menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Türkiye ekonomide küçük Çin olabilir mi?

Prof. Dr. Tuncay ÇELİK
Prof. Dr. Tuncay ÇELİK
13 Ocak 2021, Çarşamba

2000’li yıllara gelirken Çin, bir yılda AB üyesi tüm ülkelerde mezun olan üniversite öğrenci sayısı toplamından daha fazla öğrenciyi üniversitelerinden mezun eder durumdaydı. Ayrıca Çin, uzun yıllar ABD ve Avrupa başta olmak üzere Dünyanın bir çok üniversitesine yüksek eğitim görmek üzere öğrenciler göndermişti. Bu öğrencilerin mezuniyet sonrası ülkelerine akademisyen ya da mühendis olarak dönmelerinin de etkisi ile Çin, bilişim, mühendislik ve uzay bilimlerinde hızlı gelişmeler kaydetmeye başlamıştır. Ayrıca Çin, her yıl 700 bini bulan üniversite mezunlarına ve vatandaşlarına iş imkanı yaratmanın en doğru yolunun üretim kapasitesini artırmak ve uluslararası pazarlara açılmak olduğunu da erken farketmiştir. Günümüzde Çin sadece sanayi ve teknoloji ürünlerinde değil, tarımsal ürün üretim ve ihracatında da ilk sırada gelmektedir.

Çin, özellikle 1990’ların sonlarında ucuz işgücü, vergi teşvikleri, düşük enerji fiyatı ve yıllardır sabitlenmiş döviz kuru gibi önemli faktörlerin de etkisiyle yabancı sermayenin üretim üssü haline gelmiştir. Özellikle Çin para birimi Yuan’ın (Renminbi) Dolar karşısındaki değerinin sabit tutulması, ülke içindeki üreticilerin maliyet ve fiyatlama konusunda herhangi bir belirsizlik dolayısıyla da istikrarsızlık yaşamamalarını engellemiştir.  Çin ilk zamanlarda bir çok ürünü taklit ederken şimdi ise kendi patent ve ismiyle tanınan bir çok uluslararası markaya da sahip olmuştur. Yaparak öğrenme olarak adlandırılan, üretimin ilk aşamalarında daha yavaş ve kalitesiz olarak nitelenebilecek ürünlerin üretimi yoğun iken şimdilerde Çin, fiyata göre istenen miktar ve kalitede ürün üretebilen bir üretim üssü haline gelmiştir. Ayrıca Çin’in düşük fiyata bol miktarda uluslararası piyasalara sunduğu mallar, Dünya ürün fiyatlarında önemli bir düşüşe de neden olmuştur. Ayrıca her ne kadar aralarında bir ticaret savaşı varmış gibi görünse de, ABD ve Çin arasında yoğun bir alışveriş vardır ve ABD, Çin ürünleri için büyük bir talep potansiyeline sahiptir.

Çin ekonomisiyle ilgili söylenecek çok şey olmakla birlikte, son günlerde AB ortalamasının çok altında olduğu sıkça dile getirilen asgari ücret ile Türkiye’nin de Çin gibi yabancı sermaye çekebilecek bir potansiyeli oluştuğundan bahsedilmektedir. Bu konuyu açmadan önce şunu belirtmekte fayda olduğuna inanıyorum. Son 15 yılda zaten Türkiye’de bir çok yerli firma, ya yabancılara satıldı ya da bu firmaların birçoğuna yabancılar ortak oldu. Yabancılar bu dönemde Türkiye’de yeni bir fabrika kurmaktansa, kurulu firmalara ortak olmak ya da satın almak yolunu seçtiler. Ülke ekonomisinin içinde bulunduğu yapısal problemler ki özellikle üretimin ithalata bağımlılığı nedeniyle sanayinin kur hareketlerine olan aşırı duyarlılığı, son yıllarda yerli olduğu kadar yabancı yeni yatırımların da önünü tıkamıştır.  Çin, elinde bulunan 2 trilyon Doları aşan rezervi ile parasının değerini Dolar karşısında sabit tutmakta ve uluslararası koşullardan kaynaklı bir kur istikrarsızlığının yurtiçi üretime, dolayısıyla da maliyetlere yansımasını engellemektedir.  Maalesef ülkemizin böyle bir politikayı uygulama gücü olmadığı gibi, açıklanan dış ticaret rakamları kurdaki yükselişe yani Türk mallarının yabancılar için ucuzlamasına rağmen ihracatın artmadığı gibi ithalatın da azalmadığını göstermektedir. Ayrıca Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı olması, üretimde kullanılan doğalgaz, elektrik ve petrol ürünleri gibi enerji maliyetlerinin de yüksek olmasına neden olmaktadır. Yabancı yatırımcıların Türk şirketlerle ortak yatırım için görüşmelerinde yüksek enerji maliyetleri, işveren üzerindeki yüksek vergi yükü ve karışıklığı, aşırı bürokrasi gibi faktörlerden şikayet ettikleri bilinmektedir. Şu an Çin’de sıradan bir işçinin günde 8 saat ve cumartesi günü çalışma dahil aylık ücreti 650-700 Dolar iken, bu rakam Shangai gibi Çin’in büyük kentlerinde 850-900 Dolara çıkmaktadır. Çin’de 2000’lerin başında bu ücretler 200 Dolar civarındayken üretimle birlikte gelen ekonomik büyüme ve refah artışı, ülkede ortalama ücretlerin de artmasına neden olmuştur. Ayrıca ülkedeki yoğun üretim ve sabit kurun yarattığı etkiyle, enflasyon oranındaki gerileme de ücretlilerin satın alma gücünü arttırmıştır. Şu an, Doların 7.5 TL olduğu varsayımıyla 380 Dolar olan asgari ücret, Çin’deki ücretlerin bile oldukça gerisinde hatta yarısı kadardır. Peki düşük ücret düzeyi Türkiye’yi yabancı şirketler için cazip bir üretim merkezi yapmış gibi görünüyor mu? Sanırım bu sorunun cevabı hayır. Avrupa, Özellikle sanayi devi Almanya Polonya ve Macaristan’da yeni yatırımlar gerçekleştirirken, Asya’da da Hindistan ve Pakistan ucuz işgücü ve vergi indirimlerinin cazip olduğu, hammadde kaynaklarına yakın yeni üretim merkezleri olmaya aday ülkeler olarak dikkat çekmektedir.  Son dönemde artan faiz oranları, ülkemizde yeni yatırım imkanlarını azaltacak olmakla birlikte burada asıl amacın doğrudan yatırımdan çok yurt dışından sıcak para girişi sağlamak olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar Pandemi süreci bahane edilse de Wolkswagen firmasının Türkiye yatırımından vazgeçmiş olması, yazımızın başlığında belirttiğimiz Türkiye ekonomide küçük Çin olabilir mi? Sorusuna, en azından yakın gelecekte böyle bir ihtimalin görünmediğini ortaya koymaktadır.

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır