menüler
HAVA DURUMU

Futbol ve Hayatımızdaki Etkileri...

A. Sibel SAKA
A. Sibel SAKA
15 Ocak 2019, Salı
BU YAZIMIZ futbol üzerine.
 
Geçtiğimiz yıllarda giderek
hayatımızdaki önemi artan futbol, yaşantımızı
nasıl etkiliyor. Bu konuda biraz
inceleme yapalım ve bakalım ve görelim,
neler hissedeceğiz.
 
Futbolun ne zaman oynanmaya
başladığını bilmesen de nasıl oynandığı
konusunda ve hangi bileşenler oluştuğu
konusunda, benim de hepiniz kadar
bilgim var diye düşünüyorum.
Futbolda saha var ve genellikle
yeşil renkte üzerinde yetiştirilen
çimlerden dolayı.
 
Bu sahanın kısa kenarlarının tam
ortasında kaleler var ve kaleler uzayı
sınırlamakta.
 
Daha doğrusu uzay ikiye bölünmüş
durumda.
Kalenin içinde kalan uzay ve kalenin
dışında kalan uzay.
Kalenin içinde kalan uzay çok
önemli ve nedenini daha sonra
izah edeceğim.
 
Sahada çizgiler var ve bu çizgiler
ikiye ayrılmakta. Sahanın içinde yer
alan çizgiler ve saha kenarında yer alan
çizgiler.
 
Sahanın kenarında yer alan
çizgilerin önemli özelliği top için
bir duvar teşkil etmesi. Top bu çizgileri
havadan veya yerden aştığı
anda oyun durmakta.
 
Futbolda oyuncular ve hakem var,
oyuna aktif olarak katılan.
Hakem, iki yardımcısı ile kuralların
uygulayıcısı. Oyunun belirlenen kurallar
içinde oynanmasını sağlamakta.
Oyuncuların görevi ise kalelerini
korumak ve rakip kale direklerinin belirlediği
uzay içine topu atmak.
 
Bunu kolaylıkla sağlayabilmek
için görev bölümü yapılmış
durumda, defans oyuncuları, orta
saha oyuncuları ve hücum oyuncuları
ve çeşitli taktiklerde oyuncuların
yerleşimini belirliyor.
 
Antrenör, oyuncuları maça hazırlıyor
ama maç içinde oyuncu değiştirme
hakkı 3 ve galibiyete katkıda bulunmaya
çalışıyor.
 
Çoğu sporda böyle olmamasına
rağmen, futbolda üç sonuç var.
Mağlup olmak, galip gelmek ve
beraberlik.
 
Teniste, voleybolda, basketbolda,
masa tenisinde sadece iki sonuç var.
Futbolda basketbol gibi zamana bağlı
bir oyun ve 45 dakikalık iki devre halinde
oynanmakta. Yeni kurallarda duraklamalarda
oyuna dahil ediliyor.
 
Hakemler oyun sırasında kurallara
uymayan sporculara, önce
sarı kart ve hataya devam ettiğinde
kırmızı kart göstererek oyun
dışında bırakmakta.
 
Hakemin bir özelliği karar vermesi
ve bu kararı verdikten sonra ne kadar
ısrar edilirse edilsin dönmemesi. Bu
şekilde bakıldığında hakem sahadaki
yönetici. Oyuncular ise yönetilenler ve
tek amaçları galip gelebilmek.
 
Bu şekilde futbolu açıkladıktan
sonra şimdi bunun bizim hayatımız
üzerindeki etkisine bakalım.
Çoğumuz bir futbol takımını tutuyoruz
ve taraftarlar arasından bazıları
maçlara sürekli olarak gidiyor.
Maçlarda seyircilerin durumları
daha farklı çünkü oyuna tezahürat yapmak,
takımlarını desteklemek dışında
herhangi bir katkıları yok.
 
Hakemin kararlarını değiştirmeleri
mümkün değil.
Bu açıdan bakıldığında futbol demokratik
bir oyun değil, çünkü çoğunluğun istediği
sonuçlar ortaya çıkmıyor. Bu durumda hakemin
özel hayatı ile ilgili yorumlar yapmaya
başlanıyor, hakemin yanlış karar verdiği düşünüldüğünde.
Böylece yöneten ve yönetilenin var
olduğu bir durumda, seyirciler ya da
taraftarlar farkına varılmadan yönetilmekte.
Antrenör ve yöneticilerin ise oyuna aktif
bir katkıları yok. Bir savaş mantığı içinde
düzenlenen futbol oyununda antrenör oyuncularını
savaşa hazırlar gibi antrenman yaptırıyor
ve onların en güçlü hali ile ve taktiği en
iyi uygulayacakları şekilde sahaya çıkarıyor.
Yöneticiler ise kolayca galip gelmek
için yetenekli ve meşhur futbolcuları,
antrenöründe isteği doğrultusunda
takımlarına dahil etmek için para temin
etmeye çalışıyor.
 
Böylece bakıldığında futbolcular başarıları
ölçüsünde büyük transfer ücretleri alıyor.
Antrenörler de maddi olarak önemli
paralar kazanıyor. Yöneticiler ise yönettikleri
takımın taraftar sayısına bağlı olarak prestij
ve ün sahibi oluyor. Hakemlerin de maçları
yönettiği için kazandığı paralar var. Taraftarlar
ve seyirciler ise maçları izlemek
için para ödemek durumundalar. Aynı
şekilde yapılan naklen yayınlar içinde
izleyiciler para ödemekteler.
 
O halde neden takım tutuyoruz. Sonuçta
maddi olarak başkalarına kazanç sağlayan
bir durumdan biz ne kazanıyoruz. Hangi
seviyelerde takım tutabiliriz ya da takım tutuyoruz.
‘Damarımı kessen sarı kırmızı
akar’ diyen birisi ile ‘Ben Kayserisporluyum’
diyen bir kişi arasında da fark olsa gerek.
‘Takımım yenilse de üzülmem’ diyen
bir kişi daha farklı bir durumu ifade etmekte.
Bizler genellikle ait olma duygusu ile,
futbolcuların hayatına duyduğumuz özlem
dolayısı ile ya da hayatımızdaki boşlukları
doldurmak için takım tutmaktayız. Bunun
dışında da yüzlerce neden sayılabilir. Ancak
boşlukları doldurmak için takım tutmamız
en çok rastlanılan bir durum diye düşünüyorum.
Bunun karşılığında ise çeşitli duygusal
durumları maç seyrederken ve maçtan sonra
yaşıyoruz. Çünkü galibiyetin karşılığı
başarı, mağlubiyet ise başarısızlık olarak
algılanıyor kendimiz tarafından ve
hiçbir katkımız olmamasına rağmen.
Toplumsal olarak ise başarıya ihtiyacımız inanılmaz.
Kendi hayatımızla ilgili verilen yanlış
kararlara hiç tepki göstermezken, takımımız
için verilen yanlış kararlara büyük tepkiler
gösteriyor ve maç bittikten sonra da olay
çıkarmaya devam ediyoruz.
 
Topun kendi kalemizden içeri girmesi
bizi yaralıyor ve acı veriyor, rakip
kaleye girmesi ise bizi mutlu ediyor.
Oyun sırasında futbolcularım yaptığı hareketlerin
güzelliği veya yanlışlığı hakkında hemen
karar veriyor ve yorumluyoruz. Böylece rakip
kaleye giren gol kendimizi aslan gibi hissetmemizi
ve kendi kalemize giren gol ise kuzu
gibi hissetmemizi sağlıyor. O zaman Pascal’ın
sözünü şöyle değiştirebiliriz buna hiç katılmasamda.
‘İnsan Maç Seyreden Hayvandır’.
‘İnsan Maç Yapan Hayvandır’.
Kalemiz korunmak zorunda ve hayatta
da koruduğumuz değerlerle özdeşleştiriyoruz
kaleyi farkında olmadan. ‘Top rakip kaleden
içeri girdi’ demek yerine ‘Geçirdik’ dememiz
bundan kaynaklanıyor ama bunu söylediğimiz
için top bizim kalemize girildiğinde
kendimizi tecavüz edilmiş gibi hissetmemiz bu
yüzden. Kale ile namus özdeşleşmiş durumda
görünüyor.
 
Bütün bunların gösterdiği futbolun
altında derin anlamlar olduğu ve
toplumsal olarak insanların daha kolay
yönetilmesini sağladığı yönündeki düşüncemi
belirtmeden geçemeyeceğim.
 
Futbol takımı tuttuğumuzda doğal olarak
daha farklı sonuçlarda hayatımıza farkında
olmadan aktarılıyor. Takım tutuyorsanız,
arkadaş tutuyorsunuz, eleman tutuyorsunuz,
kebapçı tutuyorsunuz, parti tutuyorsunuz,
lider tutuyorsunuz. Çünkü farkında olmadan
bir içerikteki durumu benzer bütün
içeriklere taşıyoruz.
 
Bu konuda benim önerebileceğim
bir tek bir şey var o da takım tutmaktan
vazgeçmeniz ve istediğiniz anda istediğiniz
takımı tutar veya bırakır hale gelmeniz maç
seyrederken. Eğer takımınızın aldığı sonuçtan
dolayı 1 dakika bile üzülüyorsanız vücuduna
inanılmaz şekilde zarar verdiğinizi unutmayın.
(ALINTI: CENGİZ EREN)

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır