menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Türkiye’nin Beka Sorunu Var! Denmişti Değil mi?

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
02 Nisan 2021, Cuma

Evet iktidar blokunun, özellikle 16 Nisan 2017 Anayasa Değişikliği Referandumu, 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Seçimi ve 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri'nde, seçim sath-ı mahallinde "beka" kavramını diline dolayıp, milliyetçilik ve dini kutsallarımız başta olmak üzere farklı soslarla da bezeyip, dibine kadar kullandığını hepimiz gayet net hatırlıyoruz.

Hatta, o dönemde Ak Patiye veya MHP'ye destek vermesine rağmen, "beka" gibi hassas bir kavramın bu denli içi boşaltılıp, amiyane tabirle cılkını çıkarıp, asıl kastedilenin meğerse kendilerinin makam/koltuk bekası olduğunu anlamak, birçoğumuz için hiç de zor olmamıştı.

Ki, iktidar blokunun kaybetiği büyük şehirler ve tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçları, toplumdaki farkındalığın arttığının teyididir.

Geldiğimiz aşamada ise, Türkiye’nin asıl "beka"sorunu diyebileceğimiz bazı ciddi sorunları, somut  olaylarla  örnekleyerek vermenin, ülke olarak içinde bulunduğumuz ekonomik buhranı, vahameti malesef  menfaatleri gereği görmeyen, duymayan, anlamak istemeyenlere, kendileri açısından olmasa bile, gelecek nesillere olan sorumluluklarını hatırlamalarına katkı verir belki diye düşünüyorum. Kim bilir !

Bildiğiniz üzere Sn.Cumhurbaşkanımız, sık sık  farklı mecralarda yaptığı konuşmalarda ve ulusa sesleniş diyebileceğimiz genel hitaplarında, bazı rakamlar verip, Türkiye'yi 18 yılda nasıl değiştirip, dönüştürdüklerini ifade ederler. Lakin, bu yazımda vereceğim verilerin/rakamların semtine hiç uğramazlar !

Hal böyle olunca, rakamlar/istatistikler/endeksler, araştırma raporları vb veri kaynaklarını seven bir vatandaş/eski bir banka yöneticisi olarak, bu yazımda sizlere ülkemizde kaygı verici boyutlara ulaşan madalyonun diğer yüzü ile ilgili bazı rakamlar, veriler ve "en"ler ile seslenmek istedim.

Ki, bu konudaki motivasyon ve ağırlıklı veri kaynağım, Partimiz DEVA'nın(Demokrasi ve Atılım Partisi) Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi ve Bölge Koordinatörümüz olan, geçtiğimiz günlerde il binamızda yaptığımız toplantı  sonrası, Kayseri'de Kent Türk TV "Gündem Özel" programına da konuk edilen, Malatya İnenü Üniversitesi Öğretim üyesi Prof.Dr.Sn.İbrahim Gezer Hocamdır.

Bu vesile ile de kendilerine tekrar teşekkür etmek isterim.

Malesef ki, ülke olarak başta ekonomi olmak üzere, makro ve mikro düzeyde zor günler yaşıyor ve "acaba bu günler iyi günlerimiz mi" diye düşünmeden edemiyoruz !

Hele ki, önceki dönem Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın şifreli(at izi, it izine karışmış /Allah sonumuzu hayreylesin gibi )son derece kaygı verici, enteresan bir istifa /af edilme süreci ve sonrasında da  kendisinden formel bir haber alınamaması ve ülke olarak adeta duvara toslama gerçekliği ile irkilmemiz...

Ve akabinde, 128 -130 Milyar $ TCMB rezervinin buharlaştığı ve TC tarihinde ilk kez Merkez Bankamızda  "eksi"rezerv denen vahim bir vakanın oluştuğu ve bu rakamında eksi 45/50 milyar $ olduğunun kamuoyuna tarafından öğrenilmesinden bu yana...

İlave olarak Merkez Bankası, TÜİK gibi bağımsız olması gereken kurum başkanlarının/yöneticilerinin haftalar/aylar içinde değiştirilmeye başlanması endişemizi  daha da katlamaktadır.

Gelelim gerçekliklerimize :

Misal, geçtiğimiz günlerde sadece 200 işçi alımı yapacak olan Adana Büyükşehir Belediyesi'ne, nerdeyse 45 bini üniversite mezunu olmak üzere, toplamda 52 bin kişinin başvurmuş olması !

Bu durum gerçekten 18 yıllık bir  iktidar geçmişi olan Ak Parti için tam bir hezimet ve son yıllardaki  yönetim zaafiyetinin aynasıdır. Tüm zamanların rekor seviyesine ulaşan genel işsizlik ve genç işsizliğimizin somut halidir.

"Faiz sebep, enflasyon sonuç" şeklinde özetlenen ve patenti  Sn.Cumhurbaşkanına ait olan, açık kaynaklarda henüz rastlanmamış, yani dünyada eşi benzeri olmayan yeni bir iktisat teorisi ile faize karşı oldukları için(faize karşı olmayan ülke var mı?) faiz lobilerine, içerde de  uzantıları olan dış güçlere ders vermek iddiasının tam tersi olarak, 2021 yılı bütçesine yine tarihi bir rekor olan yaklaşık 180 milyar TL faiz ödeme kalemi konması !

Şimdi soralım : Kim faizci olan, faiz lobilerininin yüzünü en çok güldüren kim ?

Türkiye'nin yıllar sonra 2001 Finansal Kriz günlerini bile aratacak şekilde yeniden dünyada içerde ve  yurtdışında en yüksek faiz oranı veren ülkeler ligine dahil olması...

Aynı şekilde Türkiye'nin dünyada en yüksek kredi maliyeti ödeyen, azgelişmiş ve pek tabii CDS denen "kredi risk primi" 500 leri geçen en riskli ve yatırım yapılması önerilmeyen ülkeler listesine alınması !

Bu mudur  ülke olarak hak ettiğimiz ?

Banka eski yöneticisi olarak takip etme alışkanlığım olan icra dosyalarının, son yıllarda yine tarihi rekorlar kırarak 22 milyonu geçmesi ! Vahim bir durum...

Türkiye'nin, sanki zaman makinasında bir tuşa dokunulup, geriye firlatılmış gibi gerek toplam milli gelirde, gerekse kişi başına düşen milli gelirde adeta 8-10 sene geriye gitmesi !

Örnek :

2013/ Kişi başı milli gelir 12.582 $

2019/ Kişi başı milli gelir  9.213 $ (henüz pandemi yok)

2020/ Kişi başı milli gelir  7.715 $ (Ekim 2020 tahmini)

2021/ Kişi başı milli gelir  7.600 $ (tahmini beklenti)

Daha geri tarihlerden yine çarpıcı bir kıyaslama  :

Türkiye'nin 2005'deki kişi başı milli geliri, dünya kişi başı milli gelir ortalamasının üzerinde idi...

Buna karşılık 2020/dünya kişi başı milli gelir ortalaması 10.954 $ iken, 2020/Türkiye kişi başı milli geliri 7.715 $

Hal böyle olunca Türkiye 15 sene sonra ne yazık ki dünya kişi başı milli gelir ortalamasının tekrar çok altına düşmüş  vaziyette !

Hani, biz 2023'de dünyanın ilk büyük 10 ekonomisi içinde olacaktık !

Milli gelirimiz kişi başı 25 bin $ olacaktı !

O hedeflerden çoktan vazgecmistik.

Ama hiç olmazsa yerimizde saysak da 2013 yılı rakamlarını koruyabilseydik !

Peki, bu durum cennet ülkemize reva mıdır ?

Yine çarpıcı bazı veriler :

Ülkemizde genel olarak asgari ücretli çalışan oranı yüzde 10 civarında iken, son yıllarda  bu oran jet hızı ile  yükselerek mevcut durumda yüzde 50'lere ulaşmış bulunmaktadır. Hatta Türkiye, asgari ücret rakamında 1.5 milyar nüfuslu Çin'in gerisine bile düşmüştür.

Ve 84 milyonluk bu koca ülkenin insanı son yıllarda neredeyse 3-5 müteahhide çalışır hale getirilmiştir !

Bu meşhur müteahhitler de dünyada  kendi devletlerinden en çok ihale alan müteahhitler listesinin en başlarına yerleşmiş  bulunmaktadır.

