Kadına şiddet gündemden maalesef ki hiç düşmüyor. Düşmüyor çünkü ekrana yansıyanlar fiziksel şiddet ve mahkeme dosyaları ile sınırlı. Oysa kadınların maruz kaldığı şiddetin en yaygın ve en yıkıcı biçimi, çoğu zaman hiçbir kayda geçmiyor. Bu şiddet kamuoyuna sadece fiziki olarak yansıdığı sürece kadınların yaşadığı psikolojik şiddetin boyutu her geçen gün artarak devam ediyor.
Çoğu zaman fark edilmediği ve görülmediği ya da kadınların gizliden gizliye bunu tek başına yaşadıkları için psikolojik şiddet belki de en tehlikeli şiddet türlerinden biri olabilir. Hakaret, baskı, kontrol etme, küçümseme ya da susturma gibi davranışlar toplumda ‘SAYGI’ kisvesi altında normalleştiriliyor. Bunlara saygı dedim, çünkü bu tür psikolojik şiddet çoğu zaman ‘Terbiye, koruma ya da büyüklük’ adı altında sunuluyor. Ve fark ettim ki bizim toplumumuzda buna ailelerimizde dahil, iş-okul hayatında kadınlara sadece susmanın saygı olduğu öğretilen bir nesil var. Ama bu tarz söylemler suçlunun adaletini sağlayan ve şiddetin boyutu giderek arttıran hatta şiddete uygun bir zemin oluşturan bir görev görüyor.
Bu şiddet belki bedende morluk bırakmıyor ama izleri de yıllarca silinmiyor. Daha da kötüsü, kişi zamanla kendinden şüphe etmeye başlıyor. ‘Acaba gerçekten ben mi hassasım?’ sorusu, psikolojik şiddetin en yıkıcı sonucudur. Kanıtlanması zordur, anlatması ağırdır ve insanı yavaş yavaş içten içe çürütür.
Bu noktada artık şunu açıkça söylemek gerekir: Bu mesele bireysel değildir. Bu bir toplumsal yaradır…
Yazının seyrinde evet diyebilirsiniz ki bu şiddet erkeğe de var. Kabul bunu yaşayan erkeklerde eminim vardır. Ama maalesef bizim toplumumuzda kadın her zaman bu şiddete daha fazla maruz kalıyor. Ama bu psikolojik şiddet normal kabul edilmeye devam ettikçe bu bireysel bir sorun olmaktan çıkıp toplumsal bir yara haline dönüşecek. Ki nitekim dönüştü bile. Şiddet her zaman bir tokatla başlamıyor, bunu kabullenmek gerek. Söylenen kırıcı tek bir söz, yapılan bir davranış… Bunlar görmezden gelinmeye devam ettikçe şiddet de büyümeye devam edecek.
Susmayalım! Çünkü susmak karşı tarafa güç kazandırır, şiddeti besler.
Bu yazı bir çağrı değil, bir hatırlatmadır. Görmezden gelinen her söz, hafife alınan her davranış, şiddetin kök salmasına hizmet eder. Şiddetin her türlüsüne karşı susmadığımız gün, gerçek değişim başlayacaktır.