menüler
HAVA DURUMU

ANAYASA OYLAMASI

Selim TUNÇBİLEK
Selim TUNÇBİLEK
29 Mart 2017, Çarşamba
Ülkemiz 12 Eylül 1980 tarihinden bu yana tam 37 yıldır halk iradesinin önemsenmediği yönetim anlayışına dayalı bir anayasa ile yönetiliyordu. Halkın kullandığı oyların ve tercihlerin anayasanın tanımladığı kendince malum kavramlar içinde yorumlanmasını önemseyen bir anlayıştı bu. Bu anlayışın şifrelerini çözmek kolay olmadı. Hedeflediği toplumsal zemin, amaçladığı soysal ve ekonomik şartlar, geliştirdiği yönetim anlayışı ile ilginç uygulamalara sahne oldu. Tam otuz yedi yıl ülkemiz bu anayasadan çektiği kadar hiçbir şeyden çekmedi. Ülke için Anayasa Süleyman efendinin nasırından çektiğinden daha büyük acılar yaşattı bizlere.
 
1983 yılında yani otuzdört yılı aşkın bir süre önce 1982 Anayasanın geçici 15. Maddesine ithafen bir şiir kaleme almışım. Şiir Şöyle:
 
26 şubat
 
* 1982 anayasasını geçici 15. maddesine
 
inat bu ya…
 
üstelik insanlık bende kalsın
 
kimselere anlatmayacağım,
 
yüreğimde hançer eylül gecelerini
 
inat bu ya…
 
üstelik insanlık bende kalsın
 
hiçbir şey söylemeyeceğim
 
yaşamadıklarıma dair.
 
İnat bu ya…
 
Üstelik insanlık bende kalsın
 
Sebepsiz olsa da susacağım
 
Ağzımı bıçak açmayacak.
 
Yönetemeyen bir demokrasi icat etmede bizim kadar maharetli bir ülke daha gösterilemez. Yönetemeyen demokrasi, öğretemeyen bir eğitim sitemi, adalet temin edemeyen hukuk sistemimizle 1982 Anayasamız tutarlı bir bütünlük arz ediyordu. Bu durumdan 16 Nisanda kurtulma şansı elde ediyoruz. 16 Nisandaki halk oylamasına benim kadar huzurla gidip oy kullanacak ikinci bir vatandaşımız var mı diye doğrusu merak ediyorum. Zira 1982 Anayasasına karşı ilk zihinsel ve kültürel üretimi şiir yoluyla ortaya koyanlardan biriyim. Bu mutluluğun hakkım olduğunu düşünüyorum.
 
Dünyada ki bizim dışımızdaki Anayasaların herhangi bir maddesine karşı şiir kaleme alınmış mı doğrusu merak etmekten kendimi alamıyorum.
 
Halkımızın, evet bu Anayasa değişmelidir demesiyle birlikte sadece darbe kalıntısı anayasadan kurtulmayacak, yönetebilir bir demokrasiye, ardından öğretebilir eğitim sistemine, Adalet dağıtabilen hukuk nizamına da kavuşmuş olacak. Son genel seçimlerde bütün siyasi partilerin seçim bildirilerinde anayasayı değiştirmek birinci öncelikli konuydu. Ne oldu da CHP ve HDP bu önceliği unuttu anlamak mümkün değil. Kaldı ki 15 Temmuz alçak darbe girişimi yeni anayasa yapmayı bir mecburiyet haline getirmişken. Yenikapı ruhundan uzaklaşan CHP sandıkta kendi seçmeninden ağır bir tokat yiyecektir.
 
