Çürük elma teorisi ilk olarak 1340 yılında İngilizcede kullanıldığı ifade edilen ‘Çürük elma komşusunu çabucak bozar’ atasözünden yola çıkmıştır. Anlamı çok basittir: ‘Bir kasa elmanın içinde bulunan bir çürük elma tüm kasayı çürütebilir.’
Bu hayatımızın her alanında aslında aklımıza kazımamız gereken sözlerden biri. Kendi düşünce sistemimizde bulunan kötü bir düşünce tüm iyi düşünceleri zamanla zayıflatabildiği gibi çevremizde yapılan kötü bir davranış zamanla tüm işleyişi bozabiliyor. Küçük gibi görünen bir bozulmaya zamanında müdahale etmezseniz de virüs gibi yayılmaya başlıyor…
Çürük elma teorisinin en acı yanı da burada başlıyor. Tek bir kötü düşünce, kırıcı davranış, kötü deneyim insanın bakış açısını değiştirmeye yetiyor. Daha çabuk yoruluyor, vazgeçiyor ve daha zor inanmaya başlıyoruz. Ve bana göre en acısı ise bir süre sonra herkese aynı yerden bakmaya başlıyoruz. Çünkü çürüme yavaş yavaş size de bulaşıyor.
Zamanla öğrendim ki bir kasa dolusu iyi şey, tek bir çürük elmayı uzun süre taşımaya yetmiyor. İstesek de istemesek de o çürük elma yavaş yavaş bize bulaştırıyor içindekileri… O yüzden yapılması gereken şey belki de ilk olarak zihnimizdeki çürük elmayı zamanında susturabilmektir. Çünkü zihnimiz kendini korumaya aldığında sanıyorum ki çevrede bulunan etkilere maruz kalma olasılığımız daha da düşecek.
Ve inanın bana insan kendini toparlamadan, hiçbir şey toparlanmıyor…