Ayşegül Şerife Akçakaya

Türkiye'ye Yönelik Algı Operasyonları ve Milli Birlik

Ayşegül Şerife Akçakaya

Bazen tek bir paylaşım bir ülkenin sinir uçlarına nasıl dokunabildiğini gösteriyor. Son birkaç gündür X’te tartışılan mesele de tam olarak bu. Kendini bilmez bir Yunan’ın yapay zeka ile oluşturduğu sahte bir görüntü üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’ne, Cumhurbaşkanı’na ve dolaylı olarak bu millete yönelik hadsiz bir senaryo yazması haklı bir tepki yarattı.

Normal şartlarda böyle bir paylaşım ciddiye alınmaz. Trollükle beslenen, provokasyonla var olmaya çalışan tiplerin uyduruk senaryoları görmezden gelinir. Ancak bugün içinde yaşadığımız dünya normal bir dünya değil. Uluslararası hukuk zayıflamış, güç dengeleri altüst olmuş, algı operasyonları gerçeklerin önüne geçmiştir. Bu yüzden toplumlar daha hassas, daha tetikte.

Ama tam da burada bir gerçeği hatırlatmak gerekir.

Türkiye, böyle senaryoların yazılabileceği bir ülke değil. Kimsenin, bırakın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı, bu ülkenin tek bir vatandaşını bile alıp götürme hayali kuracak cesareti olamaz. Bu, sadece siyasi bir mesele değil bana göre bu devlet ciddiyeti, millet onuru meselesi. Bu noktada CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yaptığı açıklama, siyasi rekabetin ötesinde bir duruşu temsil etmiş olup Özel, yaptığı konuşmada şu sözlerle sınırı net biçimde çizdi:

“Bir tane kendini bilmez, haddini bilmez Yunan gazeteci, yapay zekayla Maduro’nun görüntüsünü Erdoğan yapmış; ‘Erdoğan’ı da böyle götürecekler’ demiş. Orada dur! Değil Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın önünden bir vatandaşımızı alıp götürmeye cesareti olan varsa hodri meydan!”

Bu sözlere baktığımızda iktidar-muhalefet ayrımının anlamsızlaştığını görüyoruz. Çünkü mesele siyaset değil, mesele Türkiye.

Türk milleti, tarih boyunca çok şey gördü. Tehdit de gördü, işgal de. Ama hiçbirini hafızasından silmedi. Bugün birilerinin sosyal medyada ürettiği sahte görüntülerle, imalarla, algı oyunlarıyla mesaj vermeye çalışması boşuna. Çünkü bu millet, gerektiğinde tarih sahnesinde cevabını vermiştir. Bu topraklar, 1919’dan 1922’ye uzanan o büyük mücadeleyi de hatırlıyor. İşgal ordularının Anadolu’dan sökülüp atıldığını, Yunan askerlerinin İzmir’den denize döküldüğü gerçeğini de. Biz bunları hatırlıyoruz unutmadık. Ama Yunanların hafızası pekte iyi değil sanırım tarihi unutmuşlar.

Bugün biz Türkler farklı görüşlerde olabiliriz. Sertçe tartışabilir, ayrışabiliriz. Ama dışarıdan gelen bir hadsizlik karşısında safımızı şaşırmayız. İşte bu birlik refleksi, bizi güçlü kılan asıl damardır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün yıllar önce Türk milleti için söylediği gibi:
“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Bu söz, geçmişin bir hatırası değil bugünün pusulası. Türklüğün yüceliği, başkasına üstünlük taslamakta değil; kendi onurunu, bağımsızlığını ve haysiyetini koruyabilmesindedir.
Algılar üretilebilir, görüntüler değiştirilebilir. Ama bu milletin karakteri değiştirilemez.

Yazarın Diğer Yazıları