Okullarda sömestir tatili sürerken, kış tatilinin ilk gününden itibaren adresin neresi olacağı çok da tartışma konusu olmadı. Gündem netti: Erciyes. Tatilin başlamasıyla birlikte Erciyes Kayak Merkezi, erişilebilirliği ve şehir merkezine yakınlığı sayesinde bir kez daha öne çıktı.
Daha tatilin ilk günlerinde yaşanan yoğunluk, bunun bir tesadüf olmadığını açıkça gösterdi. Özellikle hafta sonlarında Kayseri genelinde çevre illere ait plakalı araç sayısındaki belirgin artış gözden kaçmadı. Bu tablo, Erciyes’in artık yalnızca Kayseri’nin değil, bölgenin kış turizminde güçlü bir çekim merkezi hâline geldiğini ortaya koyuyor. Bu kadar yüksek sayıda misafiri ağırlayabilmek, Erciyes adına kesinlikle küçümsenecek bir başarı değil.
Türkiye’de çok sayıda kayak merkezi varken, Erciyes’in ulaştığı bu seviye ve ortaya koyduğu potansiyel, şehir adına umut verici bir tablo çiziyor. Doğru planlama, sürdürülebilir yatırımlar ve akılcı tanıtım stratejileriyle bu potansiyelin çok daha ileri taşınmasının mümkün olduğu böylece öğrenilmiş oldu. Önümüzdeki yıllarda otoyol ve hızlı tren gibi projelerin tamamlanmasıyla ulaşım imkânlarının daha konforlu hâle gelmesi, Erciyes’e olan ilgiyi artıracak önemli bir etken olacaktır diye tahmin ediyorum.
Görünen o ki, Erciyes yalnızca zirvesiyle değil, şehir için taşıdığı ekonomik ve turistik değerle de adından daha uzun süre söz ettirecek. Üstelik bu hareketlilik sadece dağla sınırlı kalmıyor. Kayseri’nin sahip olduğu tarihi ve kültürel birikim de Erciyes’in başarısıyla adeta perçinleniyor. Kent genelinde Hunat Hatun Camii, Kayseri Kalesi, Kayseri Lisesi ve Cami-i Kebir gibi tarihî yapılar önünde artan ziyaretçi yoğunluğu bunu açıkça gösteriyor.
Kısacası Erciyes, Kayseri’ye yalnızca kar ve kayak değil canlılık, hareket ve güçlü bir turizm vizyonu da kazandırıyor. Bu tablo doğru okunur ve iyi yönetilirse, Erciyes’in şehirle kurduğu bu bağ, mevsimlik bir yoğunluğun ötesine geçerek kalıcı bir marka değerine adım adım dönüşüyor. Esen kalın…