menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Bu Plan İktidarı da Bağlayacak mı?

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
09 Mart 2021, Salı

Sn.Cumhurbaşkanı, üzerinde iyi çalışıldığı net anlaşılan ve "İnsan Hakları Eylem Planı" adı verilen metni  Beştepe’de 2 Mart 2021'de muhteşem bir toplantı ile açıkladı.

Öncelikle ifade etmeliyim ki ; “insan hakları" kavramının iktidar tarafından resmen gündeme getirilmesi memnuniyet vericidir.

Plan’da çocukların korunması, şeffaflık, bilgi edinme hakkı, kadına karşı şiddet, dezavantajlı ve kırılgan kesimler ile ilgili konularda da güzel ifadeler var...

Tamam bunlar  var da örneğin, Saadet Partisi YİK  üyesi Sn.Oğuzhan Asiltürk'ün de ifade ettiği üzere, aylardır Ak Parti'nin en üst düzey yetkilileri tarafından  kısa adi  "İstanbul Sözleşmesi" olan aile içi ve kadına Yönelik şiddetin önlenmesine  dair  ve  Ak Parti iktidarının öncülük ettiği uluslararası sözleşmenin ortadan kaldırılması çabalarına  ne demeli ? Cevap : Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu !

Bahse konu Plan’da “masumiyet karinesi”ne yani, suç yargı kararıyla ispat edilinceye kadar insanlara suçlu muamelesi yapılamayacağına da yer verilmiş. Güzel...

Yine Plan içeriğine ilave olarak, Sn.Cumhurbaşkanı,  ifade-örgütlenme-inanç özgürlüklerinin daha da genişletilmesi konusunda çalışıldığını da belirtti...Bu da harika...

Özetle söz konusu Plan, retorik/söylem bakımından eksiksiz ve göz dolduruyor. Gerçekten Plan metninde insan hakları konusunda yok diye bir şey yok !  Maşallah her şey düşünülmüş.

Lakin, söz konusu Plan’da, bundan sonra siyasetin yargıya müdahalesinin olmayacağı ile ilgili pek bir ibare yok.

Yani, fazlası ile birçok detay içeren bahse konu Plan'da ülkemizde en önemli sorun olan, "yargı bağımsızlığı"nın nasıl sağlanacağı ile ilgili iktidardan  beklenen taahhütlere her ne hikmetse yer verilmemiş.

Demek istiyorum ki ; Cumhurbaşkanı Sn.Erdoğan, “hukuk devletinin ancak bağımsız, tarafsız ve insan haklarına saygılı mahkemelerin varlığı ile vücut bulacağını” vurgulamasına rağmen, bunun nasıl yapılacağının ilgili Plan'da belirtilmemiş olması enteresan...

Evet, bu girizgah sonrası öncelikle bahse konu Plan'ın neden-nasıl hazırlandığı  ve finansmanı konusunda biraz bilgi vereyim :

 Sn.Cumhurbaşkanı, "başkaları istediği için değil, aziz milletimiz layık olduğu için hazırlanmıştır" desede, bu Plan daha önce birçok devlet kurum ve kuruluşu tarafından uygulanan projelerde olduğu gibi, TC Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi tarafından uzun adı  "İnsan Hakları Eylem Planı'nın Uygulanmasını ve Raporlamasını Destekleme Projesi" olan ve yüzde 85'i AB, bakiye yüzde 15 ise Avrupa Konseyi'den sağlanan toplam 1.2 milyon Euro/Avro tutarındaki fon ile finanse edilen, 2 yılda yani 2023'de tamamlanması hedeflenen bir proje kapsamında hazırlanmıştır.

Bunda hiç beis yok. Biz zaten Avrupa Konseyi üyesi olup, AB üyesi de olmak isteyen bir ülkeyiz. İronik olan sadece Sn.Cumhurbaşkanı'nın bu konudaki ifadesidir !

Bahse konu bu Plan, aynı zamanda 30 Mayıs 2019’da "Yargı Reformu Strateji Belgesi"nin devamı niteliğinde olup, kağıt üzerinde bakınca "2.Yargı Reformu Paketi" olarak da değerlendirilebilir.

Durum böyle olmasına rağmen, Türkiye, "2019 Hukukun Üstünlüğü Endeksi"nde 126 ülke arasında 109. sıradaydı. Oysa bu reform belgesi ve üzerinden 3 adet daha farklı  yargı paketi TBMM'inden geçtiği halde, aynı endekste 2020 yılında yine 128 ülke arasında 107.sıradaymışız. Yani bu kadar şova, birçok yargı paketine rağmen bir arpa boyu yol alamamışız.

Şimdi affınıza sığınarak, kitabın ortasından konuşacağım biraz :

İnsan hakları zaten anayasamız ve ilgili yasalarla güvence altına alınmıştır.

Anayasa Mahkemesi'nin  önemli bir görevi de anayasada güvence altına alınan bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasıdır. Bunun dışında "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi" başta olmak üzere, ülke olarak taraf olduğumuz daha birçok uluslararası sözleşmede de güvence altına alınmıştır. Keşke önce bu yasalara uyulsa !

Sonra da eksik kaldığımız alanlar/uygulama sorunları düzeltilse !

Buna ilave olarak, devlette yasama-yürütme-yargı güçleri arasındaki denge-denetleme sistemindeki ciddi sorunlar, hukuksuz olan uzun tutukluk süreleri, masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı, yargısız infaz faciaları, KHK zedeleri, insanların ulu orta hain-terörist-gayri milli-işbirlikçi diye suçlanıp damgalanması, itibar süikastına maruz bırakılması ve daha nice haksız, hukusuz, adaletsiz uygulamalara onca vatandaşımız malesef ki en tepeden başlamak üzere, iktidar yetkilileri tarafından maruz bırakılmış, çoğunun hayatları adeta alt üst olmuş/hayalleri yıkılmıştır. Bu insanlara itibar iadeleri yapılacak mı? 

Dolayısıyla hal böyle olunca, iktidarın amacının  gerçekten hukuk duyarlılığı, insan haklarını eksiksiz uygulamaya geçirmek olduğuna bu aziz millet can-ı gönülden inananır mı  ?

Bence bu durumu, en iyi ve özet şekilde ifade eden

neredeyse 1.5 asır öncesi Ziya Paşa'nın deyimi olup, güncelliğini halen koruyan "Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz" sözüdür.

Ve onun için vatandaşlar, açıklanan bu “İnsan Hakları Eylem Planı” iktidarı ve iktidar adına hareket edenleri de  bağlayacak mı ? diye merak ediyor...

Hatırlarsınız belki, bir ara Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi ve eski bakanlardan Sn.Cemil Çiçek, yargı reformları ile ilgili kendisine mikrofon  tutulduğunda “Bize önce insanlık reformu, ahlak reformu lazım” demişti. Ben de aynı düşüncedeyim.

Mesela, malum Plan'da "adil yargılanma hakkı”na da vurgu yapılmış.

Fakat, Anayasa Mahkemesi’nin "bireysel başvuru" istatistiklerine şöyle bir göz atıldığında Türkiye’de bu alandaki durumun ne kadar vahim olduğu ortaya çıkıyor.

Örneğin ; AYM'nin bugüne dek karara bağladığı toplam 14 binin üzerindeki hak ihlalinin 9 binden fazlası, resmen  “adil yargılanma hakkı” ile ilgili...

Onun için, özellikle 2018 sonrası genelde uygulanamayan, hep kağıt üzerinde ve/ya dijital platformda kalan, konunun uzmanlarının da pek bir şey anlamadığı, ama gösterişli lansman şovları ile millet nezdinde algı yaratma aracı olarak işlev gören, birçok yargı reformu ve ekonomik reform paket ve programları ironik bir şekilde ülkemizi  "atıl reform paketleri mezarlığı"na döndürürken, vatandaşlarımızın da açıklanan bu paketlere güveni iyice zayıfladı...

Dolayısıyle tanıtımı Sn.Cumhurbaşkanı tarafından yapılan söz konusu Plan, iktidar tarafından yönümüzü tekrar döndüğümüz ifade edilen Batı, yani  AB ülkeleri ve ABD'de yeni J.Birden yönetimi ile ilişkileri düzeltmek/sempati yaratmak için bir hamle gibi geliyor bana.

Hal böyle olunca da insan, dış/uluslararası baskı ve zorunluluk olmasa 'hukuk' kelimesi iktidar nezdinde mealini iyice yitirecek mi diye düşünmeden edemiyor.

Ve buna ilave olarak, iktidarın hukuk devleti/hukukun üstünlüğü kavramlarını sadece kanun maddelerine hapsedip, uygulama lüzumu hissetmemesini de eklediğimizde "Yeni Anayasa, İnsan Hakları" vb proje bazlı metinlerin, aslında mevcut "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi(CBS)'ni/tek adamlığı pekiştirmeye yönelik olarak değerlendirmenin yerinde olacağını  düşünenlerdenim...

Yani uygulama alanı olmayacak galiba...

Peki neden böyle düşünüyorum ; Mesela, 2014'den başlayıp, ağırlıklı olarak da 2018 sonrası sadece Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla neredeyse 130 bin kişiye soruşturma ve 30 bine yakın dava açılmış..

Ve bu davalar sonucunda ne yazık ki 10 bine yakın vatandaşımız mahküm edilmiş. Ve bu mahküm edilen kişilerden 3 bine yakını ise resmen hapis cezasına çarptırılmış.

Ki bunların arasında 8-10 çocuk da var.

Dolayısıyla hangi insan hakkı,  hangi çocuk hakkı, hangi ifade /eleştiri özgürlüğü getirecek lansmanı yapılan bu eylem planı ?

Millet nasıl güvenecek ?

Onun için gerçekten bu eylem planının başarısı iktidarı da ne kadar bağlayabileceği ile doğru orantılıdır bence...

Ki ; Sn.Cumhurbaşkanı, söz konusu Plan'ın lansman konuşmasında önemli bir ip ucu verdi ve "her çiçeğe su vermeyeceğiz" şeklinde bir ifade kullandı  ve çiçek-diken tasnifi de yaptı...

Dolayısıyla bu Plan, su-i zan olsun istemem, ancak  iktidarı pek bağlamayacak... Sadece muhalefet blokunu mu bağlanacak/yine muhalefetin dizayn edilemesine mi hizmet edecek acaba ? diye bir soru da akla gelebilir !

Şayet amaç bu ise, zaten  2013’ten beri sistematik bir şekilde gerileyen ekonomimiz daha da berbat olur. Döviz kuru tabelasını makyaj yaparak iyi göstereceğiz  diye çarçur edilen 130 milyar dolar ve eksi 45-50 milyar dolar olan Merkez Bankası rezervi daha da çok artar.

Ayrıca artık makyaj da tutmayan, iyice yavaşlayan ülke ekonomisi, iyice gerileyen demokrasi, özgürlükler, hukuk, adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik, çok fazla güç kaybeden,takatı kalmayan liyakat, çağ dışı kalan eğitim, yüksek işsizlik, umutsuz gençlik ve daha  nice ciddi yapısal sorunlar nedeni ile Türkiye bir 10 yıl daha geriye gider.

Neden böyle diyorum ; Hatırlayacağınız meşhur "2023 Ak Parti Vizyonu" zaten son yıllarda revize edile edile iyice kuşa döndü. Tüm kalemlerde hedeflere yaklaşılamadığı gibi,  milli gelir ve kişi başı gelirde ülke olarak neredeyse 10 yıl geriye gittik.

Mesela; 2023 ülke milli gelir hedefimiz 2 tirilyon ABD doları, kişi başı gelir ise 25 bin ABD doları idi. Bu hedeflerin 2020'deki gercekleşme rakamları sırasıyla, 720 milyar ABD doları ve 8 bin beşyüz ABD doları olmuştur.

Yani, refah düzeyim artacak diye heveslenen ve yıllardır ciddi destek veren sadık Ak Parti seçmeninin de  genel olarak da milletimizin de hevesi kursağında kaldı. 

Daha da sıkıntılı olanı ise  bu gidişle ülke olarak, bırakın dünyanın ilk büyük 10 ekonomisi arasında olmayı, büyük 20 ekonomi olan G-20 liginde kalabilme ihtimalimiz de zayıflıyor.

Bu gidişle de G-20 içinde 16. ve 17. sıralarda olduğumuz yılları mumla arayacağız galiba !

Bir örnek vereyim : Dünyayı 1 yıldır kasıp kavuran Corona Covid-19 pandemisinde ülkeler vatandaşlarına, GSYH rakamlarının yüzde 4'lerden yüzde 13'lere varan ciddi destekler verirken,  malesef Türkiye bu alanda GSYH rakamının sadece yüzde 1.1 kadar cüzi bir oranla vatandaşına en az destek veren ülkeler liginde kaldı.

Onun için, genel olarak, pandemi öncesi ülkemizde başlayan ve pandemi ile iyice sapa saran ciddi ekonomik sorunlar nedeni ile maruz kaldığımız bu küçülmenin/gerilemenin en kısa zamanda tersine dönmesi ve en azından Cumhuriyetimizin 2.yüzyılının başlarında yeniden hak ettiğimiz refaha erişmek, millet olarak en büyük temennimiz.

Çünkü ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk milletimiz için asla kader değil. Türkiye daha önce başardı, yine başaracaktır...

Ama zihniyet değişimi şart...

