menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Türkiye’de Önemli Bir Sorun: “Çıraklık”

Prof. Dr. Tuncay ÇELİK
Prof. Dr. Tuncay ÇELİK
03 Ekim 2020, Cumartesi
BİLİNDİĞİ gibi son yıllarda
meslek mensupları sürekli
“çırak” bulamadıklarından,
bu nedenle de mesleklerin
gelecek nesillere aktarılması
konusunda önümüzdeki yıllarda
sorun yaşanacağından şikayet
etmektedirler. Sanıyorum
hepimiz bu yakarışa hak
vermekteyiz. Saçımızı kestirmeye
gittiğimizde, oto tamircisine
gittiğimizde, eve tesisat ustası
çağırdığımızda ve daha birçok
durumda ustaların yanında çırak
olmadığını görüyorduk. Burada
“görüyorduk” diyorum çünkü
son birkaç yıldır bu boşluğu
Suriyeli çocukların doldurduğu
ve artık bazı işletmelerde Suriyeli
çırakların çalıştığına şahit
olmaktayız.
1960’lar, İkinci Dünya
Savaşı sonrası yoğun sanayi
üretimi yapan ülkelerin ortaya
çıktığı yıllardır. Bu ülkelerden biri
de Almanya’dır. Almanya hala
Dünya’da en çok mal üreten ve
satan Çin - Japonya ile birlikte
ilk 3’tedir. Almanya, yoğun
üretim sürecinde 1960’lardan
sonra yabancı işçi göçüne ihtiyaç
duymuştur. Özellikle bu ihtiyaç
o yıllarda Türkiye, Ortadoğu
ülkeleri, o dönemde komünist
olan Bulgaristan, Romanya,
Yugoslavya ve Polonya’dan
kaçan işçiler tarafından
sağlanmıştır. Göç eden işçiler
genellikle vasıfsız oldukları için,
maden, belediye hizmetleri, inşaat,
ağır fabrika üretimi vb. gibi işlerde
ucuz işgücü olarak kullanılmıştır.
Bu göç, kontrollü ve Almanya
tarafından istenen bir durum
olduğu için, Almanya işçilere
sosyal imkanlar sunmuş, bunları
işe yerleştirmiş, çocuklarının eğitim
ihtiyaçlarını karşılamış ve tümüne
yakınını kayıt altına almıştır. Şu an
Almanya’da benzer durum farklı
şekilde yeniden yaşanmaktadır.
Almanya, Çin ile fiyat rekabeti
yapmanın çok zor olduğu şu
dönemde, Bulgaristan ve
Romanya’dan kaçak gelen
işçilerin sosyal güvencesiz ve
ucuza 3 ay deneme süresi
adı altında çalışmalarına ses
çıkarmamakta, 3 ay süre sonunda
bu kişilerin akrabaları ile yer
değiştirmelerine göz yummaktadır.
Almanya böylece sanayicinin
işgücü maliyetlerinin kısmen de
olsa azalmasının sağlandığına
inanmaktadır.
Türkiye, Suriye’de olayların
başlamasının ardından tam
rakamın ne olduğu bilinmemekle
birlikte yaklaşık 5 milyon
Suriyeli göçü ile karşı karşıya
kalmıştır. Afganistan, Türk
Cumhuriyetleri, Romanya,
Bulgaristan, Polonya ve bazı
Afrika ülkelerinden de Türkiye’ye
çalışmaya gelenlerin sayısı net
olmamakla birlikte 1 milyona
yaklaştığı belirtilmektedir.
Görüldüğü gibi Türkiye’de
önemli bir sayıda yabancı işçi
bulunmaktadır ve bu durum,
Almanya’da olduğu gibi bizim
isteğimiz ve kontrolümüzde ortaya
çıkmamıştır. Gelen yabancıların
ne kadarının resmi kayıt altında
olduğu hala bilinmemektedir.
Ülke ekonomimizin yapısı gereği,
bizim Almanya gibi gelen bu
yabancı işçilerin tümüne iş imkanı
ve sosyal haklar sunmamız da
mümkün değildir. Sadece yıllık
otomobil ihracatı bile bizim
toplam ihracatımızda fazla olan
Almanya’nın o dönemlerde belki
de hala yabancı işçi göçüne
ihtiyacı olabilir fakat burada
önemli soru “bizim ne kadar
göçmen işçiye ihtiyacımız olduğu
ya da ihtiyacımız olup-olmadığı?
dır. İşte Suriyeli göçmenlerin
çocukları şimdi 8 yıllık eğitim,
daha önce çıraklık okullarının orta
öğretime eş değer sayılmaması,
çalışma koşullarının zorluğu,
düşük ücret ve statü gibi birçok
nedenle bizlerin çıraklığa
göndermediği çocuklarımızın
yerini almaktadır. Son yıllarda
bizde oluşan “tamirci olup
da ne olacak, okusun en
kötü memur olur hem maaşı
da çalışma koşulları da
daha iyi” düşüncesi, çıraklık
kurumuna önemli bir darbe
vurmuştur. Dünyanın gelişmiş
ülkelerinde meslek mensupları
ile üniversite mezunlarının
çalıştığı işlerde ücret ve statü
farkı yok denecek kadar az hatta
bazı ülkelerde emek kazancı
çok daha yüksektir. Gelişmiş
ülkelerdeki bu yapı, gençlerin
meslek kararı verirken teknik
eğitim veren meslek yüksek okulu
ve üniversiteler arasında dengeli
bir tercih yapmalarına da neden
olmaktadır. Ayrıca bu ülkelerde
bakanlıklar, gelecekte hangi
mesleklerde ne kadar işgücüne
ihtiyaç duyulacağı konusunda
mezun planlaması yapmaktadırlar.
Maalesef ülkemizde buradaki
gibi bir planlama yapılmadığı
gibi, üniversitelerimizde hala
piyasada ihtiyaç duyulmayan ya
da ihtiyaçtan fazla öğrenci alan
bölümler açılmaktadır. Ayrıca
ara eleman ihtiyacında yıllarca
çok önemli bir görev üstlenmiş
olan meslek ve teknik liseler de
önemini yitirmişlerdir.
Görüldüğü gibi “çıraklık”
ya da “ara elaman” problemi
önümüzdeki yıllarda Türkiye
ekonomisinde önemli bir problem
oluşturacak gibi görünmektedir.
Mesleklerimiz, kendi neslimiz
tarafından değil yabancılar
tarafından sürdürüleceği gibi,
mesleklerin azalması durumunda
işçilik ücretlerinin de yükseleceği
ortadadır. Amerika’da saç tıraşı
bize göre oldukça pahalıdır. Hatta
satınalma gücü oldukça yüksek
olmasına rağmen birçok Amerikalı
saç traşını kendisi yapmaktadır. Bu
durumun satınalma gücü oldukça
düşük olan bizim ülkemizde
ortaya çıkması durumunda
yaratacağı olumsuzluğu bir
düşünün! Sanayi ihtiyaç duyduğu
ara eleman ve çırak ihtiyacını şu
an kısmen de olsa Suriyelilere
karşılayabiliyor. Suriyelilerin
çalışması sosyal açıdan sokaklarda
başıboş gezmelerinden, kötü işlere
bulaşmalarında, gelir elde ettikleri
için sağa-sola sarkmalarından
daha iyi görünebilir. Hatta,
sanayiye ucuz işgücü temini ve
ara eleman ihtiyacın karşılanması
açısından da olumlu görülebilir.
Burada asıl sıkıntı, vasıfsız işgücü
sayısı artarken üretim ve ticaret
hacmi artmadığı için, ekonomide
kesin olan fırsat maliyetinin
ortaya çıkması yani bir taraf
iş bulurken diğer tarafın işsiz
kalmasıdır. Suriyeli göçmenlerin
iş bulamamaları ve çocuklarının
eğitim alamamaları durumunda
ortaya çıkması muhtemel sosyal
ve kültürel sorunlar da ayrıca bir
sıkıntı kaynağıdır. Artan işsizliğe
bağlı olarak benzer sıkıntı, kendi
çocuklarımız için de geçerli
olacaktır. Devlet, bu sorunun
çözümü için en düşük devlet
memuru ile asgari ücret arasındaki
farkın kapanmasını sağlamalı,
teknik ve meslek liseleri tercih
edilir hale getirilmeli, bu okullar ve
çıraklık tercihi nedeniyle çıraklık
eğitim merkezlerine gidenlere
ücret desteği verilmelidir. İçinde
bulunduğumuz durum, ileride bazı
mesleklerin yok olmasına ve işçilik
ücretlerinin normal üstü şekilde
artmasına sebep olacaktır. Bu
durumdan sizin, bizim kısacası
hepimizin zarar göreceği de
maalesef apaçık ortadadır.

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır