Ayşegül Şerife Akçakaya

Sevincin Dili

Ayşegül Şerife Akçakaya

İnsan bazen çok mutlu bir haber alır. İçinde bir sevinç kabarır, kalbi hızlanır. İlk refleksi, o anı paylaşmaktır. Yakınındakilere anlatmak ister; ailesine, dostlarına, sevdiği insanlara… Çünkü mutluluk da tıpkı hüzün gibi paylaşılınca anlam kazanır. Ama ne yazık ki her paylaşım aynı karşılığı bulmaz. Daha cümleniz bitmeden başlayan cümleler sıralanır:

“Ya şöyle olursa?”,

“Ama bak bunun da riski var”,

“Benim tanıdığım biri de böyle sevinmişti ama sonra…”

İyi niyetle söylendiği iddia edilen bu sözler, çoğu zaman mutluluğun üstüne düşen gölge gibidir. İnsan o an korkmak değil, sevinmek ister. O an geleceğin ihtimallerini düşünmek yerine o anın güzelliğini yaşamak ister. Çünkü her güzel an, zaten yeterince kırılgandır.

Mutluluğun anlatılmaya ihtiyacı yoktur aslında hissedilmeye ihtiyacı vardır. Ve bazı insanlar vardır ki sizinle birlikte gerçekten sevinir. Gözlerinizin içindeki ışıltıyı görür, size senaryo anlatmaz, korku aşılamaz. Sadece içtenlikle “Ne güzel” der. Bazen tek bir cümle, onlarca nasihatten daha değerli olur sizin için.
Zamanla insan şunu öğreniyor: Herkese her duyguyu açmamak gerek. Mutluluğun da bir mahremiyeti var. Onu herkes taşıyamıyor. Kimi insanlar sizin sevincinizi kendi kaygılarıyla boğuyor, kimi de farkında olmadan sizi aşağı çekiyor. Bu yüzden etrafımızda, mutluluğumuza ortak olan insanlar olsun. Sevinci küçültmeyen, umut kırmayan, ya kötü olursa demeden önce şu an ne kadar güzel diyebilen insanlar… Çünkü hayat zaten yeterince zor. Bir de en mutlu anlarımızda ağır senaryolar taşımak zorunda kalmamalıyız. Bence gerçek yakınlık, zor günde yanımızda olmak kadar güzel günde de içtenlikle sevinebilmektir.
 

Yazarın Diğer Yazıları