Yine, son yıllarda iktidarda oluşan yönetim/zihniyet sorunları nedeni ile Türkiye'nin"dış borç stoku" hızla katlanarak, 18 yıl önce 130 milyar $ iken, dünyada bu alanda da rekor kırarak, mevcut durumda 435 milyar $'a yükseltme başarısına imza atılmıştır.

Dolar ile ilgili de bir örnek vermek isterim :

2018/Mart sonu   1 Dolar = 3.98 TL

2019/Mart sonu   1 Dolar = 5.55 TL

2020/Mart sonu   1 Dolar = 6.58 TL

2021/Mart sonu   1 Dolar = 8.36 TL

Soruyorum : Bu durumda sermaye sahibi projeksiyon yapıp, iktidara güvenip, istihdam yaratacak yatırım kararı alabilir mi ? Ülkemize yurt dışından istihdam yaratacak, orta uzun vadeli doğrudan yabancı yatırım gelir mi ?

Vatandaş, iktidarın çağrısına inanıp/güvenip döviz-altın bozdurur  mu ?

Bütün bu olumsuzluklar yatırımcının/vatandaşın sürekli  teyakkuz halinde/tedirgin/güvensiz olması için yeterli sebep değil midir ?

Başka bir sorum :

Hazine ve Maliye Eski Bakanı koltuktan 8 Kasım 2020’de kalktığında

1 $ 8.50 TL ve Merkez Bankası politika faizi de yüzde 10 idi.

Sn.Lütfi Elvan Hazine ve Maliye Bakanı, Sn.Naci Ağbal Merkez Bankası Başkanı olarak atandı.

Para piyasaları, dolayısıyle diğer piyasalarda biraz nefes alır gibi oldu. Hatta bakanlık koltuğu boşken bile dövız kendi kendine düşmeye başladı !

Merkez Bankası Başkanı Sn.Naci Ağbal 4 ay sonra  görevden bir gece yarısı alındığında, 1 $  7.20 TL  ve Merkez Bankası politika faizi de yüzde 19 idi.

Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde 1 $ 8.40 TL ve Merkez  Bankası politika faizi yüzde 19 olarak devam ediyordu.

Yeni atanan Merkez Bankası Başkanı'nın da mevcut politika faiz oranında aşağı yönlü bir değişiklik mesajı yoktu.

Biz vatandaşlar veya sermaye sahipleri ne yapsın şimdi ?

Kime güvensin? Burada kazanan kaybeden kim/ler ?

 

Yine sormak isterim :

Özellikle son 3-4 yıldır dünya da itibar edilen büyük raiting kuruluşlarının Türkiye'nin notunu sürekli  düşürmesi, Türkiye'yi yatırım yapılamaz, spekülatif, riskli ülkeler sınıfına dahil etmesi.

Ya da Dünya Bankası/IMF vb kuruluşların ülkemizi dünyanın en kırılgan ekonomilerinin başına koyması  tesadüf ve/ya kıskançlık nedeniyle midir  ?

Aslında bugün ekonomide yaşadığımız kriz dalgalarının en büyük sebebi, günümüz  dünyasında iktisadi değer  atfedilen demokrasi, özgürlükler, hukuk, adalet gibi kavramların içinin boşaltılmış olması, hatta duruma göre tamamen rafa kaldırılmış olması nedeni ile içerde ve dışarda iktidara karşı yaşanan güven/itibar sorunu değil midir ?

Mesela ; Freedom House tarafindan, neredeyse 50 yıldır hazırlanan ''İnsan Hakları ve Siyasi Özgürlükler Endeksi"nde Türkiye, genelde  ''Kısmen Özgür Ülke'' konumunda yer bulurken, 2019 raporunda malesef  Türkiye, "Özgür Olmayan Ülke" statüsüne düşmüştür.

Yine, 2019 Yılı  "Dünya Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Endeksi"nde Türkiye, toplamda 126 ülke arasında malesef 109.sırada kalmıştır.

Yine bir başka rapor olan, AB(Avrupa Birliği)Nisan 2018 Türkiye Raporu'nda, Türkiye'nin hukukun üstünlüğü, temel haklar ve hürriyetler, eşitlik, ifade özgürlüğü vb alanlarda kaygı verici düzeyde geriye gittiği ifade edilirken, 2017 Anayasa değişikliği  sonrası zaten Türkiye'nin AB kriterlerinden de iyice koptuğu da dile getirilmektedir.

Ayrıca Türk halkının, hatta denetleme görevi olan ilgili devlet kurumlarının, iktidari denetleme/yeri geldiğinde iktidardan hesap sorma, şeffaflık talep etme vb. konularda çok kısıtlı oldukları yine uluslararası raporlarda yer almaktadır.

Ki bütün bu gerçekliklerden olsa gerek ;

Sn.Cumhurbaşkanı son aylarda Türkiye'ye yatırım  yapmak için güven duymayan iç-dış yatırımcılara mesaj niteliğinde "Türkiye'nin yüzünü tekrar AB'ye döndüğü" gibi ifadeler kullanma mecburiyeti hissetmektedirler.

Yine önemli başka bir ülke sorunumuz : 

Geleceğimiz, umudumuz dediğimiz gençlerimiz, birçok araştırma sonucuna göre ; parti /ideoloji ayrımı olmaksızın ve iktidar bloku partilerine oy vermiş gençlerde dahil olmak üzere, yüzde 60'ların üzerinde bir oranda Türkiye de kendine gelecek görmediğini, hedeflediği kariyere ulaşamayacağına inandığını ve imkanı olursa gelişmiş bir batı ülkesine gidip, kabul edilirse o ülkenin vatandaşı olup, orada yaşamak istediğini ifade etmektedir.

Sonuç ; Türkiye son yıllarda dünyada kendi kulavarında olan ülkelerden ekonomi, hukuk, adalet, eşitlik, demokrasi, özgürlükler gibi tüm alanlarda malesef ki, ciddi bir negatif ayrışma yaşayarak, en az  8-10 sene geriye gitmiştir.

Ve gençler başta olmak üzere, halkın çoğunluğu iktidara karşı  güven erozyonu içinde olup,  gelecek kaygısı yaşamaktadır.

Asıl beka sonunu da budur...

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Türkiye Dünya Ekonomi Liginden Düştü Fahiş Fiyatların Nedeni Kötü Yönetimdir Cumhurbaşkanı Adayı Kim Olmalı ? İktidardan çiftçimize yine öldürücü bir darbe ..! Turizmi Teşvik Kanunu Tek Adam Rejimine Uyarlandı! Vatandaşa yine mi IBAN numarası! Türkiye Ekonomide Tıkandı! İktidar sahaya inip vatandaşa derdini soramıyor Türkiye’nin Beka Sorunu Var! Denmişti Değil mi? Biz Kadınlar Üzgünüz Sn. Cumhurbaşkanı'mıza Kırgınız! Nerede Ak Parti'nin O Eski Reform Paketleri ! 8 Mart'ın Ardından ! Bu Plan İktidarı da Bağlayacak mı? İktidar İçin 50+1 Ayak Bağı Oldu ! Ay sonunu getirmek mi? Aya gitmek mi? "Gara Operasyonu"nun Ardından ! Yine mi Kadınlar ! Boğaziçi Üniversitesi ve Yeni Anayasa Taahhüdü! Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar - 6 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar -5 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 4 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 3 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 2 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 1 Dış Politika ve Diplomasi Sanatı Mesele Katar sevdası ve/ya nefreti mi ? Yoksa şeffaflık ve güven mi ? Tek kanatla kuş uçmaz ! Şeffaflık ve güven aynı zamanda itibardır İktidar faiz lobisi ile barıştı ! İktidar rota mı değiştiriyor? Ekonomide asıl sorun neydi? TC Merkez Bankası Başkanları ne yapsa iktidara yaranamıyor! Ne Biden’cıyım ne de Trump’cı! Benim tarafım güçlü Türkiye Faiz ve döviz baskıya baş eğmez... Döviz son iki yılda yüzde 75’in üzerinde arttı En Çok Kazandıran Yatırım Araçları... Bankalar Kredi Musluklarını Kısabilir... Ekonominin Yol Haritası TC MERKEZ BANKASI FAİZ SINAVI Gençlik S.O.S Veriyor... Ekonomide tek haneli daralma... Kayseri Süper Ligde Buna da şükür sevindik... Nedir Bu İstanbul Sözleşmesi ? Ne Olacak Bu Dövizin Hali ? Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 5 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 4 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 3 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 2 Kim Bu Z Kuşağı?
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır