menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

KUR NEDEN YÜKSELİYOR?

Prof. Dr. Tuncay ÇELİK
Prof. Dr. Tuncay ÇELİK
10 Ekim 2020, Cumartesi
 
BİR ülkenin belli bir dönemde toplam döviz ihtiyacın yine toplam döviz rezervlerine eşit olması durumunda o ülkede döviz piyasası dengede olur.
Burada döviz ihtiyacı, dış ülkelere olan borcun geri ödenmesi ile ithalat bedelinin karşılanması gereğinden ortaya çıkmaktadır. Eğer bir ülke, yaptığı ithalat kadar ihracat yapıyorsa dış ticaret dengesini sağlamış demektir. Yine bu ülke ihracatından daha fazla ithalat yapıyorsa, dış ticaret açığı vermiştir. Dış ticaret açığı, varsa ülkenin turizm gelirleri ve ülkeye gelen yabancı sermaye ile kapatılabilmektedir. Turizm geliri ve yabancı sermaye girişinin olmadığı durumda ise ortaya cari açık çıkmaktadır. Eğer ülkede cari açığın olmadığı bir dış denge sağlanmışsa, bu durumda döviz ihtiyacı dış borç ödemelerinden kaynaklanabilmektedir.
Türkiye ekonomisinde yakın geçmişe baktığımızda, özellikle Ağustos 2018’de yaşanan kur hareketi sonrası özel sektörün yurt dışı borçlarının 207 milyar Dolardan 2020 ilk yarısında 162 milyar Dolara gerilediği görülmektedir. Bununla birlikte toplam borç stoku, 2020 yılı ilk yarısında 421 milyar Dolardır. Ayrıca ihracat ile ithalat arasındaki farkın, turizm geliri ve yabancı sermaye ile kapatılamayan kısmı olan cari açık da -21.6 milyar Dolardır. Bu rakamlara, özellikle son yıllarda yap-işlet-devret şeklinde yapılan alt yapı yatırımlarına verilen 100 milyar Dolar üzerindeki ödeme garantisi de eklendiğinde, ülkemizin Dövize olan ihtiyacı apaçık ortaya çıkmaktadır.
Ülke olarak bu kadar çok borcumuz varken döviz kazandırıcı faaliyetlerden elde ettiğimiz gelirlerin düşük olması, dövize olan ihtiyacın şiddetini arttırmakta, ortaya çıkan bu durum da döviz kurunun yerli para karşısında değer kazanmasına yani kurun artmasına neden olmaktadır. Bunun yanında kur üzerinde var olan baskıyı biraz daha arttıran diğer bir unsur da, halk nezdinde ortaya çıkan “dolarizasyon” talebidir. Hane halkı, düşük faiz oranı ortamında tasarruflarını TL’de tutmak yerine, alternatif yatırım aracı olarak “döviz” de tutmayı tercih ettiğinde, piyasalarda döviz talebi artmakta ve kur daha da yükselmektedir.
Ayrıca düşük faiz getirisi ortamında bir de ekonomi yönetimine duyulan güven de azalmışsa, hane halkının döviz talebi daha da artmaktadır.
Son dönemde TCMB tarafından uygulanan düşük faiz oranı, hatta yıllık enflasyon oranı altında verilen mevduat faizlerinin yarattığı negatif reel faiz getirisi, hane halkının tasarruflarını borsa, altın, döviz ve gayri menkul gibi diğer alternatif araçlarda değerlendirmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda eğer ülkeye yeterli düzeyde yabancı sermaye girişi varsa, halk düşük faiz ortamında dövize hücum etse bile, kur kontrol altında tutulabilir. Örneğin geçen yıl ülkemize 34 milyar Dolar yabancı sermaye girmişken, bu yılın ilk yedi ayında net 18 milyar Dolar sermaye çıkışı olmuştur.
Yabancılar, faiz oranları cazip hale geldiğinde yani enflasyon oranı üzerinde pozitif reel faiz olduğunda yatırımlarını o ülkeye yönlendirmektedirler. Düşük faiz oranı ve pandemi sürecine bağlı olumsuz ekonomik şartlar bizim gibi ülkelerden yabancı sermayenin çekilmesine neden olmuştur (Aslında düşük faiz oranı yatırımların artmasına neden olur fakat bizim ülkemizde kredi faizlerinin düşmesine, bunun da yatırımdan çok tüketici kredilerine yönelmesine yani tüketimin artmasına neden olmuştur.) Pandemi nedeniyle beklenen turizm geliri de olmayınca Türkiye’nin dövize olan ihtiyacı hızla artmıştır.
Yakın dönemde önemli bir ihracat artışı ve ithalat azalışı sağlanamayacağına göre, döviz ihtiyacı yine ya borçlanmayla ya da yabancı sermaye girişi ile karşılanabilecektir. Dünya ekonomisindeki gelişmeler ve ülke ekonomimizin içinde bulunduğu durum bu yılın son üç ayında yabancı sermaye girişi konusunda tahmin yapmayı güçleştirirken, hükümetin en son %6.5 gibi çok yüksek bir faiz oranıyla dolar borç almış olması, döviz ihtiyacının borçlanmayla karşılanacağını işaret etmektedir. Sonuç olarak da yeni alınan dış borç, zaten var olan dış borcu daha da arttıracaktır. Ortaya çıkan bu sarmal Türkiye daha fazla fikir (bilim), bu fikirler ışında daha fazla mal, daha fazla hizmet üretip ürettiklerini ihraç etmedikçe ve ithalata olan bağımlılığı da azaltmadıkça son bulmayacaktır.
 

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır