Fıtratın bir ifadesiyle; Toplumsallığı oluşturan Ulus ve Millet Kavramları:
Ulus, bir toplumun sosyolojik olarak kendi öz varlığı, millet kavramı ise bu sosyolojik yapının çoklu uluslar ve değerler tarafından kurucu iradenin oluşturduğu ulus temelli yaşanılır halidir. Günümüz sosyolojisinde âri bir ırktan-ulustan bahsedemeyiz.
Objektif ve Sübjektif kavramlarının birlikteliği; birlikte yaşamayı, toplumsal değerleri ortak kültürü dolayısıyla sağlam karakterli devletleri oluşturur. Sadece objektif yahut subjektif yapılı devlet yapılanmaları günümüzün en büyük problemlerini oluşturmaktadır.
Fıtratın Bir İfadesiyle; Ulus Temelli bir anlatım ‘Objektif Düşünce’
Bakara 31-32-33, Hucurat 13, Rum 22, Hud 118 ve Furkan 54.
Bir takım objektif düşünceye sahip insanların oluşturdukları devlet anlayışıdır. Elle tutulur gözle görülür bir anlatımla; kısaca beş duyu ile hissedilir niteliklerdir. Bu nitelik-özellikle ırksal bir bağdır. Zira ırk gerek fiziki gerekse de dil lisan ve oluşturdukları birlikteliğin temel anlatımıdır. Fiziki bir anlatımla; sadece remz, sembol, bayrak vb.
Ulus temel kavramlarının içerisinde ‘din’ kavramının yeri yoktur. Zira din sübjektif bir değer olup ulus anlatımlarda oldukça farklı–değişik inançları ve toplumsal anlatımları da ortaya koyabilir.
Millet Milliyetçilik Bağlamında ‘Sübjektif Düşünce’
Manevi nitelikte olan bağlardır. Sübjektif anlayışa göre; inanç-din, mazi, hatıra, amaç, ideal, sığınma savunma, ülkü-gelecek vb. kavramların bütünsel anlatımıdır. Sübjektif anlatımlar Objektif düşünceyle birlikte ‘milliyetçilik’ kavramları üzerinden toplumsallığa evrilir. Bu toplumsallığı oluşturan gurupların en önde gelenlerden bir tanesi de muhakkak ki dünya tarihi adına Türklerdir.
Türkler tarihi süreçte bu anlatımlar üzerinden bir birliktelik oluşturmuşlardır. Bu birliktelikte her hangi bir ırkçılık söz konusu değildir. Burada önemli olan; farklı kültürlerin kurucu iradenin oluşturduğu anlatımlar üzerinden hasbi ve musahip bir yaklaşımla anayasal birliktelik oluşturulmasıdır. Yaklaşık bir ifadeyle tüm bu anlatımları ortaya koyan Türk Milleti geçmişten günümüze kendi varlığını bu değerler üzerinden devam ettirmeye çalışmaktadır.
Türk Millet kavramı; ırki, kavmi, coğrafi bir zümre değildir. Dil ve ahlak anlayışıyla yani kültür faktörüne göre teşekkül eder. İnsanlığa örnek oluşuyla sürekli ve teşkilatlı sosyal bir guruptur.
Ziya Gökalp’e göre millet kavramı ne coğrafi ne ırkî ne siyasi ve ne de iradî değildir. ‘Millet lisanen müşterek ve aynı terbiyeyi almış fertlerden mürekkep harsî bir zümredir. Ancak toplumların milletleşme hadisesi kendiliğinden durduk yere teşekkül etmediği gibi, her insan topluluğunun da sosyal organizasyonun en üst düzeyine yani millet konumuna ulaşması ve haliyle millet olarak tanımlanması söz konusu değildir. Ancak bu değişim hadisesinin kendiliğinden oluşması mümkün değildir. Milletleşme hadisesi her türlü etnik mezhep, kabile aşiret hatta boy taassubunun aşılması milli seviyede kültürel ve manevi bir mutabakata ulaşması milli seviyede ortak bir hayat tarzı ile birlikte oluşur. Bu anlatım şekli ‘millet kavramının’ belirli kültür ve kurallar üzerinden ortaya çıkmasıdır.
Türk tarihi anlatımları genel olarak; Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Osmanlılar hanedanları yahut siyasi olaylara dayalı olarak kurulan devletler üzerinden ortaya konur… Oysaki Türk Tarihini yakından tanımak için Türk boylarını daha yakından tanımak gerekir. Orta Asya’da var olan Türkler tek bir atadan türemiş ve bu atanın soyundan gelmiş-çoğalmış ve daha sonra farklı boylara ayrılmış bir topluluk değildir. Dolayısıyla Türklerde geniş alanda ırkçılık değil milliyetçilik söz konusu değildir.
Türklerin tarihi MÖ. 4000 yıllarına kadar dayanır. Türk Milletini oluşturan temel sebeplerin başında Orta Asya bozkırlarında yaşayan insanların hayatlarını devam ettirebilmeleri ve kendileri için en iyi yaşamı oluşturabilmek adına; oluşturdukları topluluklardır. Bu nedenle Türk birliği bir ataya bağlı ve onun nesli anlamında bir ırk birlikteliği değil, ilgili coğrafyalar üzerinden devamıyla ve sürekli hareketli oluşlarıyla birlikte güzel hasletlere dayalı bir kültür hareketidir. Biz bu kültürün korunmasına ve yaşatılmasına Türkçülük isimi veriyoruz.
Türkler MÖ. 1200 lü yıllarda Köymen-Altaylar dağlarında boylar halinde yaşamaktadırlar. O yıl şiddetli bir kış olur. O boyun ileri gelenlerinden bir tanesinin büyük oğlu ormandan odun toplar ve bir ateş yakar. Kendilerini soğuktan koruyan bu lideri kendilerine başbuğ olarak seçerler. Ve bu başbuğa Türk ismini verirler.
Bozkırda yaşayan insanlar kendi aralarında farklı boylara dayalı dar alanda aynı sosyo kültüre sahip yeni birliktelikler oluşturdular. Bu birliktelik zamanla siyasal Türk kimliğini ortaya çıkardı. Bu kimlik içerisinde muhakkak ki Türk kişilik yapılanması önemli bir yer tutar.
Gelecek haftaki makalemiz kendi gözlemlerimiz üzerinden Türk kimlik karakterinden sonra kişilik karakterini anlatan ‘Türk Kültür yapılanmalarıdır.’