menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 4

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
19 Ocak 2021, Salı

Kıymetli okurlarım, daha önce bu köşemde yayımlanan birçok yazımda da ifade ettiğim üzere, Temmuz 2018 sonrası Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi(CBS)'ne geçiş ile birlikte, sistem değişikliği için yapılan referandumun, propoganda sürecinde millete taahhüt edilenin aksine, devlet yönetiminde kural ve kurumlar malesef ciddi oranda hem zayıfladı, hem de bağımsızlıkları ve tarafsızlıkları konusunda kamuoyu nezdinde güven zedelendi...

Bu kurumların başında tahmin edileceği üzere TC Merkez Bankası gelmektedir. Ki, son 1,5 -2 yıllık dönemde neredeyse 130 milyar USD rezerv, devlet yönetiminde liyakat sahibi olmayan kadrolar tarafından hatalı yönetim sonucu eritilerek, tarihinde ilk kez eksi rezerve düşmüş Merkez Bankası ünvanı aldı...

Tabii, iktidar cenahında şeffaflık konusunda yaşanan sorunlar nedeni ile yılların birikimi olan bu kadar büyük döviz rezervinin; kimlere, hangi fiyattan, nasıl satıldığı piyasa/kamuoyu tarafından merak konusu olmakla birlikte, cevap beklemek nafile...

Eğer iktidar bloku/mensupları, sözde kalan değil de özde yani uygulama alanı bulacak reform paketinden bahsediyorsa, KHK’larla bağımsızlığı resmen kaldırılan Merkez Bankası’nın, Sn.Durmuş Yılmaz, Doç.Dr.Sn.Erdem Başçı dönemlerinde olduğu gibi kararlarını siyasilerin talimatları/dayatmaları ile değil, piyasanın/ ekonominin gereklerine göre bağımsız olarak alan, güven duyulan bir kurum olması gerekir tekrar ...

Ki, iktidar bloku isterse, yeni bir KHK ile başta Merkez Bankası olmak üzere, devletin önemli kurumlarını bir gecede bağımsızlaştırılabilir.

Fakat, iktidarın iç ve dış kamuoyuna, özellikle sermaye sahiplerine/yatırımcılara mesaj mahiyetindeki söylemlerinde bazı 'U'dönüşleri olsa da, icraatta böyle keskin değişiklikler yapacağını düşünmek pek inandırıcı gelmiyor bana...

Çünkü, mevcut sistem devlette kurumları zayıflatıp, yetkileri tek elde tutmaya endekslenmiş olup, denge-denetleme sistemleri, erkler ayrılığı devre dışıdır. Ve “emir demiri keser !" tarzı yönetim malesef prim yapar olmuştur...

Ki, böyle hesap vermeyen, denetlenmeyen bir yönetim konforunu, her ne kadar sürdürülebilir ve de vatandaş/ülke hayrına olmasa da, iktidar açısından bıçak kemiğe dayanmadığı sürece bırakmak istemezler diye düşünüyorum...

Oysaki, bu modern çağda ve küresel dünyada, devletimizin güçlü olması, yüklendiği sofistike görevleri layıkıyla yerine getirebilmesi, kamuda yönetimin etkin ve verimli olması, vatandaşımızın refahı için mutlaka bilgi, donanım ve kurumsal hafızaya sahip, kurallar ile yönetilen, bağımsız, tarafsız  kamu kurumlarına olan ihtiyaç her gecen gün artmaktadır...

Hatırlarsınız, devlet de kısaca , "kurumlar ve kurallar bütünü" olarak tarif edilir.

İşte devletteki bu kurumlar ve kurallar bütünlüğü son yıllarda bozulunca, mesela; bağımsız olması gereken TC Merkez Bankası, belediyeye bağlı bir kuruluş, valilikte bir birim gibi talimatla yönetilmeye başlanınca, olanlar oldu...

Ve  ne yazık ki, kabak vatandaşın kafasında patlayarak, 130 milyar USD rezerv erimesinin ve 50 milyar USD eksi döviz rezervinin yükü, maliyeti, nüfusun yüzde 5'ini çıkardığımızda, geri kalan yüzde 95'ni oluşturan orta, düşük gelir gruplarına, asgari ücretlisine, emeklisine, yoksulluk ve açlık sınırındaki vatandaşımızın sırtına bindi...

Böylece de, yıllardır faiz karşıtlığı ile kitlelere propoganda yapan iktidar, ne acıdır ki, seneler sonra yeniden, hem de kendi iktidar dönemi devam ederken, gezegende en yüksek faizi ödeyen devlet ünvanı kazandırdı TC Devletine...

Diğer bir ifade ile 2021 bütçesinde toplanması planlanan her 100 TL'lik  vergi gelirinin yaklaşık 20 TL'si, vatandaşın refahına, eğitimine değil de yönetim zaafiyeti sonucu ne yazık ki faiz ödemesine gidecek diyebiliriz.

Ki, günümüz ekonimisinde ülkelerin yüksek faiz sorununun, özellikle demokrasi ve hukuk eksikliğinin ve özgürlüklerin sıkıntılı olmasından kaynaklı olduğu bilinir.

Örnek mi ?  Siyasi istikrar ve güven sorunu yaşayan ve sonuç olarak da ekonomik kriz ve darboğazdan çıkamayan Arjantin ve Venezuela’dan sonra, dünyanın en yüksek faizini ödeyen ülke konumunda Türkiye...

Ne acı değil mi ?

Bundan 10 yıl önce, kişi başı milli gelir 12 bin USD seviyelerinde olup, dünya ekonomi sisteminde neredeyse orta gelir düzeyine ulaşmış bir ülke konumunda idik.

Hatta o yıllarda, Sn.Ali Babacan ve kurmayları tarafından sürekli demokrasi, hukukun üstünlüğü, özgürlükler alanında Türkiye'nin ilave yapısal reformlara ihtiyacı olduğu, gelinen noktada "orta gelir tuzağı" ile karşı karşıya kalabileceği, orta uzun vadede sürdürülebilir büyümede başarı yakalanmasında inşaat odaklı büyümenin sıkıntı yaratacağı, onun için sanayide yüksek teknolojiye geçilmesi ve katma değeri yüksek üretim ve ihracatın daha fazla teşvik edilmesi, devlet yönetiminde şeffaflık, öngörülebilirlik ilkelerinden taviz verilmemesi, gelir dağılımı adaleti için daha nelerin yapılması gerektiğinin altı sürekli çiziliyordu...Yani olası "orta gelir tuzağı" nın nasıl aşılacağını tartışan bir Türkiye vardı...

Mevcut durumda ise dünyanın en yüksek faizini ödeyen, yabancı yatırımcılar için çok önem arz eden ülke risk primi birkaç ay öncesi yani, Hazine ve Ekonomi Eski Bakanı Sn. Berat Albayrak döneminde neredeyse 3.dünya ülkelerini bile sollayarak 550 puanlara çıkan, neyseki bakan değişikliği ile 330 puanlara inmesine rağmen, halen OECD ülkeleri içerisinde Arjantin’den sonra en yüksek risk primine sahip ülkeyiz...

Ki, bilindiği üzere, ülke risk primi 300 puan üzeri olduğunda, söz konusu ülke, yatırım açısından çok riskli statüde kabul edilir.

Ve yatırımcılar, orta uzun vadeli, yani genelde yatırım yapılan ülkede istihdama katkı sağlayan ve "kazan-kazan" prensibini karşılayan doğrudan yatırım için bu ülkeleri tercih etmezler.

Sadece kısa vadede "vur-kaç" yöntemi ile para kazanma yeri olarak görülür bu ülkeler.

Üzülerek bir kez daha  ifade ediyorum, ülkemiz bu statüde...

Diğer üzücü, bir gerçeklik ise ;

Bu günlerde Libor yaklaşık yüzde 0,5'tir.

Tu¨rkiye, Kasım 2020'de yurtdışında USD cinsinden yüzde 5.95 gibi uluslararası arenada "tefeci faizi" olarak görülen bir oranla borçlandı..

Yine başka acı bir gerçeklik ise, birçok Avrupa ülkesi eksi faiz ile uzun vadeli borçlanırken, TC Devleti'nin ihraç ettiği tahvillere ödediği faiz oranı dünyada rekor kırıyor.

Bu durum ülkemize reva mı ? Kader mi ?

Bugün bambaşka innovatif şeyler konuşmak varken, ülke olarak 10 yıl öncesinden aştığımız bu girdaba tekrar neden girdik ?

Sözde "reform" söylemleri acaba eyleme geçirilebilecek mi ?

Halkın yüzde 95'i için can yakıcı olan bu ekonomik krizi/darboğazı tekrar nasıl aşacağız ?

Gündem oluşturması ve cevap aranması gereken asıl sorular

bence bunlar...

Çünkü, bu sorular halkın gerçek gündemi...

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Ekonomik Kurtuluş Savaşı mı ? Yoksa Geçim Savaşı mı ? Bakan Pakdemirli Konuşuyor Çiftçi Geriliyor ! Türkiye Dünya Ekonomi Liginden Düştü Fahiş Fiyatların Nedeni Kötü Yönetimdir Cumhurbaşkanı Adayı Kim Olmalı ? İktidardan çiftçimize yine öldürücü bir darbe ..! Turizmi Teşvik Kanunu Tek Adam Rejimine Uyarlandı! Vatandaşa yine mi IBAN numarası! Türkiye Ekonomide Tıkandı! İktidar sahaya inip vatandaşa derdini soramıyor Türkiye’nin Beka Sorunu Var! Denmişti Değil mi? Biz Kadınlar Üzgünüz Sn. Cumhurbaşkanı'mıza Kırgınız! Nerede Ak Parti'nin O Eski Reform Paketleri ! 8 Mart'ın Ardından ! Bu Plan İktidarı da Bağlayacak mı? İktidar İçin 50+1 Ayak Bağı Oldu ! Ay sonunu getirmek mi? Aya gitmek mi? "Gara Operasyonu"nun Ardından ! Yine mi Kadınlar ! Boğaziçi Üniversitesi ve Yeni Anayasa Taahhüdü! Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar - 6 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar -5 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 4 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 3 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 2 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 1 Dış Politika ve Diplomasi Sanatı Mesele Katar sevdası ve/ya nefreti mi ? Yoksa şeffaflık ve güven mi ? Tek kanatla kuş uçmaz ! Şeffaflık ve güven aynı zamanda itibardır İktidar faiz lobisi ile barıştı ! İktidar rota mı değiştiriyor? Ekonomide asıl sorun neydi? TC Merkez Bankası Başkanları ne yapsa iktidara yaranamıyor! Ne Biden’cıyım ne de Trump’cı! Benim tarafım güçlü Türkiye Faiz ve döviz baskıya baş eğmez... Döviz son iki yılda yüzde 75’in üzerinde arttı En Çok Kazandıran Yatırım Araçları... Bankalar Kredi Musluklarını Kısabilir... Ekonominin Yol Haritası TC MERKEZ BANKASI FAİZ SINAVI Gençlik S.O.S Veriyor... Ekonomide tek haneli daralma... Kayseri Süper Ligde Buna da şükür sevindik... Nedir Bu İstanbul Sözleşmesi ? Ne Olacak Bu Dövizin Hali ? Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 5 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 4 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 3 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 2 Kim Bu Z Kuşağı?
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır