menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar - 6

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
01 Şubat 2021, Pazartesi

Kıymetli okurlarım, yazı dizimi başlık muhtevamız çerçevesinde bir toparlama yaparak biraz uzun olsa da bu son bölüm ile bitirmek istedim...

Hatırlayacağınız gibi ilk beş bölümde de ifade ettiğim üzere, Temmuz 2018, hatta 2014-2015'lerden beri artan oranda iktidarın piyasalarla zıtlaşması ve bağımsız olması gereken başta Merkez Bankası olmak üzere, önemli devlet kurumlarının devre dışı bırakılarak ülke yönetiminin aşırı merkezileştirilmesi, TBMM'nin etkisizlestirilerek yürütmenin tek elde toplanması, devlet yönetiminde çok önem arz eden ilkeler, kurallar ve diplomasi geleneğinin yerine, kişisel ilişkilerin/kararların tercih edilmesi, liyakat yerine, nepotizme, "bizden olana" prim verilmesi vb. bir çok olumsuz-sorunlu bileşenin etkisi ile 10 yıl  öncesinden  hallettiğimiz, faiz-döviz-enflasyon-pahalılık-işsizlik-yoksulluk sarmalı ile ne acıdır ki, yeniden karşı karşıya  kaldık.

Tabii bir de devlet yönetimindeki sıkıntılardan kaynaklı bütün bu sorunlara ilave olarak, 11 Mart 2020 itibari ile "Dünya Sağlık Örgütü  (DSÖ)" tarafından dünyada salgın hastalık olarak ilan edilen Covid-19 pandemisi ile birlikte, ekonomimizde katmerlenen problemler iyice ayyuka çıkarak, neredeyse 84 milyonluk ülke nüfusumuzun  yüzde 90'ını çok ciddi oranda etkiledi/etkiliyor.

Ve vatandaşlar, gün geçtikçe fazlalaşan tüm bu ekonomik sorunların acısını/yükünü /ağırlaşan faturasını daha fazla hissediyor...

Hal böyle iken iktidar bloku neyle meşgül derseniz ;

***Malesef kendileri gibi düşünmeyenleri terör destekçisi, gayri milli, hain ilan etmeye devam ediyor...

***Son yerel seçimlerde muhalefet tarafından kazanılan başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, büyükşehir ve diğer belediyelerin, geçim sıkıntısı içindeki halka destek vermesinin önünü nasıl keserim, halka yardım  yapılacaksa da sadece ben yaparım zihniyeti ve "oy" kaygısı ile kendinden olmayan seçilmişlerin bile görevlerini yapmalarına müdahale ederek, halka ulaşmalarına engel olmanın yollarını bulmak için kafa yoruyor...

***Baştan beri FETÖ'cü ilan etmelerine rağmen, toplum nezdinde sürekli oy oranı yükselen, bunun için de bölünmesi için gayret sarf ettikleri, hatta bu konuda başı çeken Sn, Ümit Özdağ'a tüm ana akım medya mecralarında her daim yer verdikleri malum iken,

İYİ Parti'ye akıllarına estikçe "eve dön" çağrısı ile gündem saptırılıyor...

***"HDP kapatılsın" deniyor ! Cidden anlamakta zorluk çekiyorum. Çünkü, HDP'nin kapatılması konusunda iktidar blokuna engel olabilecek bir kurum ya da kişi var mı Türkiye'de ? Doğrusu ben bilmiyorum.

Ayrıca HDP'nin kapatılması isteniyorsa, zaten Siyasi Partiler Kanunu'na göre yapılacak şey bellidir. Buyursunlar yapsınlar...

Ya da 'şüyuu vukuundan beter' misali, kapatma konusunun gündemde kalması, iktidar bloku açısından daha efektif/kullanışlı olsa gerek diye düşünüyorum. Bence, MHP tabanında uzun zamandır süregiden kopuşu, milliyetçi damarı dingin tutarak biraz olsun engellemek için, HDP'nin kapatılması konusu gündem baş köşesinde kendine yer buluyor !

Peki, HDP kapatılsa ve/ya yerine yeni bir parti  kurulsa sanki MHP'li işsizler iş, yoksullar aş/para mı bulacak ?

Bu da ayrı mesele tabii...

Hatırlarsınız, eski "Hazine ve Maliye Bakanı"nın görevinden 8 Kasım'da, ülkemiz tarihinde bir ilk olduğu şekli ile "af edilmesi" ve hiç bir hesap vermeden, açıklama yapmadan/görevini yeni bakana devretmeden, enteresan bir tarzda buharlaşmasının üzerinden 80 gün geçti. Af edilmesi sürecinin hemen akabinde de iktidar tarafından ülkede yaratılan ekonomik ve hukuk/adalet krizinin kabulü anlamına da geldiği üzere,  en kısa zamanda ekonomi ve hukuk alanında reformların açıklanacağı da ilan edilmişti. Fakat, ortada 80 gündür açıklanan  "reform" falan olmadığına göre, "Türk Tipi Başkanlık Sistemi"nde işlerin çok hızlı yürüdüğü savı da geçersiz sanki !

Ya da tahribat o kadar fazla ki, bu işin içinden nasıl çıkılır diye mi düşünülüyor ! Zaman gösterecektir herhalde.

Lakin, bir vatandaş olarak düşünmeden edemiyoruz...

Bilindiği üzere Türkiye, son yıllardaki ekonomi durağanlığın da etkisi ile ciddi anlamda teknoloji açığı yüksek olan bir ülke konumunda kaldı. Bu durum ise ithalatı/döviz ihtiyacını arttırıp, dövizdeki volatiliteyi/hareketliliği/baskıyı daha da yükseltti. Zaten son yılllarda stratejik /yönetimsel hatalar sonucu, teknolojiye, bilime, eğitime, katma değeri yüksek üretime, ihracata yatırım yerine, beton/rant ekonomisine yapılan yatırım, ekonomik sorunları katlarken, gelir dağılımı adaletsizliğini de yükseltti.

Neticede, tüm bu yanlışlar sonucu, hazinemizi tam takır olup, milyarlarca döviz rezervimiz eritililip, tarihte ilk kez TCMB döviz rezervini negatife düşerken, vatandaşı da evine ekmek götürmekte gani temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanan bir sürece doğru savurdu.

Tabii, böyle zor/kriz dönemlerinde ülkede ekonomik süreçlerin doğru ve verimli yönetebilmesi için liyakat sahibi kadrolar her zamankinden çok önem arz ediyor. Bununla birlikte, tasarruf sorunu olan bizim gibi ülkeler için, orta-uzun vadeli ve istihdam yaratan doğrudan yabancı yatırım ile beraberinde bulunacak düşük maliyetli dış finansman da zorunlu hale geliyor...

Bu da gerçekten bir yönetim becerisidir/başarısıdır. Ki, bunu Ak Parti iktidarları ilk 10 yılında başarmış ve ülkemize yıllık bazda giren doğrudan yatırım tutarı 1-2 milyar USD'den, 20-25 milyar USD seviyelerine çıkmıştı.

Fakat, ne yazık ki, Ak Parti iktidarı, yönetimsel hatalar sebebi ile yatırımcılar nezdinde zedelenen güven ve itibar sorunlarından kaynaklı sıkıntılar yüzünden, son 8-10 yılda ülkemize doğrudan yabancı yatırım çekme ve düşük maliyetli dış finansman bulma konusunda ciddi performans kaybına uğradı.

Ki, bununda bilinen sebebi her şeyden evvel ülkemizdeki özgürlükler, hukuk, adalet, demokrasi, liyakat vb alanlardaki olumsuz gelişmelerdir.

Sonuçta ise bırakın yabancı yatırımcının ülkeye gelmesini, yerli girişimci bile yatırım yapmaktan imtina ettiği için, bankalardaki yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı, 2016-2020 arasında, neredeyse ciddi oranda artarak toplam mevduat içinde döviz mevduatının oranı  yüzde 55'leri geçmiştir. İmkani olan yatırımcılar da paralarını yurt dışına çıkarmakta ya da yurt dışında bırakmaktadır.

Neticede ise tüm bunlarla bağlantılı olarak son 3-5 yıldır Türkiye'de özel sekto¨r yatırımları da durağan ve/ya negatif olunca, yani özel sektörden istihdam yaratacak yeni yatırım olmayınca, işsizlik de gün geçtikçe  artmakta, gençlerin iş bulmak için tek umudu KPSS sınavları olmaktadır.

Bu durum ise "ev kızı-ev hanımı" sıfatı gibi, nerdeyse her hanede birkaç yıl atanamayan-iş bulamayan gençleri ifade eden ve DEVA Partisi Genel Başkanı Sn.Ali Babacan'ın, beni acı acı gülümseten/düşündüren deyimi ile "ev genci" tabirini literatürümüze kazandırmıştır.

 Ancak, geleceğimiz dediğimiz gençlerimiz için bu durum son derece incitici/gurur kırıcı olurken, aynı zamanda  gençlerimiz ülkemizde gelecek arama umudunu yitirmekte ve yüzde 75-80 oranında gelişmiş ülkelere tamamen yerleşme hayali kurmaktadır.

Ki, bu vaziyet malesef ülkemiz açısından asıl beka meselesidir bence...

Dolayısıyla ülkemizde son yıllarda gelinen bu noktayı, sadece ekonomik kavramlarla tariflemek yetmez diye düşünenlerdenim...

Yani demek istiyorum ki; Türkiye, son yılllarda ekonomiyi de aşan, genel olarak ekonomi ile birlikte sosyal-siyasal arenayı da içine alan ciddi bir yapısal tıkanma aşamasına doğru evrilmiştir.

Neden böyle düşünüyorum ?

Çünkü, son yıllarda iktidarın, etrafındaki her alanı kontrol altına alma arzusu, devletin kurumlarını da yıpratıp, kurumların bağımsızlıklarını askıya alırken, özellikle siyasal alan, kişi hak ve hürriyetleri meselesi, iktidar tarafından kontrol edilen medya desteği ile normalde hiç görülmedik bir biçimde daraltılmış durumda !

Diğer bir ifade ile rasyonel ve ortak aklın yerini popülizm /oy kaygısı alınca, kurumsal yapı-ilkeler-kurallar rafa kalkıp, iktidar kendine has bir merkeziyetçilik ile kontrol alanını maksimize etmiş durumda.

Böylece de devlet yönetiminde güçler ayrılığının, güçler birliğine evrilmesi sonucu, adalet meselesi ile ilgili algı kamuoyunda rahatsızlık yaratırken, iktidar blokunun eğitim ve  dış politikada yaşadığı savrulmalar da kamuoyunu daha fazla huzursuz etmeye başlamış durumda.

Bütün bunlara ilave olarak, son zamanlarda 1990'lara geri dönüşü anımsatan, yeraltı dünyasına mensup kişilerin siyasete müdahalesi/tehditleri, politikacılara yönelik hem sözel hem de fiziki uygulama alanı bulan ve kamuoyunu tedirgin edici seviyede olan siyasal şiddet/saldırılar, basın özgürlüğünün ciddi oranda kısıtlanması, basın mensuplarına yapılan saldırılar, doğrusu toplumu gittikçe artan odanda kaygılandırıyor.

Daha da üzücü olan ise,  politikacı ve basın mensuplarına yapılan söz konusu fiziki saldırılara, iktidar blokundan kamuoyunu tatmin edecek derece kınama açıklamalarının yapılmaması !

Evet, bence Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi(CBS)kendi içinde arızalar yarattı. Devlet kurumları yıprandı/güven zedelendi. Ki, yeni yapılan araştırmalara göre, CBS'ni toplumun neredeyse yüzde 60'ı onaylamıyor. Ve CBS'nin Türkiye'de her alanda ciddi sorun ve tıkanıklıklar yarattığını düşünüyor.

Amacım, asla karamsarlık  pompalamak değil. Lakin, bazen öyle bir aşamaya geliniyor ki ; özgürlükler alanındaki kısıtlamalara, şiddete, saldırılara karşı hakim ve savcılar neredeyse sosyal medyadaki tepkilere göre pozisyon alıyor.

Yani, sosyal medya tepki vermez ise savcılardan ses çıkmayacak, hakimler karar almayacak gibi bir kanı oluştu kamuoyunda.

Bu da malesef hukuka/adalete güveni daha çok zedeliyor.

Evet, tüm bu sorunlara/sıkıntılara rağmen 2020 Kasım itibariyle iktidar, özellikle bakan affı sonrası tekrar vites büyütüp, yeni bir hikaye yazmak istiyor. Onun için reform diyor, acı reçeteden bahsediyor.

Fakat, muhalefet ise "bu iş bundan sonra yürümez, arabanın miyadı bitti, vites değişikliği kurtarmaz, uçuruma gider" diyor.

Ve iktidar blokunu erken seçime zorlamaya çalışıyor.

İktidar ise, daha 2.5 yıl varken ve kaybetme riski de söz konusu iken, erken seçime gidip, konfor alanını terk etmek istemiyor gibi.

Şahsi fikrim, aslında Türkiye'nin çözülmeyecek sorunu yok. Ülkemizin potansiyeli de iyi seviyede. Formül de kolay .

Şöyle ki : Doğru kişiler/liyakat +şeffaflık+hesap verebilirlik+ hukukun üstünlüğü +adalet özgürlükler+ demokrasi vb. değerleri önceleyen ve topluma güven veren, inanılacak yeni bir hikaye/çıkış yaratabilmek.

Türkiye, 2003-2012 arası bunu başardı.

Bir kere daha olur mu ? Yine başarılır mı ? Tabi ki olur...

Lakin, ne vakit, kimlerle ve nasıl olur ?  Bunu da bize zaman gösterecek...

Ancak, iktidar bloku yarattığı sorunları kabul edip, sahaya inip, toplum kesimlerinin, yoksulların, işsizlerin sorunlarını çözmek yerine, daha çok ittifak genişletme ve gündem değiştirme çabasında. Bu da sanki seçimin zamanından önce olma ihtimalini gündemde tutuyor.

Lakin, duayen siyasetçi ve aynı zamanda  9.Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel'in tabiri ile "siyasette 24 saat uzundur".

Ama aynı zamanda, Ak Parti ve ittifak ortaklarının özellikle son 2.5 yıllık süreçte ülkede yarattığı ekonomik darboğazı, krizi, tutarsızlığı, at izi ve it izinin karma karışıklığını ve hele de vatandaşa yüklediği bu ağır faturayı, hiç bir partinin cesaretle benimseyip, savunup, Cumhur ittifakına eklemleneceğini ve siyasi bir gelecek elde edeceğini doğrusu düşünmüyorum.

Velhâsılıkelam, 2021 yılına devr olan sorunlara baktığımızda, sıkıntılı ve derin bir atmosfer çıkıyor karşımıza...

Fakat, her şeye rağmen umutvar olmak önemli !

Ancak, tekrar hayal kırıklığı yaşamamak için gerçeklerin farkında olmak da bir o kadar önemli bence...

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Ekonomik Kurtuluş Savaşı mı ? Yoksa Geçim Savaşı mı ? Bakan Pakdemirli Konuşuyor Çiftçi Geriliyor ! Türkiye Dünya Ekonomi Liginden Düştü Fahiş Fiyatların Nedeni Kötü Yönetimdir Cumhurbaşkanı Adayı Kim Olmalı ? İktidardan çiftçimize yine öldürücü bir darbe ..! Turizmi Teşvik Kanunu Tek Adam Rejimine Uyarlandı! Vatandaşa yine mi IBAN numarası! Türkiye Ekonomide Tıkandı! İktidar sahaya inip vatandaşa derdini soramıyor Türkiye’nin Beka Sorunu Var! Denmişti Değil mi? Biz Kadınlar Üzgünüz Sn. Cumhurbaşkanı'mıza Kırgınız! Nerede Ak Parti'nin O Eski Reform Paketleri ! 8 Mart'ın Ardından ! Bu Plan İktidarı da Bağlayacak mı? İktidar İçin 50+1 Ayak Bağı Oldu ! Ay sonunu getirmek mi? Aya gitmek mi? "Gara Operasyonu"nun Ardından ! Yine mi Kadınlar ! Boğaziçi Üniversitesi ve Yeni Anayasa Taahhüdü! Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar - 6 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar -5 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 4 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 3 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 2 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 1 Dış Politika ve Diplomasi Sanatı Mesele Katar sevdası ve/ya nefreti mi ? Yoksa şeffaflık ve güven mi ? Tek kanatla kuş uçmaz ! Şeffaflık ve güven aynı zamanda itibardır İktidar faiz lobisi ile barıştı ! İktidar rota mı değiştiriyor? Ekonomide asıl sorun neydi? TC Merkez Bankası Başkanları ne yapsa iktidara yaranamıyor! Ne Biden’cıyım ne de Trump’cı! Benim tarafım güçlü Türkiye Faiz ve döviz baskıya baş eğmez... Döviz son iki yılda yüzde 75’in üzerinde arttı En Çok Kazandıran Yatırım Araçları... Bankalar Kredi Musluklarını Kısabilir... Ekonominin Yol Haritası TC MERKEZ BANKASI FAİZ SINAVI Gençlik S.O.S Veriyor... Ekonomide tek haneli daralma... Kayseri Süper Ligde Buna da şükür sevindik... Nedir Bu İstanbul Sözleşmesi ? Ne Olacak Bu Dövizin Hali ? Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 5 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 4 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 3 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 2 Kim Bu Z Kuşağı?
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır