Cıngı anlattı: Kayseri'de hayat nasıl surların dışına taştı?

Bizans'tan Danişmendlilere uzanan süreçte Kayseri'de hayatın ilk kez sur dışına taşmasını anlatan Külük Mahallesi'nin tarihî yolculuğu, AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı'nın paylaşımıyla yeniden gündemde. Detaylar Kayseri Anadolu Haber'de…

Cıngı anlattı: Kayseri'de hayat nasıl surların dışına taştı?

AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Kayseri’nin tarihsel gelişiminde önemli bir dönüm noktasını oluşturan Külük (bugünkü adıyla Gülük) Mahallesi’ne ilişkin dikkat çekici bir paylaşım yaptı.

Cıngı’nın kaleme aldığı değerlendirme, Kayseri’de şehir hayatının ilk kez sur dışına taşmasını tüm yönleriyle ortaya koydu.

Bizans’tan Danişmendlilere

Cıngı’nın paylaşımında, Bizans devrinde surların içine sıkışan Kayseri’nin, 12. yüzyılda Danişmendlilerle birlikte yeniden canlandığına dikkat çekildi. Şehrin büyümesi ve ticaretin artmasıyla birlikte, hayatın ilk kez surların dışına taştığı vurgulandı. Bu süreçte, surlardan yaklaşık 400 metre uzaklıkta kurulan Külük Mahallesi’nin, Kayseri’nin sur dışındaki ilk Müslüman mahallesi olduğu ve Anadolu şehirleşmesinin en erken örneklerinden biri hâline geldiği ifade edildi.

Cıngı anlattı: Kayseri'de hayat nasıl surların dışına taştı?

Paylaşımda, Külük Mahallesi’nin iç şehirle bağını, adını Kayseri’nin köklü boyacılık geleneğinden alan Boyacı Kapısı üzerinden kurduğu belirtildi. Cıngı, bu kapının yalnızca bir geçiş noktası olmadığını; aynı zamanda ticaretin geliştiği, sur dışına açılan yeni hayatın sembolik eşiği olduğunu vurguladı.

Külük Külliyesi Anadolu’da bir ilk

Cıngı, 1135–1142 yılları arasında Melik Nizameddin Yağıbasan tarafından inşa edilen Külük Külliyesi’nin, Anadolu’da cami ve medresenin bir arada planlandığı en erken örneklerden biri olduğuna dikkat çekti. Külliyenin, asırlar boyunca mahallenin dinî ve ilmî hayatının merkezinde yer aldığına işaret edildi.

Paylaşımda, Kayseri’nin en eski ibadet mekanlarından biri olan Külük Camii’nin tarihsel önemine de ayrı bir parantez açıldı. Cıngı, 1277 yılında Moğol hakimiyetini sonlandırmak ve Anadolu’da İslam birliğini yeniden tesis etmek amacıyla sefere çıkan Memlük Sultanı Baybars’ın cuma namazı kıldığı yedi camiden birinin Külük Camii olduğunu hatırlattı.

Osmanlı döneminde kalabalık ve canlı bir mahalle

Cıngı’nın değerlendirmesinde, Külük Mahallesi’nin 16. yüzyılda 157 hane ve yaklaşık bin kişilik nüfusuyla Kayseri’nin en kalabalık mahallelerinden biri hâline geldiği belirtildi. Bu durumun yalnızca demografik bir büyümeyi değil; mahallede gelişen dini, ilmi ve sosyal hayatın gücünü de yansıttığı ifade edildi. Yerleşim düzeninin asırlar boyunca külliye çevresinde şekillenerek hem mekânsal hem toplumsal sürekliliğini koruduğu vurgulandı.

Paylaşımda ayrıca, Külük Mahallesi’nin 17. yüzyılın sonlarına kadar etnik bakımdan homojen yapısını sürdürdüğü, 1684 yılında ekonomik gerekçelerle bir gayrimüslim ailenin mahalleye yerleşmesine izin verilmesinin ise Kayseri’nin birlikte yaşama geleneğine dair erken ve dikkat çekici bir örnek olduğu ifade edildi.

Cıngı, değerlendirmesinin sonunda bugünkü adıyla Gülük Mahallesi’nin modern Kayseri’nin kalbinde, bu kadim sur dışı yerleşimin izlerini hâlâ taşıdığını belirtti. Gülük’ün, geçmiş ile bugünü aynı dokuda yaşatan nadir mahallelerden biri olarak varlığını sürdürdüğünü vurguladı.