Çünkü, her ne kadar iktidar sınırsız propaganda mekanizmasını kullanarak, birinci ağızdan şatafatlı sunumlar yaparak, ard arda yargı ve ekonomi reform paketleri açıklasa da halkımız, bunları daha önce satın alıp, fayda görmediği için artık rağbet etmiyor/etmeyecektir...

Hatta son açıklanan bu "İnsan Hakları Eylem Planı" vatandaşlarımızın çoğunluğu tarafından, ülkemizde  hukukun/özgürlüklerin/demokrasinin/insan haklarının son yıllarda iktidar eli ne hale getirildiğinin yine iktidar tarafından da  kabulü ve itirafı olarak değerlendiriliyor.

Mesela, geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanı Sn.Abdülhamit Gül, "Bir ülkede demokrasi açığı varsa bütçe açığı vardır" demişti. Sn Bakana aynen katılıyorum. Ve  "döviz açığı da, güven sorunu da, yatırım açığı da  olur" diye ekleme yapıyorum.

Yine başka bir örnek : Türkiye 2020'de kişi başına düşen milli gelir olan 8 bin 599 ABD doları ile malesef 10 yıl geriye gitti ve  neredeyse yoksul ülkeler kategorisine dahil oldu...

Bu alanda iktidar tabiri ile şahlanan/kıskanılan ülkemiz, üzülerek ifade ediyorum ki , şu anda 192 ülke arasında 74.sırada...

Yine, Türkiye "Demokrasi Endeksi"nde dünyada 104. "Basın Özgürlüğü Endeksi"nde dünyada 154.sırada.

İzninizle, yine “Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyeceğim malesef...

Yani Türkiye, mevcut durumda 10 yılını kaybetti.

Hiç olmasa gelecek 10 yıllarını kaybetmemeli.

Onun için bu kadar yargı paketleri yerine yapılması gereken ilk şey ;

"Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK)üyelerinin tamamının siyasi irade tarafından seçilen üyelerden oluşturulması yerine HSK'nın, yani hakim ve savcı atamalarını yapan, soruşturan, terfi veya ceza uygulayan kurulun oluşturulması aşamasında “mahkemelerin bağımsızlığı ve hakim teminatı esaslarına göre” oluşturulması değil midir ?

Eğer, tam olarak bir yargı bağımsızlığı isteniyorsa, iktidarın öncelikle yapması gereken, HSK üyelerinin büyük çoğunluğunun atamasında liyakat ve kıdem gibi tartışma yaratmayacak objektif ölçütler dikkate alınarak, siyaset ağırlığının kaldırılmasıdır.

Herkesin bildiği bir sır misali, bizdeki HSK malesef bağımsız olmak bir tarafa, atamaları yapan siyasi güç, yani yürütme ile her daim uyumlu olmak zorunda. Çünkü, hükümetin/iktikdarın hoşuna gitmeyen kararlardan dolayı yargıçlar sürebiliyor, dosyadan el çektirebiliyor.

Hatta HSK, gerek Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesi (AİHM)gerekse Anayasa Mahkemesi(AYM)kararlarına uymayan yargıçlara hiç müdahale etmiyor/edemiyor !

Daha da ilginç olanı, geçtiğimiz aylarda HSK tarafından jet hızı ile tarihte ilk olacak şekilde Yargıtay’a bir üye atanıyor, sonrasında yine aynı hızla Yargıtay’da da 100'e yakın üyenin oy vermesi sağlanarak, AYM'ne üye olarak atabiliyor...

Hal böyle iken, açıklanan "İnsan Hakları Eylem Planı" belgesinin retorik/lafta kalma dışında uygulama alanı olacak mı ?

Olmayacaksa kıymeti harbiyesi nedir ?

Evet iktidari anlıyorum, bir sıkışmışlık içinde ...Yeni bir hikaye yazamıyor.  Ekonomik kriz ciddi boyutlara ulaştı. Dışardan ülkemize yatırım gelmiyor. Dolayısıyla, uluslararası arenayı/fon sahiplerini Türkiye'de yargının bağımsız, tarafsız olduğuna inandırmak ve sadece sıcak para değil, doğrudan yatırım da  gelsin isteniyor.

Onun için Adaket  Bakanı Sn.Abdülhamit Gül“ de "Reform dediğimiz bir iklimdir, bir zihniyettir.” diyor. Ben de aynı fikirdeyim. Gerçekten bugün yaşadığımız ülke sorunları zihniyet-iklim kaynaklıdır.

Hal böyle olunca, ister bin tane eylem planı/programı açıklayın, ister TC. Ayayasası'nı sil baştan yazın, yeni kanunlar çıkarın sonuç değişmez.

Bugün Türkiye, tarihi bir ekonomik buhran yaşıyor.

Neredeyse 10 sene geriye giderek yaşadığımız ekonomik çöküş ile birlikte bir de toplumsal çöküş diyebileceğimiz daha da vahim sosyal buhrana doğru gidiyoruz.

Hal böyle iken üzücü olan ise, iktidar yine gücünü/dokunulmazlığını kullanarak birçok alanda toplumu rahatsız edici çifte standartlar uygulamaya devam ediyor...

Mesela, parti kongrelerinin yapıldığı salonların bitişiğindeki kafeler salgın kısıtlamaları nedeni ile kapalı ve çalışanları ekmeğe muhtaç iken, pandemi döneminde binlerce kişi lebalep kural ihlal edebiliyor. Ve Sn.Cumhurbaşkanı, malesef Ak Parti Genel Başkanı şapkası ile uzaktan yaptığı konuşmalarda mutlu olabiliyor, “Maşallah” diyor.

Amma ve lakin vatandaş, artık iktidarın bu tavrına, milletden bu kadar kopuk olmasına gerçekten çok içerleniyor...

Onun için şahsi görüşüm, iktidarın da meşhur tabiri ile ülkemizin gerçek anlamda tekrar şahlanması ve milletimizin hak ettiği refaha ulaşabilmesi için, en tepeden başlamak üzere ciddi bir zihniyet değişim ve dönüşümüne ihtiyaç var. Bunun artık farkında olalım...

Ki, bu kutsal vatanımızı canı pahasına kanı ile sulayan ecdadımız, halen hergün vatanımız için canını veren aziz şehitlerimiz bizden hesap sormasın. Çocuklarımıza/torunlarımıza  karşı boynumuz eğik olmasın ve onlara hesap veremeyecek duruma düşmeyelim...

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Ekonomik Kurtuluş Savaşı mı ? Yoksa Geçim Savaşı mı ? Bakan Pakdemirli Konuşuyor Çiftçi Geriliyor ! Türkiye Dünya Ekonomi Liginden Düştü Fahiş Fiyatların Nedeni Kötü Yönetimdir Cumhurbaşkanı Adayı Kim Olmalı ? İktidardan çiftçimize yine öldürücü bir darbe ..! Turizmi Teşvik Kanunu Tek Adam Rejimine Uyarlandı! Vatandaşa yine mi IBAN numarası! Türkiye Ekonomide Tıkandı! İktidar sahaya inip vatandaşa derdini soramıyor Türkiye’nin Beka Sorunu Var! Denmişti Değil mi? Biz Kadınlar Üzgünüz Sn. Cumhurbaşkanı'mıza Kırgınız! Nerede Ak Parti'nin O Eski Reform Paketleri ! 8 Mart'ın Ardından ! Bu Plan İktidarı da Bağlayacak mı? İktidar İçin 50+1 Ayak Bağı Oldu ! Ay sonunu getirmek mi? Aya gitmek mi? "Gara Operasyonu"nun Ardından ! Yine mi Kadınlar ! Boğaziçi Üniversitesi ve Yeni Anayasa Taahhüdü! Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar - 6 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar -5 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 4 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 3 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 2 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 1 Dış Politika ve Diplomasi Sanatı Mesele Katar sevdası ve/ya nefreti mi ? Yoksa şeffaflık ve güven mi ? Tek kanatla kuş uçmaz ! Şeffaflık ve güven aynı zamanda itibardır İktidar faiz lobisi ile barıştı ! İktidar rota mı değiştiriyor? Ekonomide asıl sorun neydi? TC Merkez Bankası Başkanları ne yapsa iktidara yaranamıyor! Ne Biden’cıyım ne de Trump’cı! Benim tarafım güçlü Türkiye Faiz ve döviz baskıya baş eğmez... Döviz son iki yılda yüzde 75’in üzerinde arttı En Çok Kazandıran Yatırım Araçları... Bankalar Kredi Musluklarını Kısabilir... Ekonominin Yol Haritası TC MERKEZ BANKASI FAİZ SINAVI Gençlik S.O.S Veriyor... Ekonomide tek haneli daralma... Kayseri Süper Ligde Buna da şükür sevindik... Nedir Bu İstanbul Sözleşmesi ? Ne Olacak Bu Dövizin Hali ? Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 5 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 4 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 3 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 2 Kim Bu Z Kuşağı?
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır