Geçenlerde dijital yayın platformunda gezinirken “Tatilde Tanıştığımız İnsanlar” isimli bir film dikkatimi çekti. Filmi açıp izlemeye başladığımda bir anda sarmaya başladı. Çünkü filmde işlenen “Tatilde istediğin kişi olabilirsin” teması beni daha çok içine çekti.
Evet, gerçekten öyle… Tatil zaten bu yüzden tatil değil midir?
Tatilde ne istersen onu yaparsın. Bütün günü plajda geçirebilirsin. Dalga sesleri, güneşin sıcaklığı ve masmavi gökyüzü… Ya da farklı versiyonunda yeni insanlarla tanışırsın, sohbet edersin.. Bazen bu daha samimi gelir hatta.
An’da kalırsın tatilde saatin kaç olduğu, yarın ne yapacağının hiçbir önemi yoktur. Yarın ne olacak, rutinimde neler var, neleri eklemeliyim, hangi işi halletmeliyim... Her bir soru biraz daha bulanıklaşır.
Askıya alınan roller tatil bitene kadar bir köşede bekler. O sırada daha dışa dönük olursun, daha rahat ve daha özgüvenli hissedersin.
İçindeki o biri ‘’nihayet sıra bende” diye fısıldar sanki insana…
En güzeli ise ne biliyor musun? Tatilde kalbini özgürce dinlersin, o ne istiyorsa onu yaparsın, ne hissederse orada kalırsın. Kimseye açıklama yapmak zorunda olmazsın.
Tatil insanın kendine verdiği bir hediyedir: Olduğu haliyle, tüm benliğiyle var olmak için bir hediye…