Buket Didem Ulu

Ömrünü Evlatlarına Adayan Annelerimize

Buket Didem Ulu

Henüz annelerini kaybetmemiş şanslı insanlar olarak, öncelikle bu dünyadaki görevini tamamlayıp evlatlarını istemeyerek geride bırakan tüm annelerimize rahmet diliyorum.

Annelerimiz, yaşamımızdaki ilk destekçiler ve imdat çağrısı; başımız sıkıştığında, herhangi bir sorunla karşılaştığımızda ya da mutluluk yaşadığımızda ilk sığınağımız. Herkes annesiyle mükemmel bir iletişim kuramayabilir, ancak annelik duygusu öyle kuvvetli ki ne anneler ne de çocuklar bu bağı koparamaz.

Zamanında hiç tanımadığı biriyle evlenmiş, belki de hiç hazır olmadığı bir yaşama adapte olmuş annelerimiz. Yani en azından çoğu öyle. Hiç bilmediği bir hayata, 16, 17 yaşında; şanslılarsa 20 yaşında adım atmışlar. Evde kayınbaba, kayınvalide, eşinin kardeşleri ile birlikte bir yaşam. Şanslılar ki yeni gelin oldukları için kendilerine ait bir odaları bulunurmuş. Olur da bir çocuğunuz olursa, ismi zaten belli. Erkekse dedenin adı, kız olursa da mecburen babaannenin adını koymalısınız. Yani annelerimizin kendi evlatlarına isim koymaları bile önemsenmemiş. Tüm bu yaşananların ardından evlatlar büyüdükçe sorunlar başlamış, ancak onlar hayatın her alanında kendilerini adayan özel insanlar olmuşlar. Sanki bu dünyaya sadece ömürlerini birilerine adamak için gelen annelerimiz, buna o kadar alışmış ki rutin, kaygısız bir hayata geçtikleri zaman hemen hastalanmaya başlıyorlar… O yoğun ve yorucu zamanlarda hastalanmaya vakit bulamayan annelerimiz, hayatının en rahat döneminde belki de o dönem yaşanan sıkıntıların ceremesini çekiyorlar. Biz büyüdükçe küçülen annelerimize belki de bu yüzden daha hassas ve naif davranmalıyız. Şimdi bu yazımı sonuna kadar okuduysanız ve anneniz hayattaysa koşun annenize sarılın veya arayıp iyi ki hayatımdasın deyin… Onların mutluluğu belki de sizin bu sözlerinizde ve davranışlarınız da saklıdır…
 

Yazarın Diğer Yazıları