Çocukluğumdan itibaren hayata dair kendime sorduğum ve cevabını bulmakta zorlandığım sorularım vardı. Bence gerek ailem gerek okul hayatım ve gerekse de yakın çevrem bu sorulara cevap bulabilecek muhafazakâr bir yapıya sahiptiler.
Yahut ben öyle olduklarını düşünüyordum. Sürekli olarak sorularımı cevaplayabilecek muhataplar aradım. Muhataplarımdan aldığım tüm cevaplar birbirinden farklı idi. Hem farklı cevaplar hem de konunun genişliği beni bir bütünlük içerisinde bu tür bir çalışmaya sevk etti. Bu şekilde bir çalışma yapılırsa; hangi değerler ne zamandan başlayarak hangi şartlarda nasıl gündeme taşınabilirdi. Başta ben olmak üzere insanoğlunun bilgisine nasıl sunulabilirdi.
Bu soruların cevaplarını tüm boyutlarıyla birlikte bulmaya çalışmalıydım. Bu düşünceden hareketle araştırmalara dayalı olarak temellendirebildiğimi düşündüğüm fikirlerimi yazmaya çalıştım. Yer yer birçok problemle karşılaşmış olsam da âfaki olarak hiçbir şeyin peşine düşmedim. Benim için özellikle bu çalışma süreci oldukça zor bir süreçti. Şükürler olsun bu özverili çalışmalarımın neticesinde alanında ‘ilk’ olduğunu düşündüğüm bu çalışma ortaya çıktı.
Bu çalışmanın sevabıyla günahıyla birlikte bana ait olduğunu ifade etmeliyim.
Bu çalışmadan amacım; Kuran-ı Kerim kaynaklı olarak ırk cinsiyet fark etmeksizin tüm insanlığa iki dünya adına ‘orta yol tanımlı’ bir kapı aralama düşüncesidir. Sorguladığım konuların cevabını kendimce bulduğumu düşünüyorum.
Barışa Giden Yol Haniflik
İnsanoğlu yaratılışı ile birlikte madde ve mana anlamında bir takım farklı değerlerle birlikte dünya gelir. Bu değerler korunup kollanması gereken ve insanı insan yapan temel değerlerdir. Bu şekliyle ilgili değerler insanoğlunun dünyevi ve uhrevi yaşam şeklini belirler. Kuran-ı Kerim bu temel değerleri fıtratın bir ifadesiyle ‘HANİFLİK’ olarak isimlendirir.
Haniflik; ilahi dinler arasında sadece Kuran-i bir kavram olup 12 farklı ayette geçer. Bizim bu makaleden amacımız Haniflik temel kavramını olması gerektiği gibi insan yaşantısında merkeze alıp yine buradan hareketle Kuran-ı Kerim kaynaklı ilgili değerlerle birlikte onu anlamaya anlatmaya ve özelde insanoğlunun bilgisine/yaşantısına sunmaya çalışmak olacaktır.
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için anlatımlarımızın tümü; düşünce iman ve davranış boyutuyla birlikte Allah’ın varlığı ve birliği (Tevhit İnancı), âlemlerin yaratılışından insanın yaratılışına ve yaratılış amacına, bu amaca ulaşmada madde-mana, iyi-kötü kavramları, inanç ve davranış anlatımlı dinlerin gerekliliği ve oluşturdukları algının önemi, insanlığın iki dünya adına sevginin letafetin ve barışın ortak ifadesi olan ‘HANİFLİK’ temel kavramını ortaya koymak şeklinde olacaktır.
Haniflik iyilik ve kötülük kavramlarıyla birlikte hayata ‘orta yol’ tanımlı Allah merkezli başlamaktır.
Anlatımlarımız temel olarak insana dair şu üç üst başlıkla birlikte anlatılacaktır.
A-İnsan Düşüncesinde ve devamıyla; Kutsal Kitaplarda Allah’ın varlığı ve Birliği, Allah’ın evreni ve insanları Yaratması:
B-Yaratılan insanların inanma ihtiyacı olan İlahi yahut olmayan dinler ve oluşturdukları din algısının insanlarda medeniyetlerde oluşturdukları olumlu yahut olumsuz davranışlar.
C-Yaratılan bu âlemde insanoğlunun yerinin Haniflik dâhil yaşananlar üzerinden tespiti ve nihayetinde temel olan bu değerlerle birlikte Allah’ın kulundan razı olacağı şeklinde yaratıcısına geri dönüşü için gerekli anlatımların davranışların ortaya konması.
‘Allah’ın yokluğu yahut varlığı ‘Ataizi’m ve İnanmak-iman kavramları üzerinden anlatılacaktır.
Zira son yıllarda ‘din müessesine’ Vahiy temelli İslam inancına yoğun şekilde saldırılar söz konusudur. Özellikle gençlerimizin bu saldırılar altında olduklarını düşünüyordum. Fakat yaptığım araştırmalarda-sohbetlerde sadece gençlerimizin değil pek çok orta yaş gurubunun da aynı düşüncelere sahip olduklarını gördüm.
Günümüzde muhakkak ki bu saldırıların altında yatan temel sebep Vahyin bizatihi kendisi değil; ‘Vahiy’ temelli din inancının din kaynaklı olmayan ve asırlardır ortaya konan farklı felsefi ve siyasal anlatımlar üzerinden ‘din adına’ ortaya konmasıdır. Bu değerlendirmelerde Kuran öncesi din kavramlarının felsefik yorumları, Budizm, Hinduizm vb. farklı anlatımların bilerek bilmeyerek günümüzde yeniden öncelenerek ortaya çıkartılmasıdır.
Biz bu çalışmalarımızı ortaya koyarken din adına hiçbir guruba, kümeye karşı bir tavır içerisinde olmadığımızı sadece vahiy temelli İslam inancını; olması gerektiği şekilde ‘VAHİY’ temelli olarak ortaya koyma düşüncesidir. Cenab-ı Allah hayr kılar inşallah…
Gelecek haftaki yazımız: Allah’ın Varlığı yahut yokluğunun felsefik bir anlatımı…