menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Gençlik S.O.S Veriyor...

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
21 Eylül 2020, Pazartesi
Yerküreyi Covid-19 salgını kasıp kavurmaya devam ediyor. 
Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde ve pek tabii Kayseri’mizde de pandemi, ne yazık ki yeni pik noktalarına doğru olanca hızı ile
yol alıyor.
Bu konuda “Covid-19  Pençesinde Dünya Ekosistemi  ve Türkiye” başlıklı beş bölümden oluşan yazı dizim ve “Kayseri Süper Ligde” başlıklı, Kayseri’nin pandemi ile sınavı ve mücadeledeki sorunlarını/çıkmazlarını ele aldığım yazılarım mevcut.
Merak edenler göz atabilirler.
Sağlık sonrası ülke olarak en önemli sorunumuz tabi ki;  taa pandemi öncesinden gelen ve pandemi ile birleşince daha da can yakan artan işsizlik, pahalılık, yoksulluk, iktidar tarafından milyarlarca dolar rezerv eritilmesine rağmen, bir türlü dizginlenemeyen dövizdeki yukarı doğru volatilite/hareketlilik başta olmak üzere, halkın cebine direkt olarak dokunan, ekonomideki ciddi problemler.
Evet, genelde bu konularda yazıyorum, yazılacak çok de şey var.
Lakin, bugün kısa vade dediğimiz süreçte hissedilmese  bile, her zaman olduğu gibi orta/uzun vadede ülkemiz için kritik öneme sahip olan ve “geleceğimiz” dediğimiz gençlerle ilgili çarpıcı sonuçlar içeren araştırma sonuçlarını ele almak istedim.
Hatta bu araştırma sonuçlarını, ülkemiz için asıl “beka” sorunu olarak konumlandırsak yeridir... 
Çünkü, son zamanlarda yapılan araştırma sonuçlarına göre ülkemizde gençlik adeta S.O.S veriyor...
Dolayısıyla, başta siyasiler, aileler ve eğitimciler olmak üzere, tüm muhatapların/ karar vericilerin, bu ve/ya benzeri araştırma sonuçlarını mutlaka kaale almaları ve ona göre politika/çözüm üretmeleri artık ülkemiz için sadece gerekli değil, elzem/zorunlu hale geldi.
Hatırlanacağı üzere, Yeditepe Üniversitesi ve  MAK Danışmanlık işbirliği ile 13 Temmuz-20 Ağustos 2020 Tarihleri arasında  gerçekleştirilen ve 18-29 yaş grubu gençleri kapsayan, 
“Gençlik Araştırması” nın sonuçları içinde bulunduğumuz ayın ilk haftasında kamuoyu ile paylaşıldı.
Oldukça kapsamlı olan ve ülkemizin geleceğini de yakından ilgilendiren gençlerle ilgili çarpıcı sonuçlar ihtiva eden söz konusunu saha araştırmasında;
Gençlerin gelecek ile ilgili düşünceleri, kaygıları, alışkanlıkları, din, siyaset, aile, arkadaş, toplum ile ilişkileri mercek altına alındı.
Bunların yanı sıra, gençlerin en çok vakit geçirdikleri ve aynı zamanda sosyalleşme ortamları olan dijital /sanal alem/ internet kullanım alışkanlıkları da sorgulandı.
Araştırmanın saha çalışmasını yürüten MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat, yapılan çalışmanın sadece bugünü anlama noktasında değil, geleceğe ışık tutma konusunda da oldukça çarpıcı veriler ortaya koyduğunu vurguladı.
Öncelikle, söz konusu saha araştırmasının sonuçlarını kendi içinde tutarlı bulduğumu ifade etmek isterim.
Zira; hem genç kız annesi ve gençlerle diyaloğu iyi seviyede olan, hem de uzun süre yöneticilik, danışmanlık, eğitmenlik yapmış biri olarak bu ve benzeri araştırma sonuçları, benim de ara ara spontan yaptığım gözlem ve tespitlerimi teyit ediyor.
Mutlaka birçoğunuzun da başta en yakınınızdakiler olmak üzere, gençlerle ilgili  benzer gözlem ve tespitleri vardır.
Gelelim araştırma sonuçlarına;
A) 18-29 yaş arası gençlerimizin yüzde 76’2 si daha iyi bir gelecek için yurt dışında yaşamak istiyor.
“Eğitim veya iş amaçlı bir başka ülkede geçici süreli yaşama fırsatı tanınsa yurt dışına gitmek ister misiniz?” sorusuna gençlerin yüzde 76.2’si ‘evet kesinlikle giderim’ cevabını verdi.
Daha da vahimi ise ; “Kalıcı olarak bir başka ülkenin vatandaşlığı verildiğinde ‘evet ülkemi terk eder giderim’ diyenlerin oranı yüzde 64 olurken, sadece yüzde 14’ü aynı şartlar sağlanırsa ‘ülkemde kalırım’ cevabını verdi.
B)  “Neden başka bir ülkede yaşamak istiyorsunuz ?”  sorusuna ise gençlerin yüzde 59’u “Daha iyi bir gelecek için” cevabını verirken, yüzde 14.6’sı “Daha huzurlu hayat” yüzde 6’sı “Adalet/eşitlik” ve yüzde 20.4’ü ise “diğer nedenler “ cevabını verdi.
“Hangi ülkede yaşamak istersiniz?” sorusuna yüzde 43 ile Avrupa ülkeleri başı çekerken, yüzde 39.8 ile ABD/Kanada yüzde 14.8 ile de İskandinav ülkeleri takip ediyor.
Gençler, Türkiye’den daha az gelişmiş bir ülkeye gitmek istemiyor.
C)  “Bu ülkeyi yönetiyor olsanız öncelikle çözeceğiniz sorun ne olurdu?” sorusuna gençlerin 46.7’si gibi büyük bir oran “işsizlik/istihdam sorunu” cevabını verirken, yüzde 8.8 “hayat pahalılığı” yüzde 7.6’sı ise “adalet” cevabını verdi.
Yine, araştırma kapsamında sorulan, 
“Sizce Türkiye’de işe girebilmek için liyakat mı daha etkili, yoksa torpil mi?” sorusuna  “geleceğimiz” dediğimiz ülke gençliğinin yüzde 77.6’sı, torpilin liyakatten daha etkili olduğu yönünde cevap verdi.
Yani; Gençlerimizin yüzde 78’e yakını , “yeteneğimiz/ liyakatımız/becerimiz olacağına, torpilimiz olsaydı çok daha kolay ve daha iyi  iş bulurduk” demek istiyor. 
D) Araştırma,  apolitik olarak bilinen/algılanan veya varsayılanın aksine, gençlerimizin yüzde 74’ünün siyasetle ilgili olduğunu 
ortaya koydu.
Siyasetle ilgisi sorulan gençlerin sadece yüzde 19’u ilgisiz olduğunu belirtirken, yüzde 60.6’sı ara sıra cevabını verirken, yüzde 14.1’i ise her zaman siyasetle ilgili olduğunu ifade ediyor.
Söz konusu saha araştırmasında hem iktidar, hem de muhalefetteki siyasiler için vahim olan diğer bir sonuç ise şöyle:
E)  “Türkiye’deki siyasi partilerden herhangi birinin gençlerin sorunlarını çözme konusunda yeterli politikalar üretebildiğini düşünüyor musunuz?”  sorusuna gençlerin yüzde 77.9’u “Hayır, hiçbir parti yeterli politika üretmiyor, sadece üretiyormuş gibi görünüyor” cevabını verdi.
Yani, gençlerin neredeyse yüzde 80’i mevcut siyasilerin kendi sorun ve beklentilerine çözüm bulacağına güvenmiyor...
Bu sonuçlar malesef ki ; gençlerin iş bulma konusunda “liyakatın/ becerinin/eğitimin değil de, kayırma/nepotizm/torpil/ bizden olanlar iş bulur” şeklindeki düşüncesi ve “fırsat bulursam yurt dışına giderim, hatta oranın vatandaşı olurum” isteğini yansıtan sonuçlarla da birebir örtüşüyor. 
Ki; bu sonuçlar, ülkemiz için hayli kaygı verici ve üzücü.
Yine bu yıl Mayıs ayında sonuçları açıklanan SODEV’in yaptığı  benzer araştırmada da gençlerin yüzde 62.5’i imkan bulsa yurtdışına yerleşip, orada yaşamak istediğini belirtmişti.
Hatta, SODEV’in söz konusu araştırmasında, kendini “dindar” olarak tanımlayan gençler, 10 bin dolara Suudi Arabistan’da değil, 5 bin dolara İsviçre’de çalışmayı tercih edeceğini ifade etmişti.
Demek ki; mesele sadece para değil. 
Araştırma sonuçlarına göre, gençler için hem özgürlük, hem de adalet/hukuk ve liyakat çok önemli...
Dünyada bu durumu teyit eden diğer bir gerçeklik ise ;
Göçmenlerin/mültecilerin, petrol ve doğalgaz zengini Rusya’yı, Afrika ve/ya Ortadoğu ülkelerini değil de Batı ülkerini tercih etmelerinde de özgürlük, adalet/hukuk, liyakat gibi  günümüz dünyasında ekonomik değer atfedilen bu etkenler söz konusudur. 
F) MAK Danışmanlık tarafından yapılan araştırma sonucuna göre, her iki gençten biri mutlu olmadığını ifade ediyor.
“Hayatınızı bir bütün olarak düşündüğünüzde ne kadar mutlu ya da mutsuz olduğunuzu söyler misiniz?” şeklindeki  soruya, gençlerin yalnızca yüzde 18.2’si “Mutluyum” cevabını verirken, yüzde 7.8’i ise ‘çok mutluyum’ cevabını verdi. Yüzde 23’ü “Hiç mutlu değilim”, yüzde 27.5’i ise “Mutlu değilim” cevabını verdi.
Gençlerin yüzde 26.2’si mutlu olmak için öncelikle paraya sahip olunması gerektiğini belirtirken, yüzde 16.6’sı statü/kariyer cevabını verdi. 
Gençlerin sadece yüzde 12.4’ü mutluluk için maneviyat ve yüzde 11.3’ünün ise aile yanıtını vermesi dikkat çekici.
Tabii ki; her şey para değil… 
Gençler, hem özgürlük, hem hukuk, hem de liyakatin ön plana alınmasını istiyor.
G)  Aynı araştırmada gençlerin yüzde 82’lik kısmı bir dini inanca sahip olduğunu söylerken, yüzde 7.7’si ise hiçbir dine mensup olmadığını ifade ediyor.
“Sahip olduğunuz dini inancınız, davranış ve tutumlarınızı etkiliyor mu?” şeklindeki soruya ise,  gençlerin yüzde 69.5’i “Bazen/ara sıra” cevabını verirken, yüzde 1.4’ü ise “Her zaman” yanıtı verdi.
Sahip olduğu dini inancın davranış ve tutumları üzerinde etkili olmadığını belirten gençlerin oranı ise yüzde 15...  
Arkadaş tercihinde din ya da mezhebin etkili olup olmadığı ile ilgili soruya gençlerin yüzde 88.7’si “Hayır, arkadaş tercihimde bunlar asla önemli değil”cevabını verirken, tercihlerinde etkili olduğunu söyleyenlerin oranı ise sadece yüzde 5.2 oldu.
Araştırmada, ahiretin varlığına ve yapılan her şeyden hesaba çekileceğine inanan gençlerin oranı yüzde 72.2 olarak karşımıza çıkarken, yüzde 11.7’lik bir kısım ise ahiretin varlığına inanmadığını ifade ediyor...
“Namaz kılıyor musunuz?” sorusuna gençlerin yüzde 39’u “Haftada bir kere Cuma Namazı” cevabını verirken, yüzde 26.7’si ise “Bayram Namazı veya başka çok özel günlerde yılda birkaç kere” cevabını verdi.
“Hayır, hiç namaz kılmıyorum” cevabını verenlerin oranı yüzde 17,8 olurken, 5 Vakit namaz kılıyorum’ diyenlerin oranı ise yüzde 14 oldu...
I)  Yine aynı araştırmada ,”Size göre gençler arasında sigara, alkol ve uyuşturucu vb. alışkanlıkların artmasında en önemli etkenler nelerdir?” şeklindeki soruya, araştırmaya katılan gençlerin yüzde 62.3’ü “arkadaş ortamı”cevabını verirken, yüzde 13.9’u “merak” yüzde 10.4’ü ise “aile ortamı”şekinde cevap verdi...
İ) Araştırmada ortaya çıkan diğer önemli bir sonuç ise ; Gençlerin yüzde 90’nına yakını, büyüklerin kendilerini anlamadığını düşünürken, sadece yüzde 9.4’ü yetişkinlerin kendilerini anladığını ifade ediyor...
Bu sonuç, insanların hele de gençler için su ve hava kadar önemli olan “anlaşılmak” ihtiyacının/arzusunun karşılanmaması, gençleri umutsuzluğa ve güvensizliğe sürüklüyor.
Ki; bu durum zaten araştırma sonuçlarında da teyit ediliyor...
 K)  Araştırmaya göre gençler yüzde 34 ile en çok instagram kullanıyor. Instagramı yüzde 30 ile Twitter, yüzde 15 ile Facebook takip ediyor.
Gençlerin yüzde 58.6’sı haberi sosyal medyadan takip ederken, bunu yüzde 21 ile TV kanalları, yüzde 15 ile basılı gazeteler takip ediyor.
(Başta siyasiler olmak üzere, gençlere ulaşmak, iletişim/etkileşim kurmak isteyenlere duyurulur).
L)Söz konusu araştırmanın en çarpıcı sonuçlardan birisi de, gençlerin %86’sının borçlu olması...
“Şu an itibariyle borcunuz var mı?” sorusuna, gençlerin yüzde 86’sı “Evet, var” cevabı verdi. 5 bin ile 10 bin TL arası borçlu olanların oranı yüzde 27 ile ilk sırada yer aldı.
İşsizliğin yüksek oranlarda olduğu ve genelde ortalama 2 yıldan önce iş bulma imkanları olmayan diplomalı bu gençler açısından, borçluluk durumu, motivasyon kırıcı ayrı bir handikap tabii...
Daha önce de ifade ettiğim üzere, 19 Mayıs 2020’de yayımlanan “Sosyal Demokrasi Vakfi(SODEV)”nın Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin katkılarıyla hazırladığı, 
“Türkiye’nin Gençliği Araştırması Raporu”nda da benzer sonuçlar var.
SODEV’in  “Gençler Özgürlük, Adalet ve Liyakat İstiyor!” şeklinde özetlenen araştırmasında ; 
Gençlerin istihdam ve eğitim kurumları ile ilişkisi, en önemli gördükleri konular, yurt dışında yaşama eğilimleri ve seçimleri, iş bulma ve eğitime ilişkin algıları ölçüldü.
Bu araştırmaya göre de gençlerin yüzde 70,3’ü “Türkiye’de arkası sağlam bir kişinin, yetenekli bir gencin önüne geçebileceğini” düşünüyor... 
SODEV araştırmasına katılan gençlerin yüzde 40,8’i Türkiye’de üniversitelerin iş bulmak için yeterli donanım sağlamadığını düşünüyor... 
Bu  genel orana, partilere oy verme davranışlarına göre bakıldığında ise ; HDP seçmeni gençlerde yüzde 73, İyi Parti’li seçmen gençlerde yüzde 56, CHP’li seçmen gençlerde yüzde 49.5 ve MHP’li seçmen gençlerde de yüzde 48.5 oldu...
Ak Partiye oy verdiğini ifade  eden gençlerde ise bu oran daha düşük.
SODEV’in araştırması, aynı zamanda gençlerin sosyal medyada düşüncelerini ortaya koyma özgürlükleri ile ilgili önemli bir ayrışmaya da  işaret ediyor... 
Buna göre ; Türkiye genelinde gençlerin %25’i sosyal medyada kendilerini özgürce ifade edemediklerini düşünüyor...
Bu oran, özellikle ,CHP’li, HDP’li ve İyi Partili genç  seçmenlerde, Cumhur İttifakına oy verdiğini ifade eden genç seçmenlere göre çok daha yüksek oranlarda seyrediyor...
Yine SODEV’in araştırmasında, iktidarda olmayan düşüncelerin, sosyal medyada ifade edilmesi yönünde dahi önemli sınırlamalar olduğu sonucuna varılmış... 
Muhalif partilere oy veren gençler, sosyal medyada kendilerini özgürce ifade edemediklerini belirtiyor...
SODEV’in araştırmasındaki bir başka sonuç ;  
Türkiye’de gençlerin yüzde 32’si ne eğitimde ne de istihdamda...
Raporda Türkiye’nin,  OECD ülkelerinin ne istihdamda ne de eğitimde olmayan ve “NINE”gençlik olarak adlandırdığı kategorinin en yüksek olduğu ülkelerden biri olduğu ifade ediliyor...
Diğer bir sonuç ise ;  gençler en çok kendilerini özgürce ifade edebilmeyi yüzde 68.3 ve başkalarının düşüncelerini özgürce ifade edebilmesini yüzde 52 oranında önemli görüyor...
Bu sonuç ne anlama geliyor dersek ; 
Gençlerin oy verme davranışından bağımsız olarak, her kesimin özgürlüklerin hayatlarındaki önem derecesi yüksek...
Yani, SODEV’in araştırma  sonucuna göre Türkiye’de  gençlik, hangi siyasi partiye oy verirse versin, kendilerini ifade etme özgürlüklerini ve başkalarının da düşüncelerini özgürce ifade etmesini önemsiyor...
Ayrıca rapordaki bir çarpıcı veri de kendi oy verdikleri partinin yıllardır iktidarda olmasına rağmen, AK Partili gençlerin dahi neredeyse yarısının eğer imkanı olsaydı yurtdışında yaşamak istediğini ifade etmesi...
Bu sonuca, Ak Parti dışında diğer partilere oy verme davranışlarına göre bakıldığında; 
Yurtdışında yaşamak isteyenlerin oranı CHP’ye oy veren gençlerde yüzde 74.4’e, İyi Parti’ye oy verenlerde yüzde 68.8, henüz oy kullanmayanlarda yine yüzde 68.8 MHP’ligençlerde yüzde 68.6’ya yükseliyor.
SODEV’in araştırmasında  gençlerin sosyal medya mecralarını kullanma oranlarında da ilk sırada instegram var. Sonra twetter ve facebook geliyor...
SONUÇ : 
Ülkemizin geleceği için büyük umutlar bağladığımız, daha doğrusu bağladımızı ifade ettiğimiz ve lafa gelince mangalda kül bırakmadığmız gençlerimizin yüzde 76’sı Türkiye’de değil, yurt dışında, yani başka bir ülkede, öncelikle de gelişmiş, demokratik bir batı ülkesinde kendine gelecek arıyor. 
Gelecek aramakla da  kalmıyor, büyük çoğunluk gittiği ülkede 
kalmak istiyor...
Sözün özü, gençler ülkemizde  kendilerine iyi bir gelecek göremiyor. Yurt dışında, belki çok uzaklarda, sevdiklerinden ayrı kalmak pahasına, daha iyi bir yaşam için, kariyer için fırsat kolluyor, umut arıyor.
Gençlerin büyük bir çoğunluğu ülkede yalnızca yetenek/liyakat ile bir yere gelinebileceğine inanmadığı gibi Türkiye’de arkası sağlam bir kişinin yetenekli bir gencin önüne her zaman geçebileceğini düşünüyor.
SODEV tarafından yapılan araştırmada gençler için en önemli görünen diğer iki konu;  
Sırasıyla; milli değerler  yüzde 49.8 ve dini değerler yüzde 45.7 olarak dikkat çekiyor.
Yani, Türkiye’de gençler önemli oranda dini ve milli değerleri önemserken, bunu hem kendi, hem de başkalarının özgürlükleri ile bir arada gördüklerini gösteriyor.
Aslında, gerek siyasiler, gerekse trol çetelerinin toplumu ayrıştırmak/kutuplaştırmak için tüm uğraşlarını boşa çıkarırcasına, gençler, kendilerinin ve başkalarının ifade özgürlüklerinde adeta birleşiyor...
Günümüzde, her ne kadar 2010’lı yılların başında ulaştığımız kurumsal ve ekonomik güçten/düzeyden bir miktar geriye gitmiş de olsak, elbette TC Devleti olarak,  birçok alanda ciddi mesafe de katettik. 
Ülke olarak her ne kadar ciddi yapısal sorunlarla uğraşsak da,  bazı kurumların aşındığı, yozlaştığı ifade edilse de,  devlet yönetiminde liyakatın, şeffaflığın kalmadığı dillendirilse de, gerek anayasal kurumlarıyla, gerekse  ekonomisiyle, genç nüfusu ve toplamsal bağları ile asla bir “Orta Doğu” devleti niteliğinde değiliz ve hiç bir zaman da olmayız.
Bilindiği üzere de bizi söz konusu “Orta Doğu” devletlerindenden farklı kılan; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Anayasamızda da ifade edildiği ve değiştirilemez olan ve neredeyse bir asırdır hüküm süren demokratik, layik, sosyal bir hukuk devleti olmasıdır.
Birde üzerinde düşünmeye değer bir gerçeklik var :  
Aslında, araştırma konusu gençlerin ya bebekliği ya da çocukluğu 2000’li yılların başıdır.
Yani, bu gençler meşhur Y ve Z  jenerasyonudur...
(Hatırlarsınız belki, 13 Temmuz 2020 Tarihli ve 
“Kim Bu Z Kuşağı” başlıklı yazım bu gençlerle ilgili idi)
Diğer  bir ifade ile bu iki nesil gençler, aynı zamanda Ak Parti iktidarları döneminin bebekleri ve/ya çocuklarıdır...
Yani; Bu gençler, aslında son birkaç yıl öncesine kadar ülke olarak nispeten büyüme ve kalkınma dönemleri yaşadığımız, dünya arenesında birçok gelişmiş ülkeden de övgü ve takdir aldığımız ; buna karşın çoğunluğu doğru olmayan ekonomik karar ve uygulamalardan ya da genel olarak  yönetim hatalarından kaynaklı yaşadığımız ekonomik sorunlar/darboğazlar/çıkmazlar ortaya çıktığında ise ;  
“dünya bizi kıskanıyor, dış güçler, faiz-döviz lobileri sürekli bizim ekonomizi batırmak istiyor, bizimle uğraşıyor,” gibi hamaset söylemlerinin siyasiler tarafından sıkça dile getirildiği zamanların veletleri. 
 
Ve günümüzün de ne istediğini bilen gençleri...
 
Aslında bilinenin aksine hiç de apolitik olmayan, olanların/olayların farkında olan, algı ve olguyu da birbirinden ayırabilen bilinçli gençler... 
Ülke olarak da gururumuz ve umudumuz olan gençler... 
Hal böyle olunca; 8 Eylül 2020’de yayımlanan “Ekonomide tek haneli daralma” başlıklı yazımdaki ifademe atıfda bulunmak istedim.
Bazen ekonomideki kavramları sağlık jargonu ile ifade ettiğimizde daha anlaşılır olabiliyor.
Şöyle ki ;  Sonuç alıcı en iyi  tedavinin ilk şartı, kişinin hasta olduğuna inanması ve hekimin de hastalığa doğru teşhis koyması. Bunun için de MR-Tomografi, kan tahlili vb birçok tetkik metodundan faydalanarak, nihayetinde tedaviye geçilmesi. Planlı bir şekilde sonuç alınana kadar tedavi sürecinin devam ettirilmesi halinde, çaresiz/ilerlemiş hastalıklar dışında, çok geç kalınmadığında, ilerleyen bilim ve tıp teknolojisi sayesinde hastalar tedavi edilebiliyor. Sonrasında da hastalığın nüksetmemesi için koruyucu/önleyici tedbirler devreye giriyor. 
Aynı şekilde araştırma sonuçlarına göre S.O.S veren gençlerimiz ile ilgili sıkıntılar/sorunlar da çözülebilir. 
Beklentileri de karşılanabilir. 
Ancak, sorunların çözümü, önce onların varlığını kabul etmekle başlar.
Böylece de gençlerimiz, ülkelerini terk etmek, geleceklerini başka ülkelerde aramak yerine, en azından gelişmiş batı ülkelerinde kazandıkları deneyimlerini, kafasındaki projelerini ülkemizde hayata geçirebileceği günlerin hayali ve heyecanını yaşar. 
Türkiye’de gençleri yurt dışında gelecek arama telaşı, umutsuzluğu ve güvensizliğine iten duygular/olgular/algılar, aynı zamanda en önemli sorunlarımızdan olan  yurtdışına beyin göçü ve yerli-yabancı sermaye çıkışı bakımından da son derece önemli etkenlerdir...
Neredeyse 18 yılda 200 milyar doların üzerinde yatırım sermayesi çeken Türkiye, neden son yıllarda  büyük sermaye çıkışlarına 
maruz kalıyor ?  
Neden Türkiye, yurt dışı piyaslarda “swap” adı verilen milli para takası dahi yapmakta zorlanıyor ? 
Ya da yurt dışında dünyanın neredeyse en yüksek faiz oranı ile borçlanmak zorunda kalıyor ?
Neden yabancı sermaye, Türkiye’yi yatırım yapılmayacak riskli ülkeler listesinde ilk üç ülke içinde görüyor?  
Neden uluslararası derecelendirme kuruluşları 5-10 yıl önce notumuzu yükseltirken iyiydi de, şimdi niye bize gıcık oldular ve ülke notumuzu düşürüyorlar?
Neden gençlik böyle umutsuz, güvensiz ve ilk fırsatta ülkeyi terk etme düşüncesinde ?
Neden...Neden... Neden....
Aslında Türkiye ; beş on yıl öncesinde özgürlüklere, hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına, kurallı piyasa ekonomisi yönetimi sonucu güven duyulan ekonomisine, nispeten yönetimde gösterilen rasyonelliğe, kısaca kurallar ve kurumlar sistemi ile yönetme gayreti ve siyasi istikrara bağlı olarak ; dünyada yatırım çeken cazibe merkezi olabileceğini kanıtlamış bir ülke...
Ancak; gel gör ki ; “koyun can derdinde, kasap et derdinde” misali siyasilerin derdi-gündemi başka, toplumun, gençlerin derdi-gündemi bambaşka...
Mesela ; Sanki çok acil, ülkemiz için çok zaruri, müthiş faydalıymış gibi o kadar karşı çıkılmasına rağmen, haftalarca gündem işgal edilip, sonrasında da  baroların bölünmesi...
Yine, geçtiğimiz günlerde Sayın Bahçeli’nin “Türk Tabipleri Birliği”nin kapatılması ve haklarında işlem yapılması gibi hem de koronalı günlerdeki garip söylemleri vb daha niceleri gibi, kaba tabirle gündemi doldurmak, ya da diğer bir ifade ile “cambaza bak cambaza” muhabbeti ile gündemi rehin almak, ölçüsü kaçan siyasi polemiklerle gündemi gasp etmek/saptırmak yerine, başta ciddi ekonomik sorunların çözümü ve gençlerimizi gelecek endişesi içinde yurtdışına gitmeye, hatta daimi olarak orada kalmaya iten sorunları masaya yatırsak, tüm kesimler tarafından sağlanacak konsensus ile sorunlara çözüm arasak bence vatanımız, milletimiz için daha hayırlı olur.
Böylece Türkiye için asıl “beka” sorunu olabilecek problemlerimiz de çözülmüş olur. Sizce de öyle değil mi ?
#KurallaraUySağlıklıKalKayseri
#MaskeMesafeMusluk

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır