Türk kişilik karakteri oluşturma da muhakkak ki vatan tanımı ve İslam inancının ortaya koyduğu anlatımlar oldukça önemlidir.
Türkler zaman içerisinde kendilerine özgü kültürleriyle birlikte inançlarını bir araya getirerek kendilerine ‘vahiy-vahdaniyet’ temelli bir yaşam alanı oluşturdular. Bu uğurda çok çalıştılar. Yeri geldi farklı inanç guruplarıyla savaştılar. Yerleşik düzene geçmeleriyle birlikte sanatta mimaride edebiyatta dünyada kabul gören değerli eserler ortaya koydular. Bu eserlerin birçokları Göktürklerden itibaren kendi varlıklarını gerek kültür-isim soyut, gerekse de fiziki varlık somut olarak farklı coğrafyalarda devam ettirmektedirler. Ulus ve millet kavramları belirli bir coğrafya üzerinden ortaya konur ve şekillenerek; medeniyetler olarak yaşanır. Biz bu coğrafyaya ‘VATAN’ diyoruz. Düşüncemiz o ki Türklerde vatan fikri; asırlara dayalı Türk kültürünün bulunduğu Turan coğrafyasıdır…
Tüm bu anlatımlarımızı örneklendirme adına;
07 Ekim 2015 tarihinde Prof. Dr. Tufan Gündüz hoca TRT 2 de ‘Pelin Çift’ Hanım ile ‘Gündem Ötesi’ adlı özel bir programda 2009 tarihinde yaşadıkları bir olayı şu şekilde anlattı.
Yer Bosna Hersek. Orada Barış Gücü olarak görev yapan Türk olan bir askeri birlik var. Bu birlik, bölgede yaşayan insanlara Türkiye Cumhuriyetinin bir temsilcisi olarak yardımcı olmaya çalışmakta; okullar, camiler, çeşmeler onarılıyor, farklı alanlarda yardıma muhtaç aileler belirleniyor ve onlara gerekli yardımlar yapılmakta.
Mevsim yaz ve Ramazan ayı. Askeri Birlikten uzakta olan yaşlı bir bayanın ismi yardım yapılacakların listesine yazılması unutulur. Bundan haberi olan Türk Askeri Birliği araçla ulaşma imkânının olmadığı eve omuzlarında taşıdıkları iaşe paketleriyle birlikte giderler. Yakın geçmişte Hırvat ve Sırplarla yapılan ‘din’ savaşta kocasını ve çocuklarını kaybetmiş olan bir bayan kapıyı açar. Tanımadığı kişileri omuzlarında taşıdıkları iaşe paketleriyle birlikte görünce ilk sorusu ‘Siz Türk müsünüz’ olur. Subaylar evet Türk’üz deyince ‘Geleceğinizi biliyordum. Atalarınız gibi üzerinize düşeni yaptınız vefa örneği gösterdiniz, Türk Milleti sağ olsun, var olsun’ der. İki subayımız bu söz karşısında duygulanır, istemezlerse de gözlerinden iri taneli yaşlar akar ve ‘Çırpınırdın Karadeniz, Bakıp Türk’ün Bayrağına’ marşı dudaklarından marş olarak dökülür.
Yer Samsun Çarşamba arasında bir yerleşim alanı olan Dikbıyık Köyü mekân ise Dikbıyık Sağlık Ocağı lojmanı. Sağlık Ocağında Atilla Timur ve Aysan Bayram isimli iki genç doktorumuz görev yapmakta. Doktorlarımızdan Aysan Bayram’ın babasına hoş geldiniz ziyareti için öğretmen arkadaşım merhum Ali Özbek ile birlikte Sağlık ocağı Lojmanına gittik. 70 yaşları civarında sonradan ABD de yaşadığını öğrendiğimiz bir beyefendi ile karşılaştık. Selam verdik. Selamımızı bozuk bir lisanla birlikte aldı. ‘Hoş geldiniz nasılsınız’ şeklindeki sorumuzu ise cevaplamakta zorlandı. Doğrusu o an ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Dr. Aysan gecikmeli olarak içeriye girdi. Babası ve kendisi hakkında bizimle bir takım bilgiler paylaştı.
–Kendilerinin Makedon asıllı olduklarını ve Türkçeyi tahsil hayatı boyunca İstanbul’da öğrendiğini bize anlattı. Dr. Aysan çok güzel bir ağızla İstanbul Türkçesi konuşmakta. Doğrusu Türkçeyi sonradan öğrenen birisinin bu kadar güzel bir Türkçe konuşması benim ve arkadaşım merhum Ali Özbek’in dikkatini çekmişti.
Söz sohbet devam etmekte. Dr. Aysan babası ile bizim aramızda bir takım kısa cümleleri anlıyor olsak da bize yine de tercümanlık yapmakta. Dr. Aysan bir işe dayalı olarak Makedonya’da ki yakın komşularını babasına sordu. Baba gerekli cevabı verdikten sonra bir sevinçle bizimle bir bilgi paylaştı. Sohbete konu olan komşularının ‘Türk olduğunu’ ve yanlış hatırlamıyorsam Ahmet ismini aldığını söyledi. Doğrusu kişinin Müslüman olduğunu çok duymuş çok okumuştum ama gerçekten kimlik anlamında Türk olmayan bir başkasının ‘Türk olmasını’ ilk kez duymuştum. Söylenen cümle, ifade ettiğimiz gibi kişilik kavramlı devamıyla Türk kimlik anlatımlı ‘Türk tanımını’ en iyi şekilde ortaya koymakta. Dr. Aysan sorumuz karşısında Türk olmaktan amacın ‘ilgili komşularının Müslüman olduğunun’ bir anlatımıydı. Balkanlar dâhil birçok Avrupa ülkesinde bu şekliyle ifade edildiğini söyledi. Bu anlatım şekli Abbasilerin yıkılmasından sonra (1258) Türk Milletinin asırlar boyu ortaya koyduğu değerlerle birlikte; İslam’ı anlama onu yaşama ve İslam’a hizmetlerinin bir karşılığı olduğunun açık olarak ortaya konmasıydı. Kaldı ki bu anlatım sadece din kavramı üzerinden değil Müslüman olmayan farklı inanç temelli kültür anlatımları üzerinden de Türk kimliği ortaya konulabilir. Macarlar, Kumanlar, Uzlar, Peçenekler, Gagavuzlar vb.) Bu konu ‘Ön Türkler ve Zamantı Vadisi’ bir anlatımla ortaya konmaya çalışılacaktır.
Bu anlatım şekli kültür anlatımlı milliyetçilik kavramları üzerinden sosyolojik bir anlatımla Türk Milliyetçiliğin isimlendirilmiş halidir.
Daha sonra aynı anlatımın; Arap Dili Ve Edebiyatı Hocası arkadaşım Prof. Dr. Seyfullah Korkmaz Beyden sık sık ziyaret ettiği Ürdün, Filistin ve yakını olan bölgelerde de Müslüman olmanın aynı anlatımlarla (Türk olmak) ifade edildiğini bize uzun uzadıya anlatmıştı.
Gelecek haftaki yazımız Türklerin Batıya Göçleri.