menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Türkiye Ekonomide Tıkandı!

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
01 Haziran 2021, Salı

Değerli okurlarım, bugünkü yazımı sizleri birazcık rakamlara gark etmek pahasına, ülkemizin içinde bulunduğu bazı ekonomik gerçeklikleri daha net ortaya koyabilmek için, eski bir banka yöneticisi gözü ve  duyarlılığı şapkam ile yazmak istedim.

Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki ; Türkiye son yıllarda en önemli sermayesi olan "güven" ve dolayısıyla da "öngörülebilirlik" sermayelerinde ciddi bir erozyon yaşıyor.

Malesef durdurulamaz bir şekilde TL'sı sürekli değer kaybediyor. Hatta dünya para piyasalarında bile diğer ülke para birimleri karşısında $ değer kaybederken, Türkiye'de $ tarihi rekorlar kırarak 8.60'ları test ediyor. € ise aynı şekilde 10.60 seviyelerine çıkarak rekor üstüne kırıyor.

Peki bizim gibi bir ülkede dövizdeki bu kontrol altına alınamayan uzun süreli, aşırı yukarı doğru volatilite/hareketlilik ne anlama geliyor ?

Bugün karşı karşı kaldığımız üzere, kısaca ifade etmek gerekirse, büyük toplum kesimlerinde hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, fakirlik, işsizlik, peşpeşe  gelen zamlar ve vergi artışları anlamındadır.

Somut bir örnek vermek gerekirse ;Mevcut durumda asgari ücretli bir çalışanımızın aylık geliri $ bazında 328, € bazında 266'dır. Ki;  bu rakamlar yıllar öncesi hallerine acıdığımız Rus ve Çinli işçilerin üzülerek ifade etmeliyim ki  mevcut durumdaki aylık gelirlerinden daha düşük.

Diğer taraftan dövizin yükselmesi ile Türkiye'nin iç ve dış borç yükü, taahhütleri ve cari açık sürekli artıyor.

Bankalardaki toplam mevduat içinde kısaca "DTH" dediğimiz "Döviz Tevdiat Hesapları" yani yabancı para cinsinden hesaplar, ekonominin iyi olduğu dönemlerde yüzde 25 seviyelerine inerken, mevcut durumda yine tarihi rekorlara imza atarak yüzde 55'lere ulaştı.

Türk yatırımcı, kendi ülkesi yerine yatırımlarını başka ülkelere yapmayı tercih eder duruma geldi.

Yani ne devlet ne vatandaş kendi parasına, ülkesine güvenmiyor.

Yine dövizin sürekli yükselmesinin diğer önemli bir sonucu, ülkemizde sanayi/üretim sektöründe asıl sorunlardan biri de  ithal girdi oranının yüzde 40'ların üzerinde olmasından dolayı, ithalatın finansman maliyetini yükselttiği için pandemi döneminde kısıtlamalara tabii olmamasına rağmen, işletmeler malesef büyüyemedi.

Öte yandan imalat sanayiinde kapasite kullanım oranı daha da düşerek yüzde 75'e geriledi. Hem girdi maliyetlerindeki artış, hem de düşük kapasitede üretim, işletme maliyetlerini arttırdığından borç yükleri de arttı.

Somut bir örnek verecek olursak, İSO/İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl açıklanan Türkiye'nin en büyük 500 firmasının 2020 yılındaki üretim büyüme oranı ancak binde 6 olabildi. Yani yüzde 1'in altında. Buna mukabil, bu şirketlerin kredi borçları ise 2019 yılına göre neredeyse  yüzde 25 oranında arttı.

Diğer önemli bir gösterge "Türkiye Bankalar Birliği/TBB Risk Merkezi  2021 Mart Bülteni"ne göre :

Kullanılan ticari/nakdi krediler 2021 Mart ayında 2019 Mart Ayı'nın aynı dönemine göre yüzde 31 artarak 3.954 milyar TL'na ulaştı.

Türkiye'de bireysel kredi kullanan kişi  sayısı (takipteki krediler hariç)  Mart 2021 rakamlarına göre son 1 yılda 2.3 milyon kişi artarak 34.5 milyon kişiye ulaştı. Kullanılan toplam kredi miktarı da yüzde 36 artarak 899 milyar TL'na ve ortalama bireysel kredi borç tutarıda 26 bin TL'na yükseldi.

Kredi kartı kullanıcı sayısı ile 28,2 milyon kişi olurken, ödeme zorluğu çekilen kredi kartı toplam borcu ise 154.4 milyar TL'na yükseldi.

2021 Yılı Mart Ayında ; 151 bin kişi ilk defa kredi kartı kullanırken, 98 bin kişide ilk defa ihtiyaç kredisi ve 104 bin kişi de ilk defa kredili mevduat dediğimiz aslında rotatif bireysel kredi kullandı.

Sonuçta, hem gerçek  kişilerin hem de tüzel kişilerin/şirketlerin borç miktarları  ve sayıları  çok arttı. Diğer bir ifade ile kredi kullanan gerçek ve tüzel kişiler, banka ve  kreditörlük yapan diğer finans kurumlarına, yakında teslim bayrağı çekerek sınıra doğru hızla yaklaştı. Ve borç sarmalına dolandı.

İktidar ise malesef hep bol keseden sürekli kredi paketi, dersek paketi, sicil affı açıklıyor. Ancak, medya gücü ile yaratılan algının tersine realitede söz konusu paketlerden yayarlanabilen vatandaş/şirket sayısı, yararlanması gerekenlerin yüzde 10'una bile ulaşamıyor.

Örnek, iktidar bloku tarafından TBMM'ne sunulan yeni vergi ve banka sicil affı : "20 Mayıs 2021 öncesi olup, kullandığı nakdi-gayrinakdi krediler, anapara+faiz ve/ya ferilerine ilişkin ödemeleri aksatan gerçek ve tüzel kişiler/ kredi müşterilerinin 5411 Sayılı Kanun gereği, "Türkiye Bankalar Birliği /TBB Risk Merkezi" nezdinde tutulan kayıtları, söz konusu borçların ödenmesi geciken kısmının, 31.12.2021tarihine kadar tamamının ödenmesi veya yeniden yapılandırılması halinde, bu kişilerle yapılan finansal işlemlerde kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar tarafından negatif sicil kayıtları/kara liste kayıtları dikkate alınmayacak" denmiş. Yine 31.12.2021 Tarihine kadar vergi-prim-trafik cezası gibi kamu kurumlarına olan borçların da yeniden yapılandırılması da söz konusu olacakmış.

Can alıcı sorum :Diyelim, vergi-prim-trafik cezası vb borçları yapılandırdılar. Fakat, halen pandemi devam ederken, ekonomide herhangi bir iyileşme emaresi yokken, bu kadar borç sarmalı içindeki vatandaş/şirketler, bu ciddi kriz ortamında nereden para bulup, 31.12.2021 tarihine kadar nasıl ödeme yapıp, banka sicillerini temizleyecekler /kara listelerden çıkacaklar?

 

Ticari bankalar, 23 milyonu geçtiğini bilenen icra dosyalarına yenilerini eklemek pahasına kredi/ borç yapılandırmasına onay verecek mi ? Bu konuda iktidarın bir çözüm önerisi olacak mı ?

Şunun da altını çizmek lazım ;Türkiye'de enflasyon,  pahalılık ve yoksul sayısı, dövizdeki yukarı doğru hareket zaten pandemiden önce ciddi oranda artmaya başlamıştı.

Örneğin, Şubat 2019'da yani daha pandemi henüz ortada yokken, son yıllarda üretimdeki plansızlık, tarımda yaşanan politikasızlık nedeni ile meyve-sebze fiyatlarındaki aşırı artışa iktıdarın çözüm olarak bulduğu "tanzim satış" yöntemi, sorumlu olarak da depoculara fatura kesilmesi, hatta vatan haini ilan edilmesi hafızalarımızda tazeliğini koruyor.

Diğer bir konu da iktidarın işine geldiği zaman itibar ettiği, gelmediği zaman dış güçler/bizi çekinmiyorlar yaftası bastığı, ancak yatırımcılar tarafından dikkate alınan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından biri olan Moody's geçtiğimiz ay Türkiye'nin kredi notunu "yatırım yapılmaz, aşırı spekülatif" derecesine düşürmüş ve gerekçesinin de Türkiye'nin dış borcunun yüksekliği ve eksi 45-50 milyar dolarlarda seydeden döviz rezervlerinin yarattığı kırılganlıklar olduğunu belirtmişti.

Bu tür olumsuz değerlendirmelerle birlikte, son yılllarda özellikle de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sitemi'ne geçiş sonrası hukuk, adalet, demokrasi, özgürlükler alanında yaşanan  gerilemeler nedeni ile Türkiye'nin uluslararası arenada "CDS" denen ve yurt dışından sağlanan kredinin sigortalanması için kullanılan bir değer olarak ifade edilen risk primini sürekli yükselmektedir. Bu durum ise Türkiye'nin hem kredi, hem de tahvil /bono faiz oranlarını ciddi oranda arttırarak, finansman maliyetini yükselmekte  ve yurt dışından gelecek, istihdam yaratacak doğrudan yatırımları da engellemektedir.

Bütün bu problemler, iktidar blokunun zihniyet ve sistem sorunu çıktıları olup, ekonomide içinden çıkılmaz bir tıkanıklık, kriz ve çöküş yaratmaktadır. Sonuçları ise gelecek nesilleri etkileyecek vehametlere doğru uzanmaktadır..

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Ekonomik Kurtuluş Savaşı mı ? Yoksa Geçim Savaşı mı ? Bakan Pakdemirli Konuşuyor Çiftçi Geriliyor ! Türkiye Dünya Ekonomi Liginden Düştü Fahiş Fiyatların Nedeni Kötü Yönetimdir Cumhurbaşkanı Adayı Kim Olmalı ? İktidardan çiftçimize yine öldürücü bir darbe ..! Turizmi Teşvik Kanunu Tek Adam Rejimine Uyarlandı! Vatandaşa yine mi IBAN numarası! Türkiye Ekonomide Tıkandı! İktidar sahaya inip vatandaşa derdini soramıyor Türkiye’nin Beka Sorunu Var! Denmişti Değil mi? Biz Kadınlar Üzgünüz Sn. Cumhurbaşkanı'mıza Kırgınız! Nerede Ak Parti'nin O Eski Reform Paketleri ! 8 Mart'ın Ardından ! Bu Plan İktidarı da Bağlayacak mı? İktidar İçin 50+1 Ayak Bağı Oldu ! Ay sonunu getirmek mi? Aya gitmek mi? "Gara Operasyonu"nun Ardından ! Yine mi Kadınlar ! Boğaziçi Üniversitesi ve Yeni Anayasa Taahhüdü! Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar - 6 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar -5 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 4 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 3 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 2 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 1 Dış Politika ve Diplomasi Sanatı Mesele Katar sevdası ve/ya nefreti mi ? Yoksa şeffaflık ve güven mi ? Tek kanatla kuş uçmaz ! Şeffaflık ve güven aynı zamanda itibardır İktidar faiz lobisi ile barıştı ! İktidar rota mı değiştiriyor? Ekonomide asıl sorun neydi? TC Merkez Bankası Başkanları ne yapsa iktidara yaranamıyor! Ne Biden’cıyım ne de Trump’cı! Benim tarafım güçlü Türkiye Faiz ve döviz baskıya baş eğmez... Döviz son iki yılda yüzde 75’in üzerinde arttı En Çok Kazandıran Yatırım Araçları... Bankalar Kredi Musluklarını Kısabilir... Ekonominin Yol Haritası TC MERKEZ BANKASI FAİZ SINAVI Gençlik S.O.S Veriyor... Ekonomide tek haneli daralma... Kayseri Süper Ligde Buna da şükür sevindik... Nedir Bu İstanbul Sözleşmesi ? Ne Olacak Bu Dövizin Hali ? Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 5 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 4 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 3 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 2 Kim Bu Z Kuşağı?
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır