menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Ne Olacak Bu Dövizin Hali ?

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
15 Ağustos 2020, Cumartesi

Banka yöneticiliği yaptığım dönem ve sonrasında da  mesleki deneyimle bağlantılı olsa gerek, çok karşılaştığım sorulardan biri

bu yazı başlığı.

Bir de insanımız tarafından diğer yatırım araçları olan başta altın, mevduat faizi ve getirisi olan diğer yatırım enstrümanları ile kredi faizlerinin ne olacağı da doğal olarak hep merak edilir.

Meraklıları kim bu yazı başlığı sorunun ? 
 
Ağırlıklı olarak, iş insanları.
Fakat beklemediğiniz insan profillerinden de gelir bu tür sorular.
Merak işte, deyip geçemeyiz. "Ne alakası var dövizin sizinle" diyemeyiz onlara .

Çünkü; Bu vatandaşlarımız dövizdeki volatilitenin yani hareketliliğin, ani zıplamaların başka bir ifade ile  "devalüasyon"un aslında kendi gündelik hayatında nelere mal olduğunu iyi biliyor.

İnsanlar, dövizdeki yükseliş sonucu kendi parasının değerinin düşmesi ile geçiminin zorlaşacağını artık iliklerine kadar hissediyor.

Demek istiyorum ki; İş dünyası dışında da olsa bu  insanlar, sadece hediye edeceği bir çeyrek altın ya da yastık altına koyacağı bir miktar döviz için sormuyor bu soruları.

Ülke olarak, aslında her şeyimizin dövize endeksli ve döviz ihtiyacımızın yüksek, üretim girdilerinde genelde ithalata bağımlı olduğumuzu, devletin bazı ihalelerinin, taahhütlerinin dahi  ve dış borcunun tamamının, hatta iç borcunun da belli oranda döviz cinsinden olduğunu biliyor vatandaşlar.

Hal böyle olunca da dövizdeki hareketliliğin; kirasından, yiyeceğine, giyeceğine, ilacından, ameliyatina, eğitim giderine, varsa arabası yakıtına, yoksa biletine, ısınacağı doğalgazına, kömürüne, elektiriğine, suyuna ve daha nice zaruri,  ihtiyaçlarının fiyatlarının yükseleceğini, yani diğer bir ifade ile "enflasyon" canavarının yaşamını nasıl daha çok zora sokacağını, kısaca faturanın kendisine kesileceğini biliyor. Bilmekle kalmıyor, yaşıyor zaten.

Aynı zamanda devletine ödeyeceği vergilerinin artacağının farkında.

Diğer taraftan, ülke olarak malesef ki ; tasarruf  yapabilen ve tasarrufunu  yatırıma dönüştürebilen güçlü bir ekonomik yapıya sahip olmadığımız için, mutlaka dışardan gelecek yatırımcıya ve de dövize,  yaşamak için havaya ve suya ihtiyaç duyduğumuz kadar
ihtiyacımız var.

Hele de son yıllarda üretim ekonomisinden  uzaklaşılması hasebi ve ironik bir şekilde "beton ekonimisi" olarak adlandırılan yapının öne çıkması, aynı zamanda tüketimi körükleyen ama buna karşın sorunların kökenine inip, yapısal çözümler yaratmak  yerine,  pansuman tedbirlerle ve günü kurtarma, geçiştirme hataları, ekonomimizi daha çok kırılganlaştırmaktadır.

Tabii bununla bağlantılı olarak, uluslararası arenada ülke risk pirimi denen ve kısaca "CDS" olarak idafe edilen, bizim yurt dışından borçlanma maliyetimiz çok yükselmektedir.

Hatta, üzülerek ifade etmeliyim ki; Ülke olarak,  dünyada yurt dışından en pahalı kredi  kullanan ilk 2-3 ülkeden biri konumundayız.

Ki; sonuçda da  zaten vatandaştan toplanan  ve devletin en büyük gelir kaynağı olan vergi gelirlerinin önemli bir kısmı, iç-dış borç faiz ödemelerine mahsup edilmektedir.

Nitekim, siyasi polemiklerin gölgesinde gündemde kendine yer bulamasa da Türkiye, dünyada yapılan global ekonomi maraton koşusunda, Covid-19 öncesinde de  birçok ülke ile arasındaki mesafeyi olumsuz anlamda epey açmış idi.

Sonuçda, başta işsizlik, enflasyon-faiz yüksekliği, parasının değerinin düşüklüğü vb  ekonomik verilerde rekabet edilmek istenen ülkelerden negatif bir ayrışma olmuş ve sonuçta "2023 Türkiye Vizyonu" olarak Ak Parti tarafından ortaya konan hedeflerden de uzaklaşmıştır.


Peki, kulvarında olmak istediğimiz ülkelerle mesafeyi kapatmak ve negatif ayrışmayı ortadan kaldırmak için ne yapmak lazım?

Önce kendi içimizdeki kavgayı minimize etmek gerekir.
 
Bilinçli  ya da bilinçsiz,  muhalefet ya da iktidar tarafından gündemde tutulan, tüm sunni tartışma konulardan sıyrılıp, "seçim" muhabbetini de bir tarafa bırakıp,  Covid-19 salgını süreci sonrasında daha da sıkıntılı olacağa benzeyen ve halkın da gerçek gündemi olan "geçim"konusuna gelinmesi lazım.

Sonra, ekonominin dinamikleri  ve neden sonuç bağlantıları konusunda, küresel ekonominin bir aktörü ülke olarak, bilim ve tecrübe dışı uygulamalara yönelmemek önemli.
 
Ekonominin selameti için bağımsız olması gereken, başta "Merkez Bankası"olmak üzere kurumlara müdahale etmemek ehemmiyet arz eder.

Ekonomide iç ve dış yatırımcının özellikle orta ve uzun vadede güven erezyonu yaşamaması için eylem, söylem birliği ve tutarlı bir milli duruş zorunlu. Çünkü para/sermaye, güven ve istikrar sever. Kimse para kazandığı müşterisini batırmak ve  kendi parası da batsın istemez.
 
Yarın borç istemek, erteletmek  ya da para takas etmek (swap) için çalacağımız kapıları, arayacağımız/ gideceğimiz  ekonomik aktörleri, kurum ve kuruluşları, oy kaygısı ve taban konsolidasyonu için iç siyaset malzemesi yapıp, şer odakları, faiz lobileri, dış güçler vb sıfatlar verip, siyasi polemiklere, duysusal tavır ve davranışlara konu etmemek gerekir. 
 
Ki; bu tarz konular memleket meselesidir ve siyaset üstüdür. Ve sadece bizi kapsamaz, evlat ve torunlarımıza kadar gider.
 
Kıt olan kaynaklarımızın etkin ve verimli kullanılabilmesi için eğitim ve sanayi başta olmak üzere,  ülke çapında tüm sektörler için envanter çalışmaları yeni dünya düzenine göre revize edilip/yapılıp, ona göre eylem planları ve projeler geliştirilip, uygulamaya alınması zaruridir.
 
Ülke olarak, 21.yy da zorunlu olan değişim ve dönüşümü, maliyeti ne olursa olsun başarmamız lazım.
 
En büyük değer olan insan kaynağımızı liyakat, ehliyet esaslı ve etkin, verimli kullanmak elzemdir...Vs.vs. daha da uzatabilirim.
 
Bütün bunları yapmasak ne olacak ? 
 
Olacağı  belli. 
 
YIllar yılı "ne olacak bu dövizin hali" sorusu hep sorulur. 
 
Mehter takımı gibi 2 ileri 1 geri, bazen de 2-3 geri gider dururuz. 
 
Tabii ne zamana kadar o da ayrı mesele. 
 
Fakat, TC Devleti, vatandaşları olarak bizler, evlatlarımız, torunlarımız daha önceleri olduğu gibi, gurur duyulacak nice başarılar ve güzel yaşamlar hak ediyor. 
 
Bunu başarmak için ihtiyaç duyduğumuz akıl, güç, çalışkanlık, azim genlerimizde zaten mevcut. 
 
Yeter ki, eski yönetim alışkanlıklarımızı, geçmişe özlem hayallerimizi, hırslarımızı, öfkelerimizi, rövanş alma arzularımızı terkedip/resetleyip bugüne, geleceğe odaklanabilelim.
 

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır