İlhami Şekercioğlu

Dünyamızın konumu ve insan

İlhami Şekercioğlu

Dünya bir milyondan fazla nebatatı, sekiz milyon yediyüzbin canlı çeşidini bünyesinde barındırır. Canlıların dörtte üçü karalarda yaşar. Henüz bu canlıların tanımlanma adına tamamı isimlendirilememiştir. 
Yaşadığımız dünya; diğer gezegenlere göre farklı özellikleri ile daha çok bilinen bir yapıya sahiptir. İnsanoğlu uzay ve dünya hakkındaki bilgilerini daha da geliştirebilmek için sürekli olarak emek harcamakta ve yeni yeni tespitler ortaya koymaktadır. Bu tespitlere göre dünya: Venüs ve Mars gezegenleri arasında kendi sisteminin yıldızı olan Güneşin yaşanabilir bölgesinde bulunur. Şimdiye kadar yapılan keşiflerde diğer gezegenlerle karşılaştırıldığında en önemli özelliği; insanla birlikte, nebatatı ve diğer canlı türleri (görünmeyenler-ruhani varlıklar dâhil) ile birlikte hayvan türlerini de kendi bünyesinde barındırıyor olmasıdır. 
Âlemlerde ve Dünyada yaratılan varlıkların tümünün insan için yaratıldığını söyleyemeyiz. Bu anlatım şekli yaratılış âlemini sınırlandırır ve nihayetinde yaratılışı sonlandırır. Yalnız; yaratılan, yaratılacak ve halen yaratılmakta olan birçok şey bilgi anlamında başarabildiği ölçü içerisinde insanoğlunun emrine verilmiştir. Bu bakımdan Cenab-ı Allah’ın yaratması ve dolayısıyla ilimi sonsuzdur. 
Tüm âlemlerde bilinen bilinmeyen oldukça çok farklı varlıkların yeni keşiflerle birlikte var olduğuna şahit olmaktayız. 
İnsan fiziki olarak topraktan yaratıldı. Cenabı Allah (Hz. İsa’nın yaratılışında olduğu gibi) ona ruhundan üfledi. Üflemekten amaç, can ve ruh birlikteliği ile ona hayat vermesidir. Can ve ruh birlikteliği bir atık su üzerinden nesil olarak devam eder. İnsanın; yeryüzündeki sorumlulukları ve bu sorumlulukları yerine getirme güç ve kudretinin kaynağı oluşudur. Can; bitki, hayvan, insan dâhil umumiyet arz eder ve davranışlarından sorumlu değildir. Tüm canlıları kapsar. Ruh ise hususidir. Ruh iman etmek, inanmak bu imana davranış geliştirmek dâhil insanın kişiye özgü mana anlatımındaki ifadelerin tümüdür. Fıtratın bir ifadesi olarak can, ruh ve bu ruha verilen yaşamın bir parçası durumundaki iyilik kötülük kavramları, inanmak, ibadet etmek, akıl ve duygu birlikteliği sadece insanda bulunur ve ruhun mana anlamındaki eğitimi ile birlikte tüm değerler amaca dönük olarak tekâmül eder ve insanı her türlü sorumluluk sahibi yapar. Bu şekilde yaratılmış olan insan, Allah’ın bizatihi kendisine ait olan hiçbir sıfatı kendisinde taşımaz. Allah hiçbir şeyde tecelli etmez dolayısıyla hiçbir şeyle temsil edilemez. Düşüncemiz o ki herhangi bir şeyde tecelli varsa onun karşılığı mutlaka bir temsil anlatımı ortaya çıkacaktır. İnsan dâhil diğer canlılarda ki içgüdü, akıl, bilebilme, duyma, işitme, görme gibi farklı sıfatlar bireysel anlamda bir davranış olup insanın sadece kendi ihtiyaçlarını madde ve mana boyutuyla karşılayabilecekleri durumdadır. 
-Ruhun dinginliği inanma dâhil iyilikler üzerinedir.

Gelecek haftadaki yazımız İslam İnancına göre insanın yaratılması…

Yazarın Diğer Yazıları