menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Biz Kadınlar Üzgünüz Sn. Cumhurbaşkanı'mıza Kırgınız!

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
24 Mart 2021, Çarşamba

Evet, aylardır süren tartışmalar sonucunda;

Hazırlanmasında en büyük payı olan ve öncülük eden Ak Parti'ye gönül vermiş kadınlar başta olmak üzere, ilgili STK'lar, farklı üniversitelerden destek veren akdemisyenler, farklı kurum-kuruluşların aylar-yıllar süren çalışmaları ile son derece kıymetli katkılarla hazırlanan ve mevcut durumda da ülkemizde sadece kadınların değil, milyonlarca insanın sahip çıktığı meşhur "İstanbul Sözleşmesi"nden Türkiye, gece yarısı bir Cumhurbaşkanlığı Kararı ile çıktığını beyan etti.

Hem de başta kadınlar olmak üzere, büyük toplum kesimlerinden ciddi tepki çekeceği aşikâr iken...

Ayrıca, daha 2 Mart 2021 tarihinde Sn.Cumhurbaşkanı tarafından görkemli bir lansman toplantısı ile  Beştepe'de açıklanan ve onca taahhüt  içeren "İnsan Hakları Eylem Planı"na rağmen !

Bilindiği gibi, İstanbul Sözlesmesi gibi TBMM’de kabul edilmiş uluslararası bir sözleşmeden tek başına CB Sn.Erdoğan’ın kararı ve imzasıyla Türkiye’nin çekildiği şeklindeki irade beyanı da ciddi bir hukuki tartışmaya sebep olmuştur.

Ülkemizde yetkin birçok hukukçu bu kararı, İstanbul Sözleşmesi'inde olduğu gibi CB Sn.Erdoğan’ın, Türkiye adına yapılmış başta Birleşmiş Milletler (BM)üyeliğinden çekilme dahil, taraf olduğumuz  birçok uluslararası sözleşmeleri tek başına aldığı karar ve tek imza ile iptal etme /çekilme yetkisine sahip olmasının yolunu açma tehlikesi yarattığı endişesi ile ülkemiz için bir garabet olarak değerlendirmektedir.

Yine aynı hukukçular tarafından, TBMM’nin yasama yetkisinin Cumhurbaşkanı sıfatı ile gasp edildiği, yani Sn.Erdoğan'ın kendi kararı ile şahsına uluslararası sözleşmelerin kaderi ile ilgili kendi kendine yetki vermiş olması durumunun endişe verici olduğu ifade edilirken, kararın uluslararası areneda da ciddi rahatsızlık yarattığını gelen açıklamalardan anlamaktayız.

Zaten bu vahim durumun, Anayasa’nın 90’ncı maddesi hükümlerine aykırı olduğunu ifade eden hukukçular, "bu konu ile ilgili yetki tasarrufu yalnız TBMM'ye aittir" demekte ve  CB Sn.Erdoğan'ın bu konulardaki yetkisinin zaten Anayasa'nın 104.maddesi ilgili fıkrasında sınırlandırıldığı da belirtilmektedir.

Uzun adı : Kadına Yönelik Şiddet ve Ev/Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi

Sözleşme ile ilgili detay bilgiye zaten  internette  ulaşabileceğiniz gibi, bu köşemde 18 Ağustos 2020 tarihli "Nedir Bu İstanbul Sözleşmesi ?" ve 9 Şubat 2021  tarihli "Yine mi Kadınlar !" başlıklı yazılarımda da  ulaşmanız mümkün...

Dolayısı ile bu yazımda daha çok iktidarın sözleşmeden ayrılış nedenlerine yer veriyor olacam...

Sözleşmeden ayrılış sebebi olarak sunulan argümanlar, tamamen zorlama yorumlar...

Örneğin, bahse konu sözleşmede geleneksel aile kurumuna zarar veren, hatta islami değerlerle ciddi oranda çelişen, LGBT gibi eşcinsel yönelimlerin meşrulaşmasına sebep olan, nafaka dayatması yapan ifadelerin/maddelerin yer aldığı gibi, uydurma, tamamen zorlama, akla ziyan, en hafif tabirle hiç de iyi niyetli olmayan, insan hakkını hiçe sayan bahanelerin, söz konusu sözleşme metni ile hiç alakası yoktur.

Sözleşmeyi ilk aşamadan beri takip edip, farklı STK'lar  tarafından yapılan birçok panel-çalıştay-konferans vb etkinliklere de katılmış biriyim.

