Hilal Tekeoğlu

Kayseri için kimlik meselesi: Çalışmak

Hilal Tekeoğlu

Bazı şehirler güne geç başlar, akşam geç yorulur. Bazı şehirler de vardır daha güneş doğmadan sokaklara düşer. İşte Kayseri bu ikinci gruptadır. Şehir sabahın erken saatlerinde işe koyulur, hızlı hesaplar yapar, sözleri kısa tutar. Esnaf kepenkleri kaldırır, tezgahını açar. Çünkü Kayseri, sadece yaşayan bir şehir değil aynı zamanda çalışan bir şehirdir.

Çalışan şehir olarak bahsettiğimiz Kayseri, en çok alış-veriş faaliyetleriyle anılır. Ancak unutulmamalıdır ki şehrin ticaret kültürü bugünün konusu değildir. Selçuklu zamanından Osmanlı’ya kadar uzanan ticaret ve üretim geleneği bu topraklarda adeta kök salmıştır. Kervan yollarının kesiştiği noktada doğan Kayseri, ticareti sadece ekonomik bir faaliyet olarak görmemiş aksine hayatın olağan akışı olarak görmüştür.

Kayseri’ye, Kayserililere çalışan şehir diyoruz ya. Aslında onların bu enerjisi üretmekten geliyor, Ürettikçe daha çok çalışmak istiyor. Tabi bu çalışmanın karşılığını da her zaman alıyor. Öyle ki kriz dönemlerinde dahi kendi kendine yetebilmiş şehrin arkasında girişimci bir ruh olduğu yine hissediliyor.

Bakın bir de burada doğup büyüyen, ciddi sermayelere sahip olan birçok şirket var. O yüzden küçük tesislerden büyük fabrikalara uzanan hikayeler de bu şehirden çok çıkar. Bu hikayeler ‘’Emek varsa bereket de vardır‘’ sözleri ile özetlenebilir.

Kayseri geçmişinden aldığı çalışmak kültürünü günümüzde de devam ettirmiştir. Bana göre, şehir için kimlik meselesi haline gelen çalışmak kavramı üretmenin var olma biçimi anlayışı üzerine kurulmuştur. O yüzden Kayseri yine bu sabah erkenden kalkacak, çalışmaya devam edecek. Çünkü onun doğasında çalışarak üretmek vardır.

 

Yazarın Diğer Yazıları