Anayasa oylamasında ülkücülerin evet mi hayır mı diyecekleri siyasi çevrelerce çok tartışılmaktadır. Bu tartışmayı çok anlamsız buluyorum. Ülkücüler bu toplumun en kararlı kesimini oluşturmaktalar. Onlar mesele vatan, millet, din, devlet söz konusu olduğunda kararsızlık gösteremezler. Kararsızlık onların fıtratına aykırıdır. Ülkücü gibi görünerek belirli güç odaklarının kaldıracı olarak toplumda görev yapanların ülkücü olmadıklarını gayet iyi biliyoruz. Ülkücü hiçbir çıkar gözetmeden ülküsüne odaklanmış kişidir. O nedenle ülkücünün kararı milli bekanın geleceği ile ilgilidir. Alpaslan Türkeş’in kaleme aldığı Dokuz ışık ülkücülüğün temel kitaplarından biridir. Orada başkanlık sistemi ülkücülere ülkenin kurtuluşu ve ilerlemesi için teklif olarak önerilir. Hiçbir ülkücünün bu öneriye göz ardı ederek, bir takım mahfillerin ve terör örgütlerinin dümen suyunda kalmış siyasi meftalarla birlikte hareket edeceği kanaatinde değilim. Ülkücüleri belirli güçlerin kontrolüne alma gayesiyle harekete katılmış kişilerin ülkücü ahlakla ve ülkücü kimlikle bir bağlarının olmadığı er geç anlaşılacaktır.
 
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli zamanlaması açısından çok dikkate değer, dünya siyasi durumuna uygun millet adına önemli bir adım atarak TBMM gündemine Anaysa değişikliğini getirmiştir. Meclis Üzerine düşeni yapmış kararı millete havale etmiştir. Yüce Türk milleti kendisine verilen fırsatları en akılcı biçimde değerlendiren önemli bir millettir. Bu geçmişte hep böyle olmuştur. 16 Nisanda da böyle olacaktır. Büyük bir ekseriyetle Anayasa paketinin değişimini onaylayacaktır. Milletin onayı ile 21. Yüz yılın Türk asrı olması için en önemli hamlelerden biri gerçekleştirilmiş olacaktır. Anayasa değişiminden sonra dünya artık her türlü gelişmelerde bu milletin karar ve tutumunu göz ardı ederek bir çözüm üretebilmesi mümkün olamayacaktır.
 
16 Nisandan sonra artık otel odalarında parti bölmelere, milletvekili pazarlamaları yapılarak halkın iradesinin değiştirilmesine ve dönüştürülmesine imkân yoktur. İktidar doğrudan halkın iradesi ile oluşacak ve halkın tercihi ile el değiştirecektir. Birtakım kurum ve makamlar milli iradenin önüne engel olarak çıkarılamayacak, çıkarıldığı takdirde doğrudan iradenin sahibi tarafından gerekli cevabı verilecektir. İstikrarlı yönetimlerin oluşumuna zemin hazırlayan yeni anayasa daha dinamik ve süratli adımların atılmasına imkân sağlamış olacaktır. Anayasa oylaması sonrası ülkemiz üzerinde emelleri olan güç odaklarının manevra alanları sınırlanacak, yasama organındaki tutumlar ve yaklaşımlara bağlı olarak milli iktidarların ve millete dayanan siyasi ahlakın önü açılacaktır.
 
Kuvvetler ayrılığı ilkesi yeni anayasa ile yasama ve yürütme bağlamında gerçekleşmiş olacak, yürütmenin yasama organı üzerindeki baskısı kalkmış olacaktır. Dolayısıyla meclis halkın beklentilerine ve ülke çıkarlarına uygun bir çalışma temposuna kavuşacaktır. Yeni anayasa düzenlemesi demokrasi tarihimiz açısından da önemli bir reform niteliğindedir.
 
21 yüzyılın Türk asrı olacağını düşünenler önlerine gelen referandum imkânını iyi kullanarak ülkemizin ve milletimizin önünü açmalı, bütün ezilen, sömürülen, mazlum milletlerin umudu olduğunu dünyaya 16 Nisan sonuçlarıyla ilan etmelidir.
 
Cumhuriyetin yüzüncü yılına yönetebilir bir demokrasiyle girmek önemli bir hamledir. Yeni anayasa ile birlikte milli birliğimiz daha da kuvvetlenecek, ülkemiz kazanacaktır. Bu düşüncelerle evet demek ülkemizi olduğu kadar dünyamızı da daha da huzurlu bir dünya yapmaya katkı sağlayacaktır.
 
Anayasa oylaması bu anlamda dünya siyaseti içinde milletimizin ayağa kalkış hamlesidir. Oylamanın en temel anlamı budur. Böyle görülmelidir.

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır