Kayseri'nin ortasında bir zindan: Yoğunburç'un bilinmeyen görevi

Yoğunburç'un taşlarının ardında disiplin, ceza ve idare vardı. Kayseri Kalesi'nin en hareketli noktası neden Yoğunburç'tu? Detaylar Kayseri Anadolu Haber'de...

Kayseri'nin ortasında bir zindan: Yoğunburç'un bilinmeyen görevi

Kayseri Kalesi’nin bugün pek az kişinin bildiği yapıları arasında yer alan Yoğunburç, geçmişte şehrin idari ve askerî kalbinin attığı noktalardan biriydi. Ahmet Nazif Efendi’nin Mir’at-i Kayseriyye adlı eserinde ayrıntılarıyla anlatılan bu burç, sadece bir savunma yapısı değil; aynı zamanda Kayseri’nin yönetim ve güvenlik düzeninin merkezlerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Kaynaklara göre Yoğunburç’un alt katı zindan, üst katı ise ‘Paspan Dairesi’ olarak kullanılıyordu. Paspan Dairesi’nin kapısı doğrudan Hükümet Dairesi’ne açılıyor, buradan Paspan Başı ve ona bağlı görevliler kalenin güvenliğini sevk ve idare ediyordu. Kale surlarının her iki yönüne gönderilen nöbetçiler, yaklaşık her on beş metrede bir bulunan çıkıntılı nöbetçi mahallerinde görev yapıyordu.

Zamanla Hükümet ve Mahkeme Daireleri’nin bulunduğu alanlar yapılaşmaya açıldı. Bu alanlardan biri Hürrem Çavuş Mahallesi, diğeri ise Sultan Mahallesi adını aldı. Hürrem Çavuş Mahallesi’ndeki harap arsa halk arasında ‘Eski Saray’, diğer bölge ise ‘Eski Mahkeme’ olarak anılmaya başladı.

Kayseri'nin ortasında bir zindan: Yoğunburç'un bilinmeyen görevi

Beş kapılı kale, on dokuz mahalle

Ahmet Nazif Efendi’nin aktardığı bilgilere göre Kayseri Kalesi’nin beş ana kapısı bulunuyordu. Bugün de adlarıyla bilinen bu kapılar; Sivas Kapısı, Yeni Kapı, Meydan Kapısı, Boyacı Kapısı ve Kiçi Kapı idi. Kale içinde ise toplam on dokuz mahalle yer alıyor, bu alan bütünüyle ‘İçeri Şehir’ ya da Kayseri tabiriyle ‘İçeri Şar’ olarak adlandırılıyordu.

Kuzeye açılan Meydan Kapısı’ndan başlayan eski sur hattı, batıya doğru uzanarak Dört Dükkân Önü (bugünkü Düvenönü) istikametine ilerliyor, ardından güneydoğuya dönerek Uzun Yol üzerinden Boyacı Kapısı’na ulaşıyordu. Sur, buradan eğri bir hat izleyerek Gürcü Hamamı civarından Kiçi Kapı’ya, oradan da Yoğunburç’a varıyor; daha sonra kuzeye yönelerek Sivas Kapısı, Yeni Kapı ve İç Kale Top Kulesi üzerinden tekrar Meydan Kapısı’na bağlanıyordu. Bu yapı, şehir içinde gayrimuntazam üçgen biçiminde bir alan oluşturuyordu.
İç kale çevresinde yer alan bir diğer önemli alan ise At Meydanı idi. Meydan Kapısı bu alana açılıyor, burada harp talimleri ve güreşler yapılıyordu. Kapıdan girildiğinde sağ tarafta askerî kışla, sol tarafta ise kapısı meydana açılan büyük bir umumi han bulunuyordu.

Sivas Kapısı’ndan girildiğinde ise kapının her iki yanında Dizdar Ağası Dairesi, yani Kapıcıbaşı Konağı yer alıyordu. İç kaleden Zeynel Abidin Hazretleri Türbesi civarındaki nöbetçi kulesine, oradan da bugünkü askerî daire, depo ve hapishane hattı boyunca uzanan eski sur, Serçeoğlu Mahallesi’ndeki diğer nöbetçi kulesine kadar devam ediyordu.

Kayseri'nin ortasında bir zindan: Yoğunburç'un bilinmeyen görevi

Geceleri kapılar kapanırdı

Meydan Kapısı ve Sivas Kapısı civarında bulunan umumi hanlar sebebiyle, her akşam dizdarlar tarafından kale kapıları kapattırılır, nöbetçiler yerleştirilirdi. Gece gelen yolcu ve nakliyeciler şehre alınmaz, sabah yoklamadan ve aramadan sonra içeri kabul edilirdi.
Eski surların dışı ise hendeklerle çevriliydi. Bu alanların ötesi uzun süre mera ve mezra olarak kaldı. Bugün şehrin merkezinde sayılan Konuklar Mahallesi, eski vakfiye kayıtlarında ‘Konuklar Mezraası’ olarak geçiyor.

Kayseri’nin taşlarında saklı bu ayrıntılar, Yoğunburç ve çevresinin sadece birer harabe değil, şehrin hafızasını taşıyan önemli yapılar olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Ahmet Nazif Efendi’nin satırları, Kayseri’nin geçmişte nasıl disiplinli, planlı ve canlı bir iç şehir düzenine sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor.