Ecem Yaman

Kemal aşık mıydı, yoksa takıntılı ve kötü bir adam mıydı?

Ecem Yaman

Masumiyet Müzesi romanı veya izleyicisinin en çok tartıştığı bir soru var. Kemal gerçekten âşık mıydı, yoksa sevdiğini sandığı kadını hayatının merkezine koyarak onu görünmez kılan sınırları aşan bir adam mıydı?

Bir kesim Kemal’i saplantılı, bencil ve sağlıksız bir karakter olarak tanımlıyor. Diğer kesim ise onun karşılık bulamasa bile vazgeçemeyen beklemeyi göze alan bir âşık olduğunu…Bu Kemal’i hangi yerden okumayı tercih ettiğimizle ilgilidir…

Kemal’in yaptığı pek çok şey dışarıdan bakıldığında rahatsız edici. Yıllarını bir ihtimale bağlaması, Füsun’un hayatının akıp gittiği bir dünyada kendi zamanını askıya alması, geçmişe tutunarak bugünü yaşamayı reddetmesi eleştirilmeyi hak ediyor. Bence bu davranışların tamamını sadece takıntı olarak nitelemek bu hikayeyi fazlasıyla basitleştirir.

Takıntı çoğu zaman karşısındakini kontrol etmeyi ister. Sahip olmayı, yönlendirmeyi, hükmetmeyi amaçlar. Kemal ise Füsun’u kontrol etmeye çalışmaz. Onu zorla hayatında tutmaz. Kaybettiğini bilir ve buna rağmen kalır. Bu yönüyle Kemal, klasik anlamda bir kötü adam portresi çizmez.

Kemal’in en büyük suçu, Füsun’u hatırlamaya çalışmasıdır. Yani duygusunu korunması gereken bir hatıra olarak yaşamasıdır. O yüzden bu durum onu anlaşılmayan bir karakter hâline getirir. Aşk, ilerlemek zorundadır. İyileştirmeli, dönüştürmeli, mutlu etmelidir. Kemal’in aşkı ise yerinde sayar. Bekler, zamanla da ağırlaşır.

Dizinin finalinde Füsun’un ölümü bu yüzden izleyiciyi sarsar. Kemal’in yıllarca tutunduğu ihtimal ortadan kalkar. 

Bu kayıp izleyicinin/okuyucunun içini acıtır çünkü her insan hayatında bir kez de olsa gerçekleşmeyen bir belki'ye tutunmuştur.

 

Yazarın Diğer Yazıları