Siyaset üstü olması gereken bu sözleşme, geçen yılın ortalarından itibaren, yani yürürlüğe girdikten 7-8 yıl sonra, her ne hikmetse bazı kesimler tarafından iktidarın da onayı ile iyi niyet dışı, bilinçli/hesaplı bir şekilde ve uydurma argümanlarla resmen siyasete alet edilerek, daha doğrusu siyasette pazarlık konusu yapılarak, gündemin ortasına yerleştirilmistir.

Sözleşme ile ilgili malum tartışmalar iyice ayyuka çıkıp,

Ak Parti'ye ve Genel Başkanı olan Sn.Cumhurbaşkanı'na, sözleşmenin iptali konusunda baskılar artıp, Ak Parti'nin  üst düzey yetkillileri de oy kaygısına düşünce, malesef olan yine kadınlara olmuştur.

Oysaki, benim de başlarda destek verdiğim (vermez olaydım) Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi(CBS)'nin propoganda sürecinde, yasamanın yani TBMM'nin gücünün artacağı, erkler ayrılığının/güçler arasındaki denge-fren sistemin çok daha iyi olacağı vb.vaadlerle birlikte, 50+1sisteminin tutturulabilmesi için siyasi partilerin, toplumun her kesiminin oyuna talip olacağı ve daha kucaklayıcı olmak zorunda kalacakları iddia  ediliyordu.

Lakin, geldiğimiz noktada toplum olarak malesef ki tam bir hayal kırıklığı yaşamaktayız. Bırakın kucaklayıcı olmasını malesef ki bu 50+1 sistemi, ülkeyi gerim gerim gerip, karpuz gibi ikiye ayırmaktadır.

Şöyleki, oy oranı düşük olan ama sesi yüksek çıkan Vatan Partisi/Saadet Partisi vb radikal fikirli azınlık partiler, belli cemeatler/tarikatler vb gruplar, iktidarın yol haritasını belirliyor, resmen oy vermemekle tehdit ediyor, hatta diğer ittifak ve/ya olası yeni ittifaklara/partilere geçmekle tehdit ederek, iktidara istikamet çiziyorlar.

Diğer bir ifade ile bu minik partiler/radikal gruplar, kısaca CBS dediğimiz  ucube, dünyada eşi benzeri olmayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde, büyük toplum kesimlerini ciddi oranda alakadar eden konularda iktidarı geri adım atmaya, yıllar öncesi kazanımları yok etmeye zorlar hale gelmiştir.

Ve sonuçta iktidar, "İstanbul Sözleşmesi" örneğinde olduğu gibi, kendisinin yıllar öncesinden öncülük ederek ilk imzacısı olduğu uluslararası sözlemeyi bile kendi iptal eder duruma düşmüştür...

Ki, bu da en hafif tabirle Ak Parti iktidarı için bir akıl tutulması hali olsa gerek !

Vahim olan diğer bir mevzu ise söz konusu sözleşmenin aslında henüz hukuken değil, ama tek imza ile usulen de hatalı, Anayasa'ya aykırı iptal edilmesinde öncü kuvvet olan radikal-azınlık grupların/partilerin, şimdi de  "zaten mevcut kanunlar bize kafi", dedikten sonra  "İstanbul Sözleşmesi tarzı bir sözleşmeye Türkiye'nin ihtiyacı yok” şeklinde son derece sıkıntılı ifadeler kullanmasını ve iktidarın da  "gerekirse tekrar Ankara Sözleşmesi yaparız" şeklindeki söylemini de çok sorunlu bulduğumu belirtme ihtiyacı duyuyorum.

Çünkü bu zihniyet yapısı, bu sorunlu anlayış, yukarıda da hukukçlarımızın yer verdiğım ifalerinde de olduğu gibi Türkiye'yi belki birçok uluslararası sözleşmelerden ayrılmaya ve sonuçta da dünyadan negatif yönde ayrışmaya kadar sürükleyebilir.

Dolayısı ile iktidarın yapması gereken, aslında bir çerçeve metni olan sözleşmeden çekilmek gibi bir geri adım/ilkel bir eylem yerine, varsa uygulamada yaşanan sıkıntıların giderilmesi olmalıydı.

Bununla birlikte, söz konusu sözleşme ile ilgili olarak çıkarılan 6284 Sayılı Yasa'da varsa ihtiyaç yeni düzenlemelere gidilmeliydi.

Eğer bu adımlar da yetersiz kalırsa, son aylarda iyice ayyuka çıkan, iktidar ile adeta siyasi pazarlık konusu edilen söz konusu tartışmaları bertaraf etmek için, Avrupa Konseyi’ne belki farklı bir irade beyanı ile gidilmeliydi.

Çünkü, Türkiye'de yıllarca kız çocukları daha oyun çağında iken resmen "çocuk gelin" yapıldı.

Bazı bölgelerimizde "berdel" denen o ilkel mübadele evliliklerine maruz bırakıldı. Töre, namus cinayetlerine kurban edildi.

Eğitimden koparıldı. İş dünyasında olmasına, ekonomik özgürlüğünü kazanmasına, kendi ayakları üzerinde durmasına izin verilmedi. Sadece kocasına/evdeki erkeğe koşulsuz biat etmesi istendi...

Gelenek-görenek denildi. "Eşindir, babandır, büyüğündür aile kutsaldır, senin yerin kocanın yanıdır" denildi ve şiddet gören kadın yıllarca susturuldu.

Yine, gelenek-görenek denildi ve kadın doğuştan itibaren  toplumsal cinsiyet eşitsizliğine maruz bırakılarak ötekileştirildi. Erkeklerle aynı fırsatlara erişmesi önlendi. Aşağılandı, genelde hep kontrol edilmesi gereken biri olarak görüldü. Haksızlıklara maruz bırakıldı.

Geldiğimiz aşamada ise başta Sn.Cumhurbaşkanı olmak üzere, Ak Parti üst düzey yetkilileri yıllarca güya kadınının toplumdaki saygınlığını arttıracağız deyip, kadınları da aynı zamanda oy deposu olarak görürken, rey ve koltuk kaygısı söz konusu olunca, gecenin kör karanlığında, tek imza ile alınan bir kararla kadınlar İstanbul  Sözleşmesi'nin kazanımlarından mahrum bırakıldı.

Ve kadınlarımız doğuştan itibaren zaten başlarına gelenlerin en büyük müsebbibi olan gelenek-görenek kardeşler girdabına tekrar itilmek istendi.

Ancak, Türkiye bunu hak etmiyor. Kadınlar asla bunu hak etmiyor.

Onun için evet, biz kadınlar üzgünüz ve Sn.Cumhurbaşkanı'mıza kırgınız !

Amma ve lakin, bize bunu reva gören iktidarı da zamanı gelince protesto/dislike etmeye de kararlıyız. Bu da böyle biline...

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Ekonomik Kurtuluş Savaşı mı ? Yoksa Geçim Savaşı mı ? Bakan Pakdemirli Konuşuyor Çiftçi Geriliyor ! Türkiye Dünya Ekonomi Liginden Düştü Fahiş Fiyatların Nedeni Kötü Yönetimdir Cumhurbaşkanı Adayı Kim Olmalı ? İktidardan çiftçimize yine öldürücü bir darbe ..! Turizmi Teşvik Kanunu Tek Adam Rejimine Uyarlandı! Vatandaşa yine mi IBAN numarası! Türkiye Ekonomide Tıkandı! İktidar sahaya inip vatandaşa derdini soramıyor Türkiye’nin Beka Sorunu Var! Denmişti Değil mi? Biz Kadınlar Üzgünüz Sn. Cumhurbaşkanı'mıza Kırgınız! Nerede Ak Parti'nin O Eski Reform Paketleri ! 8 Mart'ın Ardından ! Bu Plan İktidarı da Bağlayacak mı? İktidar İçin 50+1 Ayak Bağı Oldu ! Ay sonunu getirmek mi? Aya gitmek mi? "Gara Operasyonu"nun Ardından ! Yine mi Kadınlar ! Boğaziçi Üniversitesi ve Yeni Anayasa Taahhüdü! Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar - 6 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar -5 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 4 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 3 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 2 Siyasette ve Ekonomide 2018-19 ve 2020'den Akılda Kalanlar... - 1 Dış Politika ve Diplomasi Sanatı Mesele Katar sevdası ve/ya nefreti mi ? Yoksa şeffaflık ve güven mi ? Tek kanatla kuş uçmaz ! Şeffaflık ve güven aynı zamanda itibardır İktidar faiz lobisi ile barıştı ! İktidar rota mı değiştiriyor? Ekonomide asıl sorun neydi? TC Merkez Bankası Başkanları ne yapsa iktidara yaranamıyor! Ne Biden’cıyım ne de Trump’cı! Benim tarafım güçlü Türkiye Faiz ve döviz baskıya baş eğmez... Döviz son iki yılda yüzde 75’in üzerinde arttı En Çok Kazandıran Yatırım Araçları... Bankalar Kredi Musluklarını Kısabilir... Ekonominin Yol Haritası TC MERKEZ BANKASI FAİZ SINAVI Gençlik S.O.S Veriyor... Ekonomide tek haneli daralma... Kayseri Süper Ligde Buna da şükür sevindik... Nedir Bu İstanbul Sözleşmesi ? Ne Olacak Bu Dövizin Hali ? Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 5 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 4 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 3 Covid-19 Pençesinde Dünya Ekosistemi ve Türkiye - 2 Kim Bu Z Kuşağı?
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır