep bir Kızılelma’dan bahsedilir. Kızılelma dünyaya bir düzen oluşturma ülküsüdür. Bu düşünce Türk Milletini canlı-diri tutmuştur. Bize göre gerçekçi ve gelenekçi bir yaklaşımla; soyut haldeki Kızılelma düşüncesi Türk Coğrafyalarıyla yani Turanla birlikte daha somut hale getirilecektir…
Türk kültür tarihi hakkında oldukça çok kaynaklarda oldukça çok bilgiler mevcuttur. Ben bu konuyu tarihi bir anlatımla kendi gözlemlerimle birlikte yazmak isterim. Zira hemen hemen tüm çalışmalarım benim kendi deneyim-gözlem ve anlatımlarımdır.  

TÜRK OLMAK: 

Tarihin en eski topluluklarından önemli bir tanesi Türklerdir. Türkler kendi tarihleri ve yaşadıkları hayat ile dünya tarihinde önemli bir yer tutarlar. Türk Tarihinin olmadığı bir tarih, dünya tarihinin bir anlatımı olmayacaktır. 
Türkler oldukça fazla beylik farklı devletler nihayetinde Selçuklu ve Osmanlı gibi imparatorluklar kurmuştur. Bu devlet ve imparatorluların yıkılmasıyla birlikte bir yenisini daha kadim Türk yurdu olan Anadolu topraklarında çok ağır şartlarda Türkiye Cumhuriyetini kurmuşlardır. Kurulan bu devletler insanlık tarihine birçok değer kazandırmıştır. 

Türkler günümüzde olduğu gibi oldukça farklı dini inançlara sahip olsalar da Karahanlılar (840-1212) döneminde ağırlıklı olarak İslam Dinini benimseyerek Müslüman olmuşlardır. İnandıkları İslam inancını en iyi şekilde yaşamaya çalışmışlardır. Abbasilerin yıkılmasıyla (1258) birlikte İslam Dininin bayraktarlığını tüm dünyada yapmaya başlamışlardır. İslam dinini en iyi şekilde yaşamaya ve bu tarihi süreç içerisinde ona hizmet etmeye ve onu en iyi şekilde yaşamaya çalışmışlardır. 

Bugün itibarıyla Batı Avrupa dâhil dünyanın birçok bölgesinde “Müslüman olmayı” “Türk olmak” şeklinde ifade edilmektedir. Bu anlatımda Türk kültür yapılanmasının yanında mutlaka İslam inancının asırlardır süzülüp gelen kültürünün de payı oldukça önemli olsa gerektir. 
Bir döneme ait Türk tarihini-kültürünü söylediği destanlar üzerinden en iyi şekilde anlatan Dede Korkut (M. 570-632) Türkler ve yaşadıkları İslam inancını şu anlatımla ortaya koymakta. “

Sayılmakla Oğuz Beyleri Tükense olmaz.

Yettiler arı suda abdest aldılar.
Ak alınlarını yere koydular. 
İki rekât namaz kıldılar. 
Adı görklü Muhammed’e Salavat getirdiler.
Ve kılıç çaldılar. 
Gelecek haftaki yazımız kişilik oluşturmada Türk kültür yapılanmalarını anlatmaya devam edilecektir. 
 

Yazarın Diğer Yazıları