menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 3

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
03 Ağustos 2020, Pazartesi

Değerli okurlarım öncelikle sağlıklı bir bayram geçirdiğinizi umud ediyor, kucaklaşarak hasret gidereceğimiz bayramlar diliyorum.   Hatırlanacağı üzere, ilk iki bölümü 24 Temmuz 2020 ve 29 Temmuz 2020'de yayımlanan "Covid19  Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye " başlıklı yazı dizimin bu üçüncü bölümünde, salgın süreci ve sonrasında dünyadaki değişim /dönüşüm sancıları kısmına geçen hafta kaldığımız yerden devam ediyor olacağım.

Peki ne olacak bundan sonra ?

Hiçbir şey değişmeyecek, her şey kaldığı yerden devam edecek diyenler var.Salgın sonrası dünyada ciddi değişim ve dönüşüm bekleyenler de. Ben ikinci grup gibi düşünüyorum. Dünyamızın dört bir tarafını etkisi altına alan Covid-19 ile birlkte insanlık adeta yeniden şekillenecek gibi görünüyor.Belki bütün  bu değişim ve  dönüşümler

3-5 ayda birden olmayacak, bir süreç alacaktır.Ama kesin olarak belli bir zaman içinde ciddi değişim ve dönüşümler olacaktır.

Nitekim Covid-19, insanlığın günlük yaşantısından, ilişkilerine, eğitimine, iş yapış tarzına, törenine, toplantısına, alışkanlıklarına kadar hertürlü rutinini değiştirmiştir.Hal böyle olunca bu virüsle mücadele, hem dünya, hem de ülkemiz için sadece sağlıkla ilgili bir problemi çözmekle sınırlı olmayacaktır.Virüs; sağlık sorunu dışında, aynı zamanda ülkeler için önemli bir milli güvenlik, ekonomik, sosyolojik ve hatta psikolojik sorunları da barındıran, çok farklı  çıktılar üretecek gibi görünüyor. Çünkü bu salgın hastalık, insanları öldürdüğü gibi ülkelerin ekonomilerini, toplumların sosyolojilerini, bireylerin psikolojilerini alt üst etmiş durumda. 

Dünya tarihine bakıldığında da  böyle büyük salgınlar/ savaşlar sonrasında mutlaka farklı yapılanmalar, oluşumlar, değişim ve dönüşümler ortaya çıktığı görülür. Mevcut durumda dünyada söz sahibi olan çatı örgütlerin bazıları işlevini yitirecek, yapıları belki değişecek.Ya da farklı kurumlar, kuruluşlar ortaya çıkacaktır. 
 
Tabii bu salgına, ekonomik olarak güçlü konumda yakalanan ülkeler, mevcut durumda sıkıntılı görünse de biz ve bizim gibi ülkeler ve üçüncü dünya  ülkeleri kadar etkilenmeyeceklerdir. Hegemon güçler, belki salgın sonrası farklı yeni fırsatlar ele geçirip, dünyayı dizayn etmeye kaldıkları yerden ve daha hızlı devam ederken, yeni stratejik ortaklıklar kurulacak, kartlar yeniden dağıtılacaktır.
Devletler, Nükleer /kimyasal silahlanma yarışlarına, biyolojik silahlanma hedeflerini de ekleyeceklerdir. Diğer gerçek ise son yıllarda hegemonik güçler tarafından beslenip, büyütülen, korunup, kullanan terör örgütleri de bu salgından kendilerine farklı faydalar devşirme yöntemleri arayacaklardır.
 
Tabii, tüm ezberleri bozan ve ne kadar süreceği belli olmayan bu salgının yönetiminde, toplumun sürekli tecrit edilmesi, hep izole/ karantina bir hayat, bireylerin de ila nihai kısıtlı olarak, yasaklar altında hayatlarını idame ettirmeleri asla mümkün değildir. Dolayısıyla ülke yönetimleri başta eğitim, iş ve sosyal yaşam olmak üzere hayatın ve pek tabii ekonominin bir şekilde devamına yönelik "yeni normallerini" hızlıca oluşturmaya başlamış bulunmaktadırlar.
 
Hatırlanacağı üzere, Mayıs 2020'de Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Covid-19 Coronavirüs salgınında dünya çapında ortalama 6 genç çalışandan 1’inin işsiz kaldığını açıklamış idi. Yine,  ILO, salgın nedeni ile 15-28 yaş arasındaki gençlerin iş bulma konusunda daha fazla sıkıntı yaşayacağını vurgularken, aynı zamanda pandeminin günümüzdeki mevcut meslekler üzerinde de olumsuz etkileri olacağını ve Covid-19 krizi nedeniyle insanların çok ciddi oranda tam zamanlı işlerini kaybedebileceğini belirtmektedir. Ayrıca, ILO’nun açıkladığı diğer bir veriye göre, dünya çapında istiham edilen 180 milyona yakın genç işçinin yüzde 40’tan fazlasının yeme / konaklama gibi salgının daha fazla vurduğu hizmet sektörlerinde istihdam edildiği gerçeğidir. 
 
Yine Birleşmiş Milletler(BM)de, krizi hafifletmek için ülke yönetimlerinin derhal rasyonel adımlar atmadığı takdirde, bu durumun uzun vadede genç nesil için hiç de iç  açıcı olmayacağı konusunda uyarıda bulunmaktadır.
 
Zaten Covid-19 salgını öncesinde de süper güçlerin emperyal emelleri, savaşlar, gelir dağılımı bozukluğu ve adaletsizliği, işsizlik, vb. birçok neden ile ülkelerini terk edip, daha iyi bir hayat arayan milyonlarca insana belki yenileri eklenecek. Farklı ve ilave göç dalgaları ile karşılaşacağız. Ülke olarak, nüfus ve milli gelirimize göre en çok sığınmacı kabul eden ülkeler liginde zatan  ilk sıralardayız. Ki; durumumuz  ortada.
 
Velhasıl, şimdilik her şeyden, herkesten kaçarak/ uzak durarak  ve "maske-mesafe-temizlik" üçlüsüne mümkün olabildiği en üst seviyede riayet ederek kendimizi korumaya çalıştığımız, Covid-19 salgın vakaasının gezegenimizde ne kadar hüküm süreceği belli değil. Kimbilir, yine Corona ailesinden olan MERS ve SARS  gibi bir şekilde kendiliğinden kaybolabilir. Ama öyle bir emare de yok gibi. Hatta ikinci-üçüncü dalgalardan behsediliyor.Daha da beteri hastalığı geçiren insanların bundan sonrasındaki sağlığına etkilerinin neler olacağı, gelecekte bizi nelerin beklediği konusunda bilim dünyasının henüz ortak bir teşhisi söz konusu değil. Ayrıca, Covid-19'u geçiren insanlar üzerinde yapılan araştırma sonuçlarına göre, her gün yeni bir yan etkisinin olabileceği haberleri gündeme düşmeye devam ediyor.

Yani, Covid-19 salgınının, bilinmezleri ile birlikte gizemini en üst seviyede koruduğu mevcut durumdaki önemli bir gerçekliğimiz olup, diğer bir gerçekligimiz ise, dünyanın bundan sonra daha hızlı ve çok farklı gelişmelere gebe olduğudur. Salgın sürecinde ve sonrasında başta işsizlik  ve geçim sıkıntısı olmak üzere, yerkürede tahribat büyük olacak gibi görünüyor.Tabii bununla bağlantılı olarak dünyada her anlamda bu yeni duruma göre yeni davranışlar, farklı iş yapış tarzları da zorunlu olacaktır.

Şu ana kadar bilim dünyasını devre dışı bırakarak, resmen kafasına göre takılan ve dünyanın dört bir yanında hüküm süren Covid-19 salgın hastalığı sayesinde, bir kere daha aklın/ bilimin ne kadar önemli olduğunu anlamış olmalıyız. Her işin başının sağlık olduğu gerçeğini hatırladığımız ve ilaç-aşı buluşu ki; aşı bulunsa bile tüm toplum kesimlerine ne zaman yaygınlaşacak, hangi ülkeler önce aşıyı alabilecek gibi, haberlere dikkat kesildiğimiz günlerdeyiz. 
 
Vaziyet böyle olup, durum bu kadar hassaslaşınca ; iktidardaki ittifak partileri en başta olmak üzere, tüm siyasiler, sadece tabanlarını konsolide etmek amaçlı, kısır döngüden öteye gidemeyecek ve çoğunluğu da ağır hameset soslu olan, sunni iç siyaset gündemi oluşturma hesaplarını acilen bir kenara bırakmalılar. Pandeminin de etkisi ile daha da ağırlaşabilecek olan gerçek ekenomik sorunlarla, işsizlikle nasıl baş edileceği, eğitime/ bilime/ teknolojiye/ üretime/ innovayona ve özgürce fikir ve proje geliştirme, hayata geçirme ortamlarının nasıl yeşertilebileceği gibi, bana göre  ülkemiz için asıl "beka" soru olan hayati meselelere, Iyi Parti Lideri Sn.Meral Akşener'in önerisi tarzı bir "memleket masası" ertafında çok geç olmadan, yani atı alan Üsküdar'ı geçmeden bir araya gelinmesi ve bu yakıcı sorunlar daha da büyüyüp, iyice ur/habis haline gelmeden, kangrene dönüşmeden, aynı kulvarda olmak istediğimiz  ülkelerden daha da fazla ayrışmadan, odak noktamızı, eksenimizi ülkemiz için gelecek vadeden yöne çevirmemiz bence çok elzem. 

Dördüncü bölümde buluşmak dileği mümkün ise evde kalın, sağlıklı kalın.

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır