Ayşegül Şerife Akçakaya

Seninle Başlamadı Ama Seninle Bitebilir

Ayşegül Şerife Akçakaya

Bazı acılar vardır ne zaman başladığını hatırlamazsın ama hayatının her köşesine sızmıştır. Bir ilişkiye verdiğin anlamsız tepkide, çocuğuna yükselen sesinde, ben böyleyim diye savunduğun davranışlarında kendini gösterir. Mark Wolynn’in Seninle Başlamadı kitabı tam da bu noktada durup insanın yüzüne şu soruyu soruyor: Emin misin?

Kitabı okurken sık sık durup düşündüm. Kendi hayatımda, bana ait sandığım ama aslında benden önce başlayan hangi hikayeleri taşıyorum acaba diye. Çünkü Wolynn’in iddiası cesur ama bir o kadar da tanıdık: Yaşadığımız birçok duygusal sıkıntının, korkunun, hatta ilişki biçimimizin kökleri bizim yaşadıklarımızda değil; anne-babamızda, onların ebeveynlerinde, hatta hiç tanımadığımız atalarımızda olabilir.

Bu fikir ilk bakışta ürkütücü. Çünkü insan acısını sahiplenerek anlamlandırır. Bunu ben yaşadım, bu yüzden böyleyim demek daha kolaydır. Oysa kitap, bazı yüklerin bize ait olmadığını; sadece bize devredildiğini söylüyor. Sessiz kalmış travmaların, konuşulamamış kayıpların, bastırılmış korkuların… Hepsinin bir hafızası var. Ve bu hafıza, fark edilmediğinde nesiller boyu dolaşmaya devam ediyor.

Beni en çok etkileyen tarafı şu oldu: Kitap suçlu aramıyor. Ne ebeveynleri yargılıyor ne de geçmişi lanetliyor. Aksine, anlamaya çağırıyor. Çünkü anlamak, özgürleşmenin ilk adımı. Ailem böyleydi demekle yetinmeyip bu bana ne yaptı diye sormayı öneriyor. Belki de asıl mesele şu: Seninle başlamamış olabilir ama seninle bitebilir. Bir döngüyü fark eden ilk kişi olmak, onu kıran ilk kişi olmak… Bu, hafif bir sorumluluk değil ama onarıcı bir umut barındırıyor. Kendi yaralarını tanıyan bir insan, başkasına aynı yarayı açmamayı öğrenebilir.

Bu kitabı bir kişisel gelişim reçetesi gibi okumak haksızlık olur. Çünkü Seninle Başlamadı, şöyle yap, böyle iyileş diyen kitaplardan değil. Daha çok aynayı eline verip kenara çekilenlerden. Cesaretin varsa bak diye… Ve ben baktım. Her gördüğüm hoşuma gitmedi. Ama şunu fark ettim: İnsanın kendine en büyük iyiliği, acısını inkar etmek değil; kaynağını dürüstçe aramakmış. Belki de bu yüzden bu kitap bitince insan rahatlamıyor. Ama hafifliyor. Çünkü bazı yüklerin artık senin olmadığını biliyorsun. Ve bu bilgi, az şey değil.
 

Yazarın Diğer Yazıları