menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Ekonominin Yol Haritası

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
05 Ekim 2020, Pazartesi
EKONOMİDE gelecek üç yılın, yani 2021-2022-2023 dönemine ait yol haritası niteliği taşıyan “Yeni Ekonomik Program” (YEP), Hazine ve Maliye Bakanı tarafından 29 Eylül 2020’de açıklandı.
Bilindiği üzere, daha önce “Orta Vadeli Program” (OVP)olarak adlandırılan, lakin son yıllarda adı değiştirilen mevzubahis programda enflasyon, istihdam, büyüme, ihracat, cari denge vb temel makro ekonomik göstergelerin, diğer bir ifade ile büyüklüklerin yanında, söz konusu 3 yıllık döneme ait makro politikalar, ilkeler hedefler ve öngörüler yer alıyor.
Aynı zamanda bu program, merkezi yönetim bütçesi/bakanlık ve kurum bütçelerinin hazırlanmasında amaç ve önceliklerin belirlenmesinde de esas alınmaktadır.
Diğer taraftan, söz konusu program, aynı zamanda özel sektör için de üç yıllık süreçte önünü görebilme ve ona göre yatırım planlamaları yapma açısından da bir pusula niteliği taşımaktadır.
Dolayısıyle piyasalar ve yatırımcılar için önemlidir YEP...
Ayrıca, bu yıl özellikle bizimle birlikte dünyayı esir alan Covid-19’un ekonomiye yönelik derin izleri de dikkate alındığında, bu durumun bütçe ve ekonomik hedeflere nasıl yansıyacağı doğrusu çok merak ediliyordu.
Ve nihayetinde YEP açıklandı...
Yeni Ekonomi Programı’nın bu yıl ana temaları ;
‘Yeni Dengelenme’, ‘Yeni Normal’ ve ‘Yeni Ekonomi’ olarak belirlendi.
Ve “her bir maddeyi ayrı bir meydan okuma olarak görüyoruz” denildi...
Açıklanan programa iş dünyasından tam destek veren kuruluşlar var. Bu kuruluşlar, programın bekledikleri gibi olduğunu ifade ettiler...
Çekincelerini ifade edenler de var tabii...
Mesela;
Yeni Ekonomi Programı’na ilişkin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, “Reel sektörü, KOBİ’leri, üreticileri ve yatırımları destekleme yönündeki adımların devam edecek olmasını memnuniyetle karşılıyoruz” dedi...
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken ;
“Yeni Ekonomi Programı (YEP) toplumun tüm kesimleri için güven verici” dedi...
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Simone Kaslowski, “Yeni Ekonomi Programı (YEP) oldukça iddialı hedefleri olan bir program” şeklinde bir değerlerledirme yaptı.
YEP ile ilgili eleştirilerini dile getiren kanaat önderleri, deneyimli bürokrat ve ekonomistler de eleştirilerini/endişelerini somut veri ve rakamlara dayandırıyorlar.
Örneğin, YEP de enflasyonun düşeceği öngörülüyor. Ancak realiyete baktığımızda ne yazık ki ufukta böyle bir durum gözükmüyor...
Eski bir banka yöneticisi olarak öncelikle şunu ifade etmek isterim ki;
İster bu program, ister bir kaç tane daha YEP açıklansın,
ülkemizi bu ekonomik darboğazdan çıkaracak, istihdamı arttıracak ve sonuçta en önemli sorunumuz olan işsizliği, enflasyonu düşürecek ve ülkemizi küresel arenada hak ettiği yere konumlandıracak olan en önemli program, TL sından kaçışı, dövize, altına hücum etmeyi durduran programdır.
Türkiye’ye dışardan gelebilecek ve/ya kendi yatırımcılarımız tarafından yapılabilecek pek çok yatırımın başka ülkelere kaymasını önleyebilecek, ülkemizi dolarizasyondan, banka mevduatlarının yarıdan fazlasının döviz cinsinden, dövizdeki kontrölsüz devalüasyonun/TL sının önemli ölçüde değer kaybetmesinin maliyetler üstündeki olumsuz etkisini ortadan kaldıracak olan programdır.
Resmi kurumlarca ilan edilen enflasyon rakamının 3-5 kat daha fazla hissedilen enflasyon karşısında, pula dönen TL’sını değerli kılacak, birkaç yıldır neredeyse kalıcı hale gelmiş ekonomik sorunlara, palyatif olmayan etkili çözümler üreten programdır...
Hatırlayalım ; pandemi öncesinde de reel sektördeki sıkıntılardan, işletmelerin konkordato ilanlarından ve bu sıkıntıların finans/bankacılık sektörüne olası yansımasından endişe ediyorduk...
Dolayısıyla bu önemli ekonomik sorunlarımız daha da içinden çıkılamaz hale gelmeden, öncelikle öngörülebilir bir ekonomiye, tek haneli ve nispeten istikrar sağlanmış enflasyonun olduğu bir ülke olmamız gerekiyor...
Hal böyle olunca, hem finansman maliyetleri düşecek, hem de zaman içerisinde tasarruf sahiplerinin daha uzun vadeli yatırımlara yönelmesi sağlanacaktır.
Rakamlara sizleri fazla boğmak istemedim...
Lakin, söz konusu programda bu bağlamda kendi sorularıma pek cevap bulamadığımı üzülerek ifade etmek isterim...
Bir de gazetecilerin kurdaki yükselişi sorması üzerine, Sayın Bakanın verdiği cevap doğrusu çok ilginçti...
“Kur benim için hiç önemli değil, hiç oraya bakmıyorum. Sanayimiz güçlü. Kur artık bizim elimizde” diyor...
Bu nasıl bir cevaptır...Anlamak mümkün değil...
Hadi inşallah öyledir diyelim...!
O vakit de şöyle sormak lazım; Madem öyleydi, neden doları yükseltmemek için TC Merkez Bankası 100-120 milyar dolar rezerv harcadı ?
Neden TC Merkez Bankası geçtiğimiz günlerde tasarruf sahipleri dövizi bırakıp, TL’ye dönsün diye politika faizini 2 puan arttırdı ?
Gerçi, bu 2 puanlık faiz artışı da dövizdeki yükselişi malesef durduramadı...
Çünkü; döviz talebi fazla, buna karşılık döviz arzı yetersiz...
Çünkü, ülke içinde parası olanlar için güvenli liman döviz...
Çünkü, dışardan yatırımcı gelmiyor...
Çünkü, ihracatımız istenilen seviyede arttırılamıyor...
Çünkü, TL’na güven yok...Hava sisli ...vs vs...
Dövizin artması, yani kur şokları aynı zamanda içerde A’dan Z’ye her şeyin fiyatının artmasıdır...
Dış borcumuzun, tahhütlerimizin, vergilerimizin yükselmesidir...
Evet, YEP bazı kuruluşlardan övgüler alsa ve alkışlansa da malesef ki aynı oranda piyasayı olumlu etkileyemedi.
Çünkü dövizin ateşi hiç düşmedi...Umarım harlanmaz...
Eğer küresel ekosistemin bir üyesi ülke olarak,
“piyasa ekonomisi”nde devam edeceksek, bunun rasyonalitesine ve kurallarına mutlaka uymak lazım.
Reçetesi acı da olsa gördük ki ; 2018’den beri küresel piyasa kurallarına aykırı olarak, ‘’enflasyonun nedeni faizdir’’ diye direnmek ya da sadece algı oluşturarak, malesef ki TL’na güven yaratılamıyor...
Dolayısıyla bu ekonomik darboğazdan, krizden çıkış, ertelenmiş talebin ve dış yatırımların gelmesi, iç yatırımcının motive olması, ekonomide temel kural olan “güven”in yeniden tesis edilmesine bağlıdır.
Bunun için de ülke olarak kurumların bağımsızlığı, bürokraside/devlet yönetiminde liyakat, özgürlükler, hukukun üstünlüğü gibi dünya ekosisteminde iktisadi değer atfedilen alanlarda artık hak ettiğimiz yerde olmak zorundayız.
Daha önceki yazılarımda da hep ifade ettiğim üzere ;
Türkiye, beş on yıl öncesinde özgürlüklere, hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına, kurallı piyasa ekonomisi yönetimi sonucu güven duyulan ekonomisine, nispeten yönetimde gösterilen rasyonelliğe, kısaca kurallar ve kurumlar sistemi ile yönetme gayreti ve siyasi istikrara bağlı olarak dünyada yatırım çeken cazibe merkezi olabileceğini kanıtlamış bir ülke...
Yani, ülkemiz ekonomik darboğazdan çıkmak için her türlü malzeme, deneyim ve potansiyele sahip...
Algı yaratmayı ve inadı bırakıp “helva” yapalım artık...
Sağlık için #MaskeMesafeMusluk

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır