menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Döviz son iki yılda yüzde 75’in üzerinde arttı

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
28 Ekim 2020, Çarşamba
Bankacılık dönemi alışkanlığı olarak genelde, haftanın ilk iş günü olan Pazartesi sabahı, piyasaların haftaya nasıl başladığını ve Cuma akşamı da nasıl kapandığını takip ederim.Tabii, hafta içinde de çok gelişmeler olur piyasalarda. Fakat bu iki gün çoğu zaman haftanın
özeti gibidir.
 
Bu alışkanlık ile baktığımda, 26 Ekim Pazartesi sabahı dolar, tüm zamanların rekorunu kırarak, 8 TL'yi geçti.
Avro : 9.5 TL olurken, Sepet kur da 8.8 TL oldu...
 
Bu bağlamda biraz geriye gidip baktığımızda, malesef son iki yılda dövizdeki artış yüzde 75'leri geçti.
 
Bununla bağlantılı olarak da cebimizdeki 100 TL ise ekonomistlerin hesaplarına göre  50-55 TL'na indi.
 
Yani, anlayacağınız, emekli maaşlarımız ve TL maaş alan çalışanların aylık ücreti, son iki yılda yüzde 50'nin üzerinde erimiş oldu.
 
Enflasyon dediğimiz hayat pahalılığı canavarı da aynı oranda arttı. 
Ki; bu realiteyi hepimiz pazarda, markette birebir yaşıyoruz...
 
Dolar maaş alanların ise tahmin edeceğiniz üzere bu konuda hiç bir sonunu yok...
 
Tabii, diğer bir gerçeklik ise TÜİK'in yıllık enflasyonu büyük uğraşlar sonucu yüzde 10-12'lerde açıklayıp, maaş zamlarının da ona göre yapılıyor olması.
 
Ne diyelim Allah hepimizin yardımcısı olsun.
 
Bilirsiniz,  "Perşembe 'nin gelişi Çarşamba 'dan bellidir" diye meşhur bir deyimimiz var.
 
Geçtiğimiz hafta Perşembe günü TC Merkez Bankası’nın (TCMB) Para Politikası Kurulu toplandı ve kararlarını açıkladı.
 
TCMB,  "faiz enflasyonun sebebidir" şeklindeki ve dünyada hiç kabul görmeyen, hiç bir ülkede  uygulanmayan, absürd bir teoriye dayanarak, sanıyorum siyasetten de bağımsız hareket edemeyerek politika faizini, piyasaların beklentisinin aksine değiştirmeyerek yüzde 10.25 de bıraktı.
 
Lakin; TCMB'nin politika faizi, kağıt üzerinde her ne kadar yüzde 10.25 olsa da TCMB’nin bankaları ortalama fonlama faizi, yani gerçek/reel politika faizi yüzde 13'lerde  seyrediyordu. Ayrıca bankaların kendi aralarındaki işlemleri zaten bu oranın çok üzerinde gerçekleşiyor.
 
Hız trafikte felakettir denir ya aynı şey ekonomide de geçerlidir.TCMB politika faizi üç ay önce yüzde 7.5 idi.Tabii bu oranda tutmak için çok uğraşıldı. Lakin sonuç vermedi..Şimdi ise piyasalarda gerçekleşen politika faizi neredeyse iki katına yaklaştı.  Krediler çok arttı. Pandemi sürecinde vatandaş/ işletmeler krediye yüklenerek ve/ya öteleyerek nefes almaya çalışıyor.
 
Rallideki diğer bir göstergemiz ise döviz.
Piyasalar için önemli bir tarih olan  Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi(CHS)'ne geçtiğimiz günlerde yani Temmuz 2018'de Dolar: 4.5 TL/ Avro: 5.3 TL/ Sepet kur: 4.8 TL gibi seyrediyordu. 
 
Bu gün ise bu rakamlar malesef tam da hız felakettir dedirtecek seviyede nerdeyse iki katına doğru hızla yol alıyor.
Piyasaların beklentisi de karşılanmayınca döviz beklendiği üzere kaldığı yerden yükselişe devam ediyor. 
 
Derin bilgilere haiz bir ekonomist olmamakla birlikle, mesleki deneyim ve biraz da merakımla bağlantılı olarak ekonominin "E" si olan rakamlar, göstergeler hakkında  ufacık yorumlar yapabiliyor, biraz da öngörüde bulunabiliyorum. (Bu dönemde biraz zor ama)
 
Hatırlarsınız daha önce bu köşede birçok kez yazdım. Başkaları da farklı mecralarda defalarca yazdı, çizdi ve dile getirdi. Buna rağmen tekrar yazmakta ve gündeme getirmekte yarar görüyorum...
 
Türkiye de ters giden her şeyin tek müsebbibi sadece salgın hastalık değil. Daha önceden gelen ekononomideki yönetim zaafiyeti ve hatalardan kaynaklı katmerlenen sorunlar var. Küresel sisteme entegre bir ülke olarak, her ne hikmet ise küresel sistemde olmayan ekonomik teorilerle yol alma inadımız var.
 
Türkiye gerçekten  son yıllarda o kadar çok ekonomik hata ve ekonomik kırılganlıklar biriktirdi ki ;sorunları da sadece para politikası  ve/ya maliye politikası uygulamaları ile ortadan kaldırmak mümkün değil.
 
Hatta bu sorunlarla daha detaylı ekonomi politikalarıyla, planlar/programlar açıklamakla da  baş etmek mümkün değil. Neden derseniz cevabım :  İki yıldır onca açıklanan ekonomik plan /program, dövizi baskılamak için eritilen 100 milyar dolar üzeri döviz rezervi ne işe yaradı ? Hangi yaraya merhem oldu? 
Ne kadar yatırımcıya güven verdi ? 
 
Dolayısı sorunların çözümünden,  ekonomiden, istihdam artışından, işsizliğin azalmasından, yatırımdan, ülkeye sermaye akışından bahsedecek isek, ülke olarak kendimizi nasıl gördüğümüzden ziyade, dünyanın bizi nasıl gördüğü çok önemlidir...
 
Gezegenimizde teknolojinin gelişmesi, iletişimin, küresel ticaretin artması, bilgiye ulaşmanın kolaylaşması,  sermaye hareketlerinin sınır tanımaz bir şekilde hızlanmasıyla bağlantılı olarak aynı zamanda dünya ülkeleri de birbirini daha yakından takip etmeye, tanımaya ihtiyaç duyar hale geldiler.Bu bağlamda ülkeler arasında her anlamda rekabet de çok arttı...
 
Lakin, ülkelerin birbirlerini yakından tanıma ihtiyacı sadece ekonomik göstergelerde sınırlı kalmadı, aynı zamanda insan hakları, özgürlükler, hukuk, demokrasi, şeffaflık, hesap verebilirlik, yolsuzluk gibi alanları da  kapsar hale geldi...
 
Hal böyle olunca da raiting kuruluşları ve bu alanda gönüllü/fahri çalışan kuruluşlar çok itibar görmeye başladı...
 
Örneğin,  insan hakları ve demokratik özgürlükler alanında Dünya Özgürlükler Evi (Fredoom House); dünya adalet projesi (World Justice Project) bütün ülkeleri kapsayan endeksler hazırlıyorlar. 
 
Yine aynı şekilde  "Uluslararası Şeffaflık Örgütü" 1995 yılından beri endesk kapsamında olan 179 ülke için uzmanlarının görüşleri ve de farklı kamuoyu araştırmalarından yararlanılarak, yolsuzluk algısı tespiti için ''Yolsuzluk Algı Endeksi'' adı altında bir endeks yayımlıyor. 
 
Yolsuzluk algı endeksinde en yüksek puan 100.. 
Türkiye'nin 2013 yılında yolsuzluk algı endeksinde puanı 50 idi. Sürekli gerileyen bu puan 2019 yılında 39 oldu..
 
Altı yıldır sürekli puan düşüşünün gerekçelerine bakıldığında şöyle deniyor :
 
***Yasama -Yürütme- Yargı erkleri arasında denge denetleme mekanizmasının yürütme  lehine bozulduğu, 
ve yürütme erkinin tek elde toplanması ; 
 
***Yasamanın/Meclisin denetleme ve hesap sorma gücünü kaybetmiş olması .
 
***Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğüne yönelik ihlallerin artması ( Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını dinlemeyen alt mahkemelerin olduğu bir ülkeyiz)
 
***Denetleyici ve düzenleyici kurumların etkisini ve işlevini yitirmesi( Sayıştay, Bankalar Düzenleme Denetleme Kurumu/BDDK gibi).
 
Bunun dışında "Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü" tarafından da 2002 yılından beri 180 ülkeyi kapsayan ''Basın Özgülüğü Endeksi'' hazırlanıyor.  
 
Söz konusu endeksde Türkiye, tutuklu gazeteci sayısında yine neredeyse bir rekor kırarak dünyada 1.5 milyar nüfuslu kominist Çin'den sonra ikinci sırada yer almayı başardı...
 
Ayrıca tutuklu olmasa da yine  gazetecilerin sudan sebepler ve muhaliflik potasına konarak çok fazla soruşturmaya, davaya ve daha da beteri ciddi fiziki saldırılara maruz bırakıldığı ifade edildi...
 
Tahmin edeceğiniz üzere,Türkiye söz konusu basın özgürlüğü endeksinde de malesef 2019 yılında 180 ülke arasında 154'üncü sırada yer aldı. 
 
Hepinizin de tahmin edeceği üzere, demokratik ülkelerde yolsuzluklardan/hukuksuzluklardan  kamu oyunun haberdar olması, denetiminin yapılmasında özgür basının çok etkisi var. Hal böyle olunca da bütün bu endeksler birbiri ile paralel sonuçlar veriyor.
 
Malesef ki Dünya Bankası başta, uluslararası kuruluşlar , ulusal ve uluslararası büyük yatırımcılar, yatırım kararları verirken  söz konusu ülkelerde hukukun üstünlüğü dahil birçok endekse de bakıyor. 
 
Çünkü; "sermaye belli oranlarda risk de alır, bazen vur kaç yapar.. Lakin, aynı zamanda ürkek bir kuş gibidir, kaçar gider. Sermaye hareketleri için ekonomik değer atfedilen özgürlük, hukukun üstünlüğü, güven, istikrar vb parametreleri çok önemlidir.
 
Dolayısıyle artık bu dış güçler rüyasından çıkalım
(ki; rüyalar sadece gören kişiyi bağlar), boş söylemler ile kendi ayağımıza kurşun sıkmayalım. Gerçeklere gözümüzü, kulağımızı tam kapasite açalım...
 
Dış güçler 3-5 sene önce de vardı. Yukarıda bahsettiğim endeksler 
20-25 sene öncesinden var...Özellikle son iki yılda mı bize düşman oldu dış güçler ve bu sermaye sahipleri. Birkaç yıl öncesinde ülke olarak söz konusu endekslerdeki pozitif ilerlemeye bağlı olarak dışardan yatırım alıyor ve yine daha düşük faiz oranı ile borçlanıyorduk. 
 
Bugün ise dünyanın en yüksek faiz oranı ile borç verilen, en riskli görünen, sermayenin bırak gelmeyi, kaçmaya çalıştığı ülke konumundayız. 
 
Evet, insanlık tarihinden beri hegomenik güçler vardı. Belki hep de var olacak. Biz ülke olarak 600 yıl hüküm sürmüş bir  cihan imparatorluğunun bakiyesiyiz. Coğraframız, jeopolitik konumumuz malum. Doğrudur, herkesin gözü üzerimizde olabilir.
 
Çünkü; geçtiğimiz yüzyılda Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde verdiğimiz milli kurtuluş mücadelesi ile yüzyıla damgasını vuran bir kahramanlık destanı yazarak, emperyal güçlerin heveslerini kursaklarında bıraktık. 
Tabi ki gurur duyduğumuz bir tarihimiz de  var. 
 
Tam da bunun için bugün ülke olarak, vatandaşlar olarak bulunduğumuz durumu, yaşadığımız ekonomik zorlukları, bu fakir fukaralığı, rekor işsizliği, haksızlığı, hukuksuzluğu, gelir paylaşımı adaletsizliğini hak etmiyoruz...
 
Ikinci dünya savaşında yerle bir olan Almanya ve Japonya'nın ekonomik büyüklerine, vatandaşlarının refah düzeylerine baktığımızda hangimizin içi acımıyor ? 
 
Gençlerimizin yüzde 70-80' i neden ilk fırsatta sevdiklerini burada bırakmak pahasına, gelişmiş bir ülkeye gitme ve oranın vatandaşı olma hayali kuruyor?  
 
Işte bu yüzden bırakalım bu siyasi polemik malzemesi olma dışında başkaca bir kıymeti harbiyesi olmayan dış güçler vb  hamasi söylemlere sığınmayı. Bize yakışmıyor. Ayrıca gençlerimizin neredeyse kahir ekseriyeti de bu tarz söylemlere haklı olarak prim vermiyor. 
 
Dolayısıyle, enerjimizi, kıt olan kaynaklarımızı, vatandaşa bir faydası olmayan gereksiz, gösteriş harcamaları, güç simgesi tantanalara vermek, sorunların palyatif, yani günü kurtarma aldatmacaları ile ötelenmesi, sürdürülemez hatalı yatırımlara gömmek yerine ; 
 
En baştan başlamak üzere, itibardan da  tasarruf ederek, enerjimizi ve kıt olan kaynaklarımızı, rasyonel, kalıcı, sürdürülebilir yatırımlara, eğitime, teknolojiye , bilişime, ülke olarak rekabet gücümüzü arttıracak, bizi dünya arenasında layık olduğumuz yere taşıyacak alanlarda çözümler için harcayalım. 
 
Bugün yaşamakta olduğumuz ekonomik krizin/ darboğazın, istikrar sorununun temelinde pandemi ve dış güçler değil, başta adalet, hukukun üstünlüğü, siyasi özgürlük, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, başta TBMM, Sayıştay, BDDK gibi denetim organlarının işlevsizliği, yasama-yargı-yürütme erkleri arasındaki denge-denetleme sorunu gibi yatırımcı için hayati önem arz eden ana sorunlar yatıyor. 
 
Artık düş görmeyi bırakalım, hep birlikte oturup düşünelim. 
Bu ülke bizim. Hepimiz aynı gemideyiz. Dış güçler dediğimiz ülkeler, dış kapının mandalı değil,  hem sermaye ihtiyacımızı karşıladığımız, bize para kredi verin swap/ para takası yapın diye kapılarını ceket ilikleyerek çaldığımız, hem de bu döviz kıtlığında en fazla ihracat yaptığımız ülkeler. 
 
Dolayısıyla içerde seçmenleri motive edeceğiz, safları sıkıştırmamız, tabanı konsolide etmemiz lazım şiarı ile ölçüsüzce sarf edilen, hamaset yüklü lafların maliyeti,malesef ki milletimizin sırtına ilave yük olarak biniyor.
 
 
Tepedeki makamlarda bulunanlara ihtişamı, dünyada cenneti yaşamayı layık görüp, halka sadakat, kanaatkârlık, sabır, tevazu telkin ederek yola devam edilemez.
 
 
Son yıllarda ülke yönetiminde tercih edilen aşırı popülizm pompalayarak,  hamaset yaparak, nepotizmden vazgeçmeyerek, kurumsallıktan nasibini almamış bir duygusallıkla, düşük profilli diplomasi hamleleri ülke yönetme lüksümüz kalmadı.  
Milli gelirimiz 7-8 yıl öncesine geriledi.
 
Kuru ekmek bile askıya çıktı. Bundan sonra, vatandaşımıza balık vermeyi değil,  balık tutmayı öğretip, onuru ile yaşamını kazanmasını sağlamamız lazım...
 
Ne dersiniz sizce de öyle değil mi..? 
 
Sağlık dileklerimle...

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Ekonomik Kurtuluş Savaşı mı ? Yoksa Geçim Savaşı mı ? Bakan Pakdemirli Konuşuyor Çiftçi Geriliyor ! Türkiye Dünya Ekonomi Liginden Düştü Fahiş Fiyatların Nedeni Kötü Yönetimdir Cumhurbaşkanı Adayı Kim Olmalı ? İktidardan çiftçimize yine öldürücü bir darbe ..! Turizmi Teşvik Kanunu Tek Adam Rejimine Uyarlandı! Vatandaşa yine mi IBAN numarası! Türkiye Ekonomide Tıkandı! İktidar sahaya inip vatandaşa derdini soramıyor Türkiye’nin Beka Sorunu Var! Denmişti Değil mi? Biz Kadınlar Üzgünüz Sn. Cumhurbaşkanı'mıza Kırgınız! Nerede Ak Parti'nin O Eski Reform Paketleri ! 8 Mart'ın Ardından ! Bu Plan İktidarı da Bağlayacak mı? İktidar İçin 50+1 Ayak Bağı Oldu ! Ay sonunu getirmek mi? Aya gitmek mi? "Gara Operasyonu"nun Ardından ! Yine mi Kadınlar ! Boğaziçi Üniversitesi ve Yeni Anayasa Taahhüdü! Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar - 6 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar -5 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 4 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 3 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 2 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 1 Dış Politika ve Diplomasi Sanatı Mesele Katar sevdası ve/ya nefreti mi ? Yoksa şeffaflık ve güven mi ? Tek kanatla kuş uçmaz ! Şeffaflık ve güven aynı zamanda itibardır İktidar faiz lobisi ile barıştı ! İktidar rota mı değiştiriyor? Ekonomide asıl sorun neydi? TC Merkez Bankası Başkanları ne yapsa iktidara yaranamıyor! Ne Biden’cıyım ne de Trump’cı! Benim tarafım güçlü Türkiye Faiz ve döviz baskıya baş eğmez... Döviz son iki yılda yüzde 75’in üzerinde arttı En Çok Kazandıran Yatırım Araçları... Bankalar Kredi Musluklarını Kısabilir... Ekonominin Yol Haritası TC MERKEZ BANKASI FAİZ SINAVI Gençlik S.O.S Veriyor... Ekonomide tek haneli daralma... Kayseri Süper Ligde Buna da şükür sevindik... Nedir Bu İstanbul Sözleşmesi ? Ne Olacak Bu Dövizin Hali ? Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 5 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 4 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 3 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 2 Kim Bu Z Kuşağı